Geç gelen kar havası kısa sürdü. Her güneşli günde olduğu gibi insanlar sokaklara döküldü. Taksim Meydanı'ndaki kalabalık tünele doğru azalıyor, adımların rahatlıyor ve acele acele yürümekten başka etrafına da göz gezdirebiliyorsun artık. Canın bir yere girip oturmak istiyor. Bu kez farklı bir yer olsun. Bugün öyle bir gün. Daha da aşağı inmeli, mesela Galata taraflarına. Yok, o küçük, iç içe yerlerden biri olmasın. Oturdun mu geniş geniş oturasın, başını kaldırdığında gökyüzünü göresin. Ismarlamayı yaptın ama neresi orası? Hislerini takip et bakalım. Galata Kulesi'nin sokağından aşağı saptın. Biraz yürüdün, yürüdün… İşte geniş bir kapının önündesin, içeri göz atıyorsun, büyükçe bir avlu… Aradığın, böyle bir yer sanki. Neymiş adı? “WISTERIA”.

Belki böyle bir günde, dolana dolana rastgele gireceğin bu bina 1870 yılında yapılmış. Papaz Okulu olduğu o zamanlardaki mistik ruhu hâlâ taşıyor bünyesinde. Mekanın iki ortağından biri olan Hakan Akgil, önce Wisteria'yı gezdiriyor. Mor salkım ağacı bahçenin (avlunun) hakimi. Avlunun sağında kalan kapalı salona giriyoruz. Tuğla duvarlar, yüksek tavan, ahşap kokusu, hemen girişteki uzun bar, yuvarlak masalar ve üzerlerindeki şamdanlar… hepsi gizemli bir hava katıyor buraya.
Yeni sahipleri gerek mimarisi gerek dekorasyonuyla orijinal dokuyu olabildiğince korumuşlar. “Burası tarihi bir bina. Daha önce kullananlar sıva yapmışlar, tuğlaların üstünü öyle kapamışlar. Ortağım Uğur Bey (Uğur Sevinç) ve ben eski hâline getirdik.”
Wisteria mor salkım demek. Bir gün bir turistin ağacın ismini sorması üzerine araştırınca “Wisteria” olduğunu öğrenmiş mekan sahipleri. Böylece ağaç, mekana adını vermiş.
Wisteria ne zaman açıldı?“2010 Şubat ayında tadilat başladı. Temmuz başında da faaliyete geçti.”
Siz daha önce bu sektörde miydiniz peki?“Evet, daha önce bu işi yaptım ben. Hem otel işlettim hem restoran işlettim Çanakkale'de. Ortağım Uğur Bey de bu işlerle uğraşıyordu. Karar verdik ve burayı işletmeye başladık.”
Bu binayı nasıl buldunuz?“Bina bizim bir arkadaşımıza ait. Yer ararken kendisi 'Gelin, burayı canlandıralım.' dedi. Öyle başladık hazırlıklara.”
Daha önceden de restoran olarak mı kullanılmış burası? “Burası 5-6 senedir boş. Dediğim gibi arkadaşımın yeriydi, kendisi elektrik-elektronik işinde. Onlar karşıya taşınınca, bize de bu teklifte bulununca biz yerleştik.”
Biraz ekibinizden bahseder misiniz? “Biz 20 kişilik bir ekibiz. Buradan bahsedecek olursak; her gece canlı piyano dinletimiz var. Hafta sonları, yani Cuma- Cumartesi akşamları Suna Yıldızoğlu ve İngiliz müzisyen Joe Sebastian sahne alıyorlar, caz müzik yapıyorlar. Canlı performans saat 20.00'de başlıyor. Bunun dışında mutfak şefimiz, aşçımız bundan iki hafta önce “Dünya Aşçılar Federasyonu tarafından yılın Altın Madalyalı Türk Aşçısı seçildi.”
