“Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisindeki Mete ile ilgili yazdığım yazının (aşağıda) yorumlarına bakıyorum da hepsi Mete'den yana..
Sezen, Ayşe, Şeyda, Ceyda, ismini yazmak istemeyen misafir yorumcular hep Mete'yi savunmuş.. Eminim ki savunan arkadaşlar genç arkadaşlar.. Henüz çocuk sahibi olmamış okurlar herhalde..
Yorumlar güzel ve hepsi tarafsız olarak yayınlanıyor editörler tarafından, “aman patrona ayıp olur” demiyorlar.. Aferin gecce.com editörlerine..
Bu arada benim taktığım başka bir konu ise şu;
Yorumlar hep Mete ile ilgili ve hep yazıya ters yorumlar. Oysa yazının sonunda “Bu arada, dizide babaanneyi oynayan Hasefe'ye (Meral Çetinkaya) “Yılın Oyunculuk Ödülü” veriyorum.. Bir insan bu kadar mı güzel oynar, bu kadar mı içten oynar.. Gerçekten yaşıyor babaanne Hasefe.. Helal olsun, Varolsun Meral Çetinkaya” diye bir paragraf var.
Hiçbir yorumcumuz da, “Vallahi helal olsun Kenan Bey.. Bence de yılın sanatçısı ödülünü hakediyor Hasefe nine” dememiş..
Hep polemikçiyiz, hep olumsuzluklara bakıyoruz. Hiç iyi tarafları göremiyoruz nedense.. Yorumlarınızı bekliyorum..
ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ?“Öyle bir Geçer Zaman ki” dizisinde yaşanan aile gerçeğini yazmıştım geçen yazımda.. Çocukların babalarına karşı tavrını eleştirmiştim. Bazı okurlar çocuklardan yana çıktı, beni haksız buldu. Tabii yazımı haklı bulanlar da oldu... Sinan Engin'in oğlu Oğulcan diziyi bu yüzden seyretmiyormuş mesela..
Yine bazı okurlarım kızacak ama en son bölümde haklı olduğumu bir kez daha anladım..
O Mete'nin hali ne öyle? Babasına yumruk atıyor, yetmiyor amcasının ağzını burnunu kırıyor. Tam psikopat bir çocuk!
Gecce yarısı liseli bir kız evden çıkıp babası yaşında bir adamla buluşuyor, amca kardeşinin kızını gecce yarısı yaşlı bir adamla sarmaş dolaş görüyor, ne düşünecekti?
Mete de Rambo ya, baba-mama, amca-dayı ne varsa Allah versin giriyor!
O Mete'yi bir yerde görmeyeyim ben döveceğim vallahi..
Bu arada, dizide babaanneyi oynayan Hasefe'ye (Meral Çetinkaya) “Yılın Oyunculuk Ödülü” veriyorum.. Bir insan bu kadar mı güzel oynar, bu kadar mı içten oynar.. Gerçekten yaşıyor babaanne Hasefe.. Helal olsun, Varolsun Meral Çetinkaya..
TÜRKİYE'DE YAŞADIĞI İÇİN ÖLDÜKaramsar yağmurlu bir havada, gazetelere dalmış gidiyorum..
Siyasi tarafta değişen bir şey yok.. Hep aynı haberler var..
29 Ekim'de Çankaya Köşkü'nde yapılacak resepsiyon davetiyesinde “uzun etek giyilmesi” diye bir uyarı varmış!
Değişen bir şey yok yani.. Hala “etek boyunda”yız!
Bu arada içkiye yine zam yapılmış! “Şarap içmeyin üzüm yiyin”in devamı!
Diğer bir haberde ise havada uçan, ellerini ölüme uzatmış şekilde düşen bir adamın fotoğrafı var.
Adı, Mahmut Taşkın.. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışıyormuş. Çatıya çıkmış ve “Nişanlım olmadan bu dünyada yaşayamam” deyip kendini boşluğa bırakmış.
Haberi okumaya devam ettikçe, itfaiyenin hava yastığı açtığını okudum ve içim rahatladı. Çünkü Mahmut Aydın'ın aşağı düşen fotoğrafında pişmanlık hali var gibiydi.. Elleriyle hayata tutunmak ister gibiydi.
Ama haberin devamını okuyunca, “işte Türkiye” dedim. Hava yastığına rağmen, Mahmut Taşkın ölmüş!
Gerçekten bazen anlamakta zorluk çekiyor insan..
Selde boğulanlar, kazalarda ölenlere alıştık gibi.. Ama adam atlayacak işte.. Hava yastığı da açılmış.. Eee, neden ölmüş?
Türkiye'de yaşadığı için..
Servisiyle işine giderken otobanda minibüsün içinde boğulan insanların olduğu bir ülkede, hava yastığına rağmen ölen intiharcının günahları affolsun, yattığı yer cennet olsun..
Son not; Mahmut Taşkın'ın cebinden, “Anne baba hakkınızı helal edin. Baba kredi kartı borcum var. Onu ödersin” yazılı not çıkmış..