YAZARLAR

MAGAZİN - DEDİKODU
DİLARA PEKEL
dilara@gecce.com
twitter.com/dilarapekel
Son Güncelleme: 18 Ekim 2008 03:28
'ÇOCUKLAR DUYMASIN' HALLERİ!
Çocuklar Duymasın yeniden başlasın mı, başlamasın mı? Köşe yazarları da ikiye bölündü; 'Yap Birol yap' diyenler, 'Sakın yapma Birol!' diyenler.. Peki ben ne diyorum?

Efendim ben diyorum ki olaya iki türlü yaklaşmak gerekiyor.. Şöyle ki, kabul etmek gerekir ki Çocuklar Duymasın dizisi ekran tarihindeki en başarılı işlerden biriydi.. Eğlencesi bol, kahkahası yerinde, öğretisi fazla bir diziydi.. Eğer eski kadroyla başlayacaksa çok da hoş olan bir şeyler ortaya çıkabilir.. Büyümüş bir havuç, hamile ve yeni bebek heyecanına kapılmış bir Meltem, yeni çocuğun hasretiyle daha da romantikleşmiş bir Haluk, Dominat Teyze, Selami, Çaycı Hüseyin, Fıs fıs İsmail ve tüm kadro.. Eminim yapılırsa yine izlenme rekorları kırar ve tutar.. Halk tekrarını izlerken bile bu kadar keyif alabiliyorsa hala, yeni bölümler çekilirse elbette ki izler..

Fakat, ama, lakin.. Şöyle bir durum da var bence; işin Birol Güven cephesi.. Birol Güven'in bu diziyi yeniden çekmek istemesi bana göre şunun da kesin olarak işaretidir: 'Benim yaratıcılığım bitti, şans yaver gitti yaptığım ilk proje çok tuttu, sonraki işlerde dikiş tutturamadım yine ilk işime dönüp kaldığım yerden devam etmek istiyorum'

Kimse karşı çıkmasın bu kesin olarak böyle.. İkinci olarak bir şeyin daha göstergesi olacaktır bu iş o da şu: Biz ne kadar da kolay unutuveriyoruz geçmişi ya.. Eğer bu dizi tekrar çekilirse tabii eski kadroyla, zamanında hararetle tükürülen her şey bir güzel yalanacaktır.. Yalan mı? Hatırlayın bundan birkaç sene öncesini.. Birol Güven zamanında Pınar Altuğ hakkında demediğini bırakmamıştı.. Özel yaşamındaki çalkantıların -ki o dönem Pınar'ın eşini aldattığı yönünde çıkan haberlerle kaynıyordu ortalık, Pınar Altuğ öyle bir şey yok diye haykırırken hem de- dizideki Meltem rolüyle anneliği, toplum kuralları vs.. uyuşmadığını söyleyerek Pınar Altuğ'u diziden uzaklaştıran Birol Güven değil miydi? Dizinin final bölümünde Tamer Karadağlı oynamayı kabul ederken, geri dönüşü reddeden Pınar Altuğ değil miydi?

Şimdi ne oldu da herkes birden Çocuklar Duymasın'a aynı anda evet deyiverdi, açıkçası ben çok şaşırdım.. Sataşmalar, laf cambazlıkları, küslükler devam etsin tabii ki demiyorum ama zamanında kıyametler koparılan bir konuya bu kadar olumlu yaklaşılmasını da pek doğru bulmuyorum açıkçası.. Garip bir ülkede yaşıyoruz vesselam anlamak mümkün değil..

İşin bir de şöyle bir yönü var ki cidden bana çok komik geliyor.. Sürekli bir geriye dönüş söz konusu farkındasınız hepiniz.. Ekranda da müzikte de.. Ölümsüz eserlerin diziye uyarlanmış halleri, unutulmaz Türk filmlerinin dizi-tiyatro versiyonları.. Hala Halide Edip Adıvar'a, Reşat Nuri Gültekin'e, Hababam Sınıfı'na, Selvi Boylum Al Yazmalım'a, eski Türk filmlerine, Sezen Aksu'ya sığınıyoruz ya da zamanında yaptığımız en iyi diziye, sinemaya, şarkılara.. Sıfırdan yaratılmış projeler özellikle ekranda bir elin parmak sayısını bile geçmiyor.. Ne kadar acı!!

