MANGA'YA ÖNERİLER!
Bu yazımda Manga’ya başarılı olmaları için bazı önerilerde bulunmak istiyorum.
Bu sene bizi Eurovision’da temsil edecek Manga şarkısının ilk yayınlanacağı gün TV8’de “Erken Baskı” programında Seda Akgül ile birlikteydim.
Manga ile ilgili yazılarıma açıklık getirdik.
Yani benim Manga ile bir problemimin olmadığını ancak TRT’nin bu seçim sistemine şiddetle karşı çıktığımı ve bunu bu sene Eurovision’a gidecek sanatçı belli olmadan önce yazdığım “TRT’ye Açık Mektup” başlıklı yazımda da (Bkz Yazı Arşivi 06.10.2009 tarihli yazım) açıkça ifade ettiğimi kamuoyu öğrenmiş oldu.
Ve sıra Manga’nın şarkısını dinlemeye geldi.
Şarkı bittikten sonra benim ilk tepkim şarkıyı çok beğendiğim şeklinde idi.
Düzenlemede bazı değişiklikler yapılması gerektiğini ve bilhassa seçilen bazı “sample”ların yani enstrüman seslerinin demode olduğunu da sözlerime ekledim.
Bugün de tamamı ile aynı fikirdeyim.
Medyadan takip ettiğim kadarı ile kendilerini müzik uzmanı sanan bir çok yazar şarkıyı beğenmediklerini söylemişler.
Halkın tepkisi de aynıymış.
Bu benim hoşuma giden bir şey.
Nedense ben bir şeyi beğendiğimde büyük çoğunluk beğenmiyor ya da tam aksi oluyor. Yani ben beğenmiyorum çoğunluk beğeniyor.
Niye hoşuna gidiyor derseniz farklı görebildiğimi ve duyabildiğimi bir kez daha gördüğüm için hoşuma gidiyor.
Çünkü sonuçta haklı çıkan da çoğunlukla ben oluyorum.
Bence bu sefer de ben haklı çıkacağım.
Yalnız Manga’nın bazı değişiklikler yapması şartı ile.
Tamam bu şarkı kesinlikle bir Manga şarkısı değil.
Açıkçası bu benim problemim değil.
Bunu bu görevi onlara veren TRT’ye sormak lazım.
Siz bu guruba bu görevi her halde onların yaptığı müziği beğendiğiniz için verdiniz. Onlar ise şimdi bambaşka bir tarz ile karşımızdalar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye.
Bu seçim şeklinin ne kadar yanlış olduğunun da bir göstergesi bu.
Ama dedim ya bu artık beni ilgilendirmiyor.
Şu andan itibaren benim için önemli olan Manga’nın başarılı olması.
Bunun için de onlara bazı önerilerde bulunacağım.
İlk ve en önemli önerim şarkının düzenlemesinin bir Rock/Tango şeklinde yeniden elden geçirilmesi.
Manga zaten bir rock grubu. Bu şarkılarında ise bir tango ritmi de mevcut.
Bilerek mi yaptılar bilmiyorum ama bence bu, şarkının en büyük avantajı.
Eurovision Şarkı Yarışmaları’nda “televoting” sistemine geçildikten sonra oylar artık daha çok yakın ilişkiler üzerine kurularak veriliyor.
Bu konuda en avantajlı ülkelerden biri biziz.
Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızın oyları sayesinde bir çok ülkeden en yüksek puanı alıyoruz.
Ama bu birincilik için yeterli olmuyor.
Yakın ilişki oylarının diğer bazı ülkelerden gelecek ilave oylar ile desteklenmesi şart.
Bunun için de o ülkelerde yaşayan bazı kişileri bize oy vermek için heyecanlandırmak gerekiyor.
Bunun formülü de aidiyet..
Yani çeşitli ülkelerde yaşayan ve belirli bir müzik türüne, ya da yaşam biçimine ilgi duyan kişilere “bunlar da bizden” dedirtmek lazım.
Bunun en iyi örneklerinden birini Finlandiya’lı gurup Lordi’nin 2006 Eurovision Şarkı Yarışması’nı kazanmasında yaşadık.
Pek önemli özellikleri bulunmayan ve şarkıları da oldukça sıradan olan Lordi, ilginç kıyafetleri ve yaptıkları müzik tarzı ile tüm Avrupa ülkelerinde yaşayan Metal’ciler ve Hard Rock’çuların “bunlar bizim kardeşimiz “ diyerek telefon başına geçmelerini ve oy vermelerini sağlayarak1.liği kazandılar.
Zaten hep söylüyorum kim ne diye yerinden kalksın da herhangi bir bağı olmadıkça ya da şarkı ya da şarkıcıya büyük bir sempati duymadıkça ( ki bu da geçen yılın 1.sini belirledi) telefonu çevirip oy versin.
Bu yazıyı okuyanlar, hanginiz kalktınız da sırf şarkısını beğendiniz diye bir ülkeye oy verdiniz, bir sorun kendinize.
Ama Almanya’da ya da Fransa’da olsaydınız kesin kalkıp Türkiye’ye oy verirdiniz.
Ya da her hangi bir ülke Türk ezgilerini ya da Türk enstrümanlarını kullanarak bir şarkı sunsaydı, ben dahil hepimiz o ülkeye oy verirdik.
İşte “tango” ve “rock” da Manga’nın sihirli kelimeleri.
Bilhassa Tango son yıllarda tüm dünyada büyük beğeni ve ilgi toplayan bir müzik tarzı.
Türkiye dahil tüm ülkelerde insanlar tango dersleri alıyor, tango dinliyorlar.
O yüzden Manga’nın bu tango ritmini İYİCE belirgin hale getirmesi, ama bunu yaparken de o demode sesler ile değil de rock “sound”unu kullanarak yapması lazım.
O takdirde bu müzik tarzlarına sempati duyan iki guruptan da ( Rock’çılar, Tango’cular) bir çok kişi Manga için oy verecek ve Manga’yı sıralamada yükseklere taşıyacaktır.
Böyle bir düzenlemenin Manga’nın şarkısını Avrupa müzik listelerine sokacağından da en ufak bir şüphem yok.
Bence Manga müzik tarzlarını değiştirerek aldığı hayranlarını bile gücendirme riskini ancak çok iyi bir sonuç alarak telafi edebilir ve benim bu önerilerim de bence onların tek çıkış noktaları.
Onlar için aksini düşünmek bile istemiyorum.
MTV’den Avrupa’da Yılın En Başarılı Sanatçısı ödülünü almak kolay.
TRT’den ülkemizi Eurovision’da temsil etme görevini almak da kolay.
Zor olan çıkıp bir yarışmada bileğinizin hakkı ile iyi bir netice ile alabileceğinizi göstermek.
Alın size altın değerinde bir fırsat.
Hem kendinizin, hem de benim gibi sizin yanınızda olanların 30 Mayıs günü başları dik dolaşmasını sağlayın .
Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızda dolaşan müzik aşkında mevcuttur.