Festivalle ilgili tüm hareketin, toplantıların, gösterimlerin merkezinde yer alan otelimiz Ritz-Carlton haricinde bir yer gezdim-gördüm dersem yalan olur.
Bu sene, Festivale esas gidiş amacım ‘In the Land of Blood and Honey’ filminin galasına katılmaktı.
Gala ’ya Angelina Jolie, eşi Brad Pitt, tüm oyuncu kadrosu ve yapımcı GK Film’in sahibi Graham King katıldı.
Filmin gösterildiği salona ilk Brad Pitt girdi, kendisine ayrılan yere oturdu.
Yaklaşık bir on dakika boyunca herkes ayakta onu resimlemeye çalışırken o da gayet sempatik tavırlarla gülümsemeyi ihmal etmedi.
Bir süre sonra filmin yapımcısı, senaristi ve yönetmeni sıfatı ile Angelina Jolie anons edildi ve ışıl ışıl elbisesiyle Angelina izleyicilerin tam ortasındaki koridordan ağır ağır yürüyerek, bir prenses edasıyla herkesi selamladı.
Kendisine ayrılmış olan sevgili eşinin yanındaki koltuğa geçti.
Arkasından da tüm oyuncu ekibi anons edildi. Hepsi tek tek içeri gelerek Angelina ve Brad ile aynı sıradaki kendilerine ait olan koltuklara oturdular.
Tüm ekip hep beraber izleyicilerin alkışları arasında selam verdikten sonra Angelina’nın ve ekibin önceden organize edilmiş yemekli bir toplantısı olduğundan dolayı ayrılmak zorunda olduğu söylendi.
Işıkların sönmesiyle birlikte tüm ekip salondan ayrıldı.
Her şey son derece sistematik organize edilmişti. Özellikle Brad’in önce girmesi ilk attention’ı alması, arkasından Angelina ve sonrasında da tüm ekip! Yani kimse kimseden rol çalmamış oldu.
Filmin sonunda, geri gelip tekrar bir selamlama seremonisi yapılıp yapılmadığını bilmiyorum çünkü bizde peşlerinden sinema salondan çıktık.
Çok ağır dram içerikli bu hüzünlü filmin Türkiye dağıtımcısı olarak filmi daha önce zaten iki kez izlemiştim. Yüreğim bir üçüncü seferi daha göğüslemek istemedi doğrusu!
Filmden sonra ‘after party’ e davetli şanslı azınlığın arasındaydık.
PAULY SAAL HAKKINDA…
Parti ‘Pauly Saal’ denilen bir mekânda gerçekleşti.
Son derece sofistike bir dekoru olan mekân 1835 yılında inşa edilmiş ve 1930 yılında genişletilmiş bir Musevi kız okuluymuş.
Mekân, Berlin’in 20 ve 30’lu altın yıllarından ilham aldı deniliyor.
Tarih ve sanatın iç içe olması hedeflenen mekân, ayrıca çeşitli sanat sergilerine de ev sahipliği yapıyor.
Son derece büyük olan ‘Pauly Saal’ da bar ve restorana ek olarak ufak ve özel toplantılar için kullanılan özel yemek odaları da mevcut.
Yolunuz düşerse mutlaka görülmesi gereken yerler listenize ekleyin derim...
Film ekibi bu özel odalardan birinde, kapıda bekleyen iki tane koruma görevlisi eşliğinde takılırken bizde Brad ve Angelina ile aynı ortamda olmanın keyfini çıkardık.
ANGELINA VE BRAD HAKKINDA…
Angelina genel olarak kapının dışında koridorda davetlilerin filmle ilgili övgülerine, sorularına cevap verirken Brad ise bu bahsettiğim oda da yapımcı Graham King ile bol bol sohbet etti.
İkili toplamda yaklaşık 2 saat kadar mekânda kaldı. Ve bu süre boyunca çok fazla yan yana gelmedi.
Ünlü çiftin partiye katılımı Brad Pitt’in koridora çıkarak eşinin kulağına bir şeyler fısıldaması ve ikilinin herkese iyi akşamlar dilemesi ile son buldu.
Tüm bu süre boyunca, odadan bir içeri bir dışarı çıkarak her ikisini de göz hapsimde bulundurmak en büyük eğlencemdi!
Angelina Jolie, yorgun ama güzel görünüyordu. Onun yüzünde iyimser, tatlı bir ifade olduğunu düşünüyorum ya da bu kadını sevdiğim için bana da öyle geliyor olabilir.
Evet, çok zayıftı, yüzünün kemikleri çıkmış, yanakları içeri çökmüş gibiydi ama yine de bence çok güzel ve zarifti.
Tuvaleti Jenny Packham, ayakkabılar Stuart Weitzman, mücevherleri ise Vhernier imzalıydı.
Brad Pitt’in göz kenarlarındaki hafif kırışıklıklar onun bebeksi suratına olgun, erkeksi bir hava getirmiş gibiydi.
Dolce&Gabana marka takım elbisesi ve uzun saçlarıyla son derece yakışıklıydı.
Yalnız gece boyunca ağzında döndüre döndüre çiğnediği sakız çok iticiydi. Neden bilmiyorum sanki umursamaz, vurdumduymaz bir ifade veriyordu bu sakız olayı ona!
Acaba Angelina Jolie gibi bir kadını taşımak ona zor mu geliyor diye düşünmeden edemedim.
Sosyal sorumlulukları ile zaten sürekli gündemde olan, bir Oscar, üç Altın Küre ve başka birçok ödül ile onurlandırılan Angelina’nın yanında Brad Pitt’in kariyerine baktığımızda filmlerinin sadece sayısız adaylıkları olduğunu görüyoruz.
Bu sene 27 Şubat’ta gerçekleşecek olan Oscar Ödül Töreni’nden de eli boş dönerse yakışıklı Brad Pitt iyice bunalıma girip, evde çoluk çocuk bakma moduna geçer mi dersiniz?
‘Moneyball’ filmi ile ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında adaylığı olan Brad Pitt bakalım bu kez Oscar heykelciğini kucaklayabilecek mi?
Son iki senedir oyuncu olarak hiçbir filmde yer almayan Angelina Jolie’nin yeni projesi ise ‘Maleficent’ isimli bir Disney filmi olacakmış.
Filmin vizyon tarihi 2015 olarak görünüyor.
Bu süre zarfında Angelina ailelerine eklenecek 7.çocuğu dünyaya getirirken umarım Brad’de biraz daha kendi kariyerine yoğunlaşır!