Mutfağa dairWisteria misafirlerine Dünya Mutfağı'ndan seçenekler sunuyor. İngiliz, Fransız, Arjantin Mutfakları'ndan örnekleri burada bulabilirsiniz. Mekan çok fazla yabancı misafir de ağırladığından Türk Mutfağı'ndan yemekler sunmak önemli. Bu anlamda Wisteria Kebap öne çıkıyor. Cheesecake hemen her cafe/restoranın mönüsünde yer alan bir tatlı ama tadını tutturmak her işletmenin yapabildiği bir şey değil. Wisteria'nın cafe bölümüne uğrarsanız cheesecake denemeniz tavsiye edilir.
“Geçmişten Günümüze” Caz…Mekanda müzikseverler caz müziğin yanı sıra DJ performansı da dinleyebiliyorlar. Bu etkinlikler, çoğunlukla müşterilerden gelen taleplere göre şekilleniyor. Ekip kendisine gelen istekleri değerlendirirken işletmenin çizgisinin çok dışına çıkmamaya dikkat ediyor. Hafta içi her gün caz dinleyebileceğiniz restoranda Cuma-Cumartesi sahne alan Yıldızoğlu ve Sebastian ise “geçmişten günümüze” örnekler sunuyor.
Bölüm bölüm WisteriaOrijinal mimarideki ilginçlik Wisteria'daki düzene de tesir etmiş. Örneğin; söyleşiyi yaptığımız yer “cafe”. Mekanın bu özel cafe'sinin kapasitesi 20-25 kişi. Burada doğum günü partileri, akşam üstü beş çayları yapılıyor ve her şey günlük hazırlanıp sunuluyor.
Tuğla duvarlarla çevrili büyük salon da restoran bölümü olmasının yanı sıra özel ve daha büyük davetler ve kahvaltılar için kullanılıyor.
Kış bahçesinde 40 ila 60 kişi ağırlanabiliyor. Yine gruplar için, özel organizasyonlar için kapatılabiliyor.
Meşhur mor salkım ağacının gelenleri karşıladığı bahçe yazın çok revaçta. Piyano yazın bahçeye alınıyor ve yemek & müzik keyfi burada devam ediyor.
Önümüzdeki sezon içinse alt katın gecce kulübü yapılması fikri var.
Butik Otel de hizmete girecekRestoranın üstü henüz kullanılmayan ve olduğu gibi avluya bakan odalarla dolu. Butik otel fikrinin sebebini sorunca, “Üst katımız bayağı büyük. Şu sıralar da çok yoğun talep var, gerek İstanbul'dan gerekse İstanbul dışından. Çok turistik ve merkezi bir yerdeyiz. İstanbul'a gelen turistlerin mutlaka % 90'ı Galata'ya gelir. Buraya da yabancı müşteri çok geliyor.” diye yanıtlıyor Hakan Bey.
Orta katta toplantı salonunun, en üst katta teras ve restoranın olacağı otel şu an çizim aşamasında.
Kıssadan hisseGüne erken başladın, işin ya da okulun Beyoğlu & Galata civarında veya o sabah yolun tesadüfen Galata'ya düştü; Wisteria'da kapılar sabah saat 08.00'de açılıyor. Bir kahvaltıya ne dersin?
Tüm gün dışarıda koşturdun durdun. Öğle vakti geldi çattı, yemek yemezsen bayılacaksın, o hâldesin. İçeri gir, bir yemek ye, kendine gel. İşler azıcık beklesin.
Akşamüstü 5 çayı… Çok da eskilerde kalmadı. Haber et sağa sola, günün bu saatinde muhabbetin tadı başka (cheesecake yemeyi de unutma).
Bu akşam sakin bir akşam geçirmek dileğin. Biraz yemek, biraz şarap, biraz müzik. Avluya kurul, sigaranı yak. Gecce 01.00'e kadar keyif senin.
Itır Yıldız yazdı..