İstanbul’da beton yığınları arasına sıkışıp bu hafta sonu yine boş geçirenler çatlasın patlasın diye yazıyorum. Belki bu yazıyı okuyup kanları kaynarda televizyon önünde gecen günlerine küçücük bir macera ile renk katarlar.
Düzce Melen Çayı’nda ki parkurlarda 12 kilometre kürek sallarken adrenaline doyduk. Doğanın eşsiz güzelliği ile büyülendik. Zorlu şelaleleri geçmek için sırtımızdan tam 3 saat ter aktı ama kuş seslerinin karıştığı su sesi ile huzura erdik, dinlendik. Kısaca bambaşka bir boyutta bu hafta sonu Düzce Melen Çayı’nda ki mutlu insanlardan biriydik.
Otobüs sabah evinizin kapısından alıyor. Tam bir iki saat içinde Düzce’nin yeşiliyle kaplanmış serin Melen Çayı’nın kıyısında buluyorsunuz kendinizi. Suyun şarıldayan sesi kulaklarımıza okşarken, mis gibi havasını ciğerlerinize çekerken kuş sütünün eksik olmadığı kahvaltı sofrasında köy ekmeğinizi köy yumurtasına batırıp halis tereyağlı omleti tadıyorsunuz.
İnsan sırf bu kahvaltı için gider. Zaten kahvaltının başında bulunan amcamız şehirden gelen bu tada aç bizleri tabak, tabak defalarca omlete saldırınca durdurmak için sert tavırlar yapmasa nerdeyse orada çatlayacaktık. Nedense o oksijen bolluğundan mı, yoksa köy ürünleri farkından mı bilemem kahvaltı tadıyla damaklarımızda iz bıraktı. Ohhhhh…
Sonra rafting hocaları düdüklerini çalıp çağırınca ne denli çok yediğimizi yerimizden zor kalkınca anladık.
Bize brifing verdiler. Kürek nasıl tutulur. Botun neresine oturulur. Hangi komutlarda nasıl hareket edilir. Tek, tek öğretildi. Hatta karada uygulama sınavından bile geçtik.
Sonra giysilerimiz verildi. Kask ve can yeleği olmazsa olmazlardan. Artık hazırdık. Sekiz kişilik bir ekip kurup botumuzu yüklenip dere kenarında rehberimizle birlikte kendimizi akıntıya bıraktık.
Haydi hop hop hop. Küreklere asıldık. İlk acemilik anları çabuk geçti. Usta rehberimiz sayesinde hemen alıştık. Melen Çayı değip küçümsemeyin. Parkurların zorluk dereceleri şöyle değerlendiriliyor. En şiddetlisi altı. Melen Çayı ise dört şiddetindeki parkurlara sahip.Ama mevsim nedeni ile iki şiddetinde.
İlk başta Melen Çayının aktığı vadiye büyüleniyorsunuz. Yemyeşil Değirmen köyünde başlayan Rafting turunuz zorlu parkurlarda heyecana dönüşüyor. Adrenalin yükleniyorsunuz.
Öyle çok gülüyor öle çok bağırıyorsunuz ki kuş seslerini bastırıyorsunuz. Ama en keyif aldığınız anlar ise diğer bot ile yan yana geldiğinizde küreklerle birbirinizi ıslattığınız anlar.
“Kuru kuru” diyerek bağırıp diğer takımı sırılsıklam bırakıyorsunuz.
Bu en eğlenceli kısmı, ama en korkulu anlar ise parkurda bottan yuvarlanıp akıntıya kapılıp sürüklendiğiniz anlar. İlk düşüşlerde biraz olsun ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Kural şu. Düşünce ayaklarınız ilerde cenin pozisyonu alıp kendinizi akıntı yönüne bırakmak. Zaten sırtınızda can yeleği olduğu için bot gibi sürükleniyorsunuz.
Kayalara çarpmamak için caba sarf ederken sığ akıntılarda ise kayalara sürtünerek ilerlerken korkmamak imkânsız. Ama sonra alışıyorsunuz. Hatta parkurun sonuna doğru kendinizi suya bırakıp bu adrenalin dolu anları defalarca yaşıyorsunuz.
Hatta, korkunuzu yenip rehbere rica ediyorsunuz. “Lütfen botu devirin”…
Bu da çok zevkli. Hep birlikte sağa yüklenip botu ters çeviriyorsunuz.
Tekrar botu düzeltmek teknenin üstüne çıkmak acayip eğlenmenize neden oluyor.
Parkurun Altıncı kilometresine geldiğinizde ise bir cay molası veriliyor. Bir köy evinde yapılan çaylar ikram ediliyor. Çayda çay içmek pekiyi geliyor.
Sonra yeniden botlara zorlu bir 6 kilometrelik parkur. Bitsin istemiyorsunuz. Çünkü tüm sıkıntıları unutup bu doğa harikası yerde bambaşka bir boyuta geçiyorsunuz.
Yüzünüzdeki gülümseme rehberinizin “Geldik yanaşıyoruz” demesi ile hüzne dönüşüyor. “Hiç bitmesin” dediğiniz bu minicik serüven Beyler köyünde son buluyor. Ama doğa kokusuna karışan mangal kokusu sizi kendinize getiriyor.
Son durakta giyinip nefis çorba köfte pilav menüsü ile karnınızı doyurup tekrar şehre tatlı anılarla dönüyorsunuz.
Yol boyunca bu hafta iyi bir karar vermiş olmanın mutluluğunu yaşıyorsunuz.
Bu macerayı önümüzdeki haftalarda yaşamak isteyenler için adres aşağıda. Yol, kahvaltı, yemek kısaca her şey dahil adam başı 140 istiyorlar ama gurubun çokluğu ve iyi bir pazarlıkla bu fiyattı da düşürmek mümkün.
Kendinizi sıkmayın, hadi sizde kendinizi akıntıya bırakın. İyi maceralar.
EXTWAY TURİZM VE DOĞA SPORLARI İLETİŞİM BİLGİLERİ:
Adres: Kuşdili cad. Dokuzlar apt.22/5 Kadıköy / İstanbul
Telefon: 0216 4496858