YAZARLAR

MAGAZİN - DEDİKODU
DİLARA PEKEL
dilara@gecce.com
twitter.com/dilarapekel
Son Güncelleme: 01 Mayıs 2010 04:41
AŞK-I MEMNU'DA KASETLER KARIŞIRSA..
Kıvanç Tatlıtuğ'un Beyaz Show'da söylediği 'Türkiye'de ilk kez canlı final yapacağız' söylemini duyduğum andan itibaren kabuslar görmeye başladım.. Ki söylemem gerekir ki Kıvanç'ın bu durumu toparlamaya çalışması ve 'hayır hayır, öyle olmayacak' nidaları atması da içimi rahatlatmadı.. Kurt düştü bir kere bünyeye, nasıl rahat olabilirim ki!!

Hele aklımda Binbir Gecce gibi fena bir örnek barındırırken bu imkansız bir şey.. Rüzgarda bir uğuldayan, bir patlayan sesler, oyuncuların repliklerini unutması, en action beklediğimiz sahnelerde gözüne ışık tutulmuş tavşanlar gibi kalmaları fena ötesiydi.. Ah tanrım tüm detayları aynı anda hatırlayınca fena halde gerildim yine..

Hadi bizdeki örnekleri de geçtim, eğer yanlış hatırlamıyorsam bu canlı yayın tekniği daha önce Will and Grace dizisinde de kullanıldı. Onlar platolarda çekim yapmalarına rağmen yine de bu işi uzun süre devam ettiremediler. Ki onların çalışma saatleri filan son derece düzgündü.. Ama bizim gibi bir ülkede set çalışanlarının ve oyuncuların uzun saatler çalıştıklarını ve bu nedenle performanslarının düştüğünü de kabul edersek canlı yayın işi gerçekten ama gerçekten çok zor.

Aynı zamanda bu işi canlı çekebilmek için ciddi bir tiyatro geçmişinin olması gerekir diye düşünüyorum. Oyuncuların hazırlıklı olması gerekir yani.. Binbir Gecce'de de kimin ne kadar hazırlıklı olduğunu gördük.. Tiyatrodan gelme Halit Ergenç bile takılıp kaldıysa Kıvanç ya da Beren niye takılmasın? Evet iyi oynuyorlar, bizi doyuruyorlar ama onlara 'oyuncu' demek için son derece erken.. Tamam Kıvanç oyunculuk anlamında kendini çok geliştirmeye çalışıyor, oyunculuk dersleri vs alıyor.. Ama Beren Saat'in herhangi bir oyunculuk eğitimi yok! Kendisi bir TV yarışmasından geldi. Evet orası da canlı yayındı ve ufak skeçler yapıyordu ama bu tamamen farklı bir şey ve oradaki durumdan çok daha riskli.

Ve en baba etkene geliyorum.. Nehabat Çehre yani Firdevs Hanım dizide kendi sesiyle oynamıyor.. Bu da çok büyük bir handikap.. Hatırlayın Asmalı Konak'ın filmini.. Dizide kendi sesiyle oynamayan bir çok oyuncu dizinin sinema filminde kendi sesiyle oynamak zorunda kalmıştı ve ne kadar itici olmuştu.. Sinema filmi Asmalı Konak efsanesini yok etmişti..

Şimdi aynı durum Firdevs Hanım için de geçerli.. İki yıldır Firdevs Hanım'ı başka bir sesle kulaklarımıza aşina ettik ama final canlı olursa gerçek sesi son derece yadırgayacağız bu bir gerçek..

Uzun yazının özeti eğer gerçekten bir 'fenomen' olmak istiyorlarsa kusursuz bir son yapmaları lazım! Bu da ne yazık ki canlı yayınla mümkün değil!!

İşte tüm nedenlerden ötürü Ay Yapım'a seslenmek istiyorum:

İçinizdeki bütün kötü düşünceleri kovun.. Ne canlı yayını, ne finali! Unutun yok böyle bir şey gelmedi sizin aklınıza.. Oturun oturduğunuz yerde! Rahatı batırmayın bir taraflarınıza. Her zaman yaptığınız gibi gidin çekin finalinizi işte.. Üçüncü kez Amerika'yı keşfetmeye gerek yok! Denendi ve olmadı bu iş..

Kitap belli, final belli.. Bol sürprizli olacak geyiklerine de inanmıyorum.. Bihter silahı alacak ve intihar edecek..

