SAYLAN VE KILIÇDAROĞLU!
Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz ve ölümü ile yüz binleri ağlatan Türkan Saylan, ölümünün 1. Yıl dönümünde Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’nda yapılan bir etkinlik ile anıldı.
Etkinlik programına Genco Erkal, Ayten Gökçer, Gülriz Sururi, Süheyl Batum, İdil Biret gibi isimler sahnede yer alarak katkıda bulundular.
Peki geçen yıl kaybettiğimizde büyük yankı uyandıran ve medyada büyük yankı uyandıran bu ölümün yıl dönümünde medya bu anma törenine ne kadar ilgi gösterdi.
Hiç.
Ben gazetelere göz gezdirdim bir şey göremedim.
Belki atlamışımdır dedim “google”a girdim yine bir şey yok.
Peki Türkan Saylan’ın arkasından göz yaşları döken, kendilerini yerden yere atan halkımız ne yaptı.
Yine hiiç.
Alışılmış bir davranış biçimi.
Çoktan unuttular bile.
Omuzlardan indirmediğimiz sanatçıyı, futbolcuyu, siyasetçiyi bir gecede yerlere atar bir de tekmeleriz.
Seçimlerde % 50’ye yakın oy almış bir partinin lideri içler acısı bir mahkeme kararı ile asılır, rahmetli babam dışında kimsenin çıtı bile çıkmaz, kapısının önüne bile çıkamaz.
Sonra bir bakarsınız aynı partinin devamı olan parti seçimlere girmiş % 40 oy almış.
Eee neredeydiniz be milyonlarca insan, adam boynu bükük asılırken.
Allah rahmet eylesin sonuçta onunki de bir candır ama şu ülke için hiçbir şey yapmamış, tek arzusu Fidel Castro gibi ülkenin başına geçip diktatör olmak olan Deniz Gezmiş ise medyanın unutulmazları arasında yer alır.
Cezaevine giriş sebebi lokantada yan masasında oturan adamı öldürmek olan ve açık cezaevinde yatıp izinli çıkışında firar eden Yılmaz Güney de bir diğer unutulmaz halk kahramanıdır medyanın.
Daha bugün gazetelerde vardı. Hülya Koçyiğit anlatmış, afişlerde ismi ikinci sırada yazıldığı için sinema kurşunlamış bu önemli halk kahramanı.
Baykal istifa ettiğinde ağlayanlar bugün Kılıçdaroğlu’nun en büyük şak şakçılarıdır.
Kılıçdaroğlu bir tökezlemeye görsün bu guruh onun da üstüne basa basa yeni liderlerinin elini öpmeye giderler.
Daha çocukken mahallelerde başlayan “kral öldü yaşasın kral” anlayışının en geçerli olduğu ülkenin vatandaşı olmanın da bir kaçışı yoktur ne yazık ki.