Dizi ilk etapta şaşırtıcı ve gizemli senaryosu ile diğer dizilerden sıyrılıyor. Klasik, alışık olduğumuz bir anlatım kenara bırakılmış ve yeni bir anlatım dili benimsenmiş dizide! Neyin ne olduğunu anlayabilmek için aksatmadan her bölümü pür dikkat izlemek gerekiyor. Bir bölümün kaçırılması demek dizi ile bütün bağların kopması anlamına geliyor! Bu, dizinin bir handikabı! Zira izleyici bir hafta diziyi izleyemediğinde bir sonraki hafta kaldığı yerden aynı hikâyeyi izlemeye alışmış durumda!
Dizinin senaryo ayağında dikkatlerden kaçmayan bir durum da dizinin sanki bir film projesi gibi tasarlanıp yazılmış olması… Yirmi beş bölüme bölünmüş koca bir film aslında Son! Her bölüm tansiyon biraz daha yükselecektir ta ki finale kadar! Zaten “Adı Son Sonu Sır” şeklinde oluşturulan dizinin sloganı da bunu destekliyor. Dizinin ilk bölümlerindeki durağanlık da bu yüzden! Bir sinema filminin ilk on dakikası tadındaydı ilk bölümler. “Bunlar kim? Nerden tanışıyorlar? Gizlenen ne? Alev’in nesi var..vs” şeklinde soruları sordurmaya yönelikti bu ilk bölümler. Ana konuya henüz girmemişlerdi. Artık yavaş yavaş karakterlerin bağlantıları kurulmakta ve izleyiciyi başka sorulara yönlendirmekteler! Değişik, farklı bir yöntem!
Dizinin yirmi beş bölüm olarak tasarlanıp ve bütün bölüm senaryolarının yayın öncesinde hazırlanmış olmasının diziye çok büyük artıları var. Bir imkânsız gerçekleştirilmiş adeta! Genelde oyuncular, yönetmen bölüm senaryosuna set günü kavuşur. Oysa Son dizisinde oyuncusundan yönetmenine herkes ödevlerine çalışmış durumda! Bu da dizinin kalitesini olabildiğince yükseltmiş. Herkes ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor!
Bunun dışında dizinin yönetmeni Uluç Bayraktar’ın varlığıyla diziye kattıkları şüphesiz tartışılmaz! Ezel’den tanıdığımız Uluç Bayraktar, Ezel’deki titiz çalışmasını Son’da da gösteriyor. Her sahne üzerine uzunca bir süre çalışıldığı bariz belli! Ayrıca Uluç Bayraktar’ın bir özelliği de elindeki malzemeye çok iyi şekil verebiliyor oluşu. Dizideki karakterlerin dünyasını yansıtma konusunda şüphesiz en iyi yönetmenlerden biri Uluç Bayraktar!
Dizinin oyuncularına gelecek olursak, dizi bünyesinde adeta bir rüya takımını barındırıyor. Nehir Erdoğan, Engin Altan Düzyatan, Erkan Can, Berrak Tüzünataç, Yiğit Özşener, Aylin Aslım, Ülkü Duru bu rüya takımının as oyuncuları. Her biri dizi içinde en üst düzeyde bir oyunculuk sergiliyor. Zaten izleyiciyi ekrana çeken faktörlerin başında oyuncular ilk sırada yer almakta! Bu açıdan doğru bir cast oluşturulmuş dizide!
Peki, dizi bu kadar doğru şeyi bir araya getirmişken neden bir Ezel gibi efsane olamadı? Neden sokaklarda Ezel kadar konuşulmuyor yapım?
Ezel, ilk bölümünden itibaren net olarak bir intikam hikâyesi anlattığını beyan etmişti. Üstelik biz Ömer’in hikâyesi ile çok kolay özdeşleşebilmiştik. Çünkü Ömer mağdurdu! Hayatı çalınmıştı! Ancak Son’a baktığımızda hala daha hikâyenin ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Son’un benimsediği tarz bu! Ancak bu tarz izleyiciyle arasında bir mesafe koymasına neden oluyor. İzleyici kimle özdeşleşeceğini seçmekte zorlanıyor. Her karaktere şüpheyle bakıyoruz ve “bunda bir şey var” diyoruz.
Bunun dışında dizinin müzikleri Ezel’i çağrıştırıyor. Dizide Ezel’de oynayan oyuncuların bir kısmı yer alırken bir de müziklerde olan benzerlikler dizinin kendi ayağına çelme takmasına neden oluyor! Tam odaklanıp Son’un büyüsüne girecekken aklımıza birden Ezel düşüyor ister istemez! Çağrışım yaptırıyor farkında olmadan müzikler.
“Son” bir fenomen olmadı, sokaklarda insanların ağzında yer edinemedi ama “seçici” olan kitle için bir nefes alma aracı oldu. Son gibi yapımlar televizyon dünyasında bir şeylerin değişeceğinin göstergesi. Sırf bu yüzden bile alkışlanmayı hak ediyor dizi ekibi. Yolları açık olsun!