Bu sahnenin canlı çekildiği hayal edebiliyor musunuz? Ben edemiyorum şahsen.. Hadi Beren Saat canlı yayın stresinden çok gerildi ve kafasında tasavvur ettiği oyunculuğu sergileyemedi? Ya da o sahne yönetmenin hoşuna gitmedi.. O zaman ne olacak? 'Kestiiikk' diyemeyeceğine göre koskoca iki yıllık emek çöp olacak! Ve akıllarda sadece o anki başarısızlık kalacak.. Elde edilen başarıya da gölge düşecek böylece..

Halit Ziya Uşaklıgil'i de düşünerek onu mezarında ters döndürmeden şu işi şanınıza uygun şekilde bitirmelisiniz diyerek son sözümü söylüyorum..

(Tabii bu arada tüm bu söylemler Kıvanç'ın finali ağzından kaçırma olasılığı üzerine oluşturuldu.. Belki Kıvanç bize yanlış aksettirdi, belki de hiç böyle bir fikir yok kimsenin aklında.. O zaman saygıyla eğilir, susarım..)

OLASI FİNALLER..

Romantizm akımında bir kural vardır: 'Eğer bir sahnede, bir silah göründüyse, bir başka bölümde o silah mutlaka patlamalıdır' Evet biz o silahı gördük ama henüz hiçbir şekilde patlamadı.. Yukarıda da dediğim gibi nerede patlayacağını da hepimiz biliyoruz..

Ama biz bu dizide bir de kaset gördük.. Şu anda sadece Beşir biliyor bu kaseti.. Bu kasetin de bir yerde patlaması lazım.. O yüzden intihar sahnesinden önce bu kaset bir yerde mutlaka patlamalı.. Bu nedenle şöyle bir senaryo geliştirdim konuyla ilgili:

Örneğin Nihal ve Behlül'ün düğünü için çekilen kasetle Beşir'in çektiği sevişme kaseti karışsa.. Düğün geccesi herkes o mutluluk ve hüzün dolu sözlerin yer aldığı kaseti beklerken barkovizyonda ateşli sevişme görüntülerinin olduğu o kaset görüntülense.. Ve o kasetleri karıştıran da Cemile olsa.. Bihter de bu olaydan sonra koşarak odasına çıkıp intihar etse ve Behlül kaçsa..

Konudan bağımsız iki senaryom daha var.. Birincisi:

Düğün için hazırlanan kasette Matmazel'in bölümünde bir boşluk oldu biliyorsunuz.. Tam Nihal'i anlatırken gözyaşlarına boğuldu, bir süre ara verdi.. Adnan Bey'e itiraf edecek gibi oldu bildiklerini ama yine sustu.. Sonra da kaset için konuşmaya devam etti..

Kaset için konuşanların hepsini gördük ve dinledik ama hala Matmezel'in ne söylediğini bilmiyoruz.. O nedenle Matmazel kasette her şeyi itiraf edebilir.. Bunun öğrenen Adnan önce ne olduğunu anlayamaz ama sonra Bihter'e okkalı bir tokat atar ve Bihter koşarak odasına çıkıp intihar eder, Behlül yine kaçar!

Ve ikincisi de şudur:

Behlül'ü tekrar elde etmek için orman yağmur dinmeden onun peşine düşen Bihter düğün geccesi damat odasına gitse, 'aşkım son kez birlikte olalım, seni istiyorum' haykırışlarından birini attırsa, Behlül de 'çık içimden Bihter çık içimden' diye isyan etmesinden sonra yine duygularının esiri olarak ona karşı koyamasa ve tam o sırada içeriye Nihal girse.. Bihter ve Behlül'ü sevgi pıtırcıkları şeklinde görse.. Babasına koşup, 'Hilmi'nin söyledikleri doğruymuş' diye kaçarak uzaklaşsa.. Adnan'ın olayı öğrendiğini duyan Bihter oyunun bittiğini anlayıp koşarak yukarı çıksa ve intihar etse.. Ve pek tabii ki Behlül yine kaçsa..

Neyin ne olacağını 24 Haziran'da hep birlikte göreceğiz.. Nefesleri tuttuk bekliyoruz.. Umarız 'memnu'niyetimiz 'hüsran'a dönüşmez!

Bol seyirli günler efendim..
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir. Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bu yazıya yorum yazan ilk kişi siz olun, hediyeler kazanın!
sayfa başı
© 2001-2012 MEDYANET İNTERNET HİZMETLERİ YAYINCILIK VE TİC. LTD. ŞTİ.