Çocuklar Duymasın yeniden çekilirse tutmaz diyenler feci yanılıyor.. Bizim ülkemizde tutar, hem de fena tutar.. Bence asıl tartışılması gereken konu, dizinin tutup tutmamasından ya da çekilip çekilmemesinden ziyade 'ne olacak bizim bu halimiz' olmalıdır!.

Sürekli alıntı, çalıntı, esinlenme ve tekrar projeler! E yeter artık ama.. Yaratıcılığı öldürdük, suyunu çıkardık, posasını eziyoruz uzun süredir.. Çocuklar Duymasın başlasın, arkasından Birol Güven En Son Babalar Duyar'ı patlatsın, İkinci Bahar yeniden çekilsin, Bir İstanbul Masalı kaldığı yerden sürsün, Asmalı Konak da ekrana dönsün.. Biz de öyle oturup seyredelim.. Aman ne şahane! Silkelenip kendimize gelelim diyen yok, eskiye hücum diyen diyen çok! Bakalım ekran sonumuz ne olacak? Pek merak ediyorum doğrusu!!

Kısa Kısa..

Aşk-ı Memnu dizisinde Behlül rolünde izlediğimiz Kıvanç Tatlıtuğ'un saçları bu şekilde olmak zorunda mı? O favoriler ne zaman kesilecek mesela? Hayır zaten gıcık bir rolde oynuyor –ki tekrar ediyorum çok başarılı, insan kendinden bu kadar güzel mi nefret ettirir- bir de saçları her bölümde beni çok meşgul ediyor, takılıp kalıyorum, hani biraz düzelttirsek o saçları, az biraz kısaltsak o favorileri nasıl olur acaba? O dönemin saçları öyleyse ve o döneme uyuluyorsa diğer karakterler niye moda dergilerinden fırlamış gibi? Keselim o saçları keselim lütfen..

Yaprak Dökümü'nün geçen hafta yayınlanan son bölümünde Leyla'nın intihar etme sahnesindeki geccelik tarzı ilginçti.. Üstte gri diz altı bir geccelik, altta siyah pijama.. Ne alakaysa!

Binbir Gecce dizisinin şu andaki en kötü karakteri Eda bildiğiniz gibi.. Bu kızımız da bir mimar.. Fakat anlayamadığım konu şu.. Eda şantiyeye giderken neden iki dirhem bir çekirdek modunda sürekli? Toz toprak, demir yığını her taraf ama bizim kızımız az sonra Reina'ya gidecek gibi; askılı elbiseler, ince topuklu ayakkabılar, muhteşem topuzlar, pür makyaj filan.. Pek saçma değil mi? Ama dizi Binbir Gecce olunca artık saçmalamamak mümkün değil; binbir tane saçmalık var zaten seçin, beğenin, alın..

Ayşe Kulin'in Gecce Sesleri kitabını okumaya başladım, biliyorsunuz aynı isimli dizi Show Tv'de devam ediyor.. Fakat okuduğum ve izlediğim kadarıyla söyleyebilirim ki kitap ve dizi pek de birbirini tutmuyor.. Dizi pek bir serbest takılıyor yani..

Çok Güzel Hareketler Bunlar süper gidiyor.. Yalnız sunumlarda neden sürekli Eser Yenenler var? Tamam süper skeçler yazıyor, klasik bir cümleyle güldürürken düşündürtmesini de biliyor ama o şovun ışıl ışıl parlayan yıldızı farkıyla, doğallığıyla ve samimiyetiyle Ersin Korkut.. Bence artık biraz da Ersin'in sunumuyla izlemeliyiz Çok Güzel Hareketler Bunlar'ı..

Bol seyirli günler efendim..
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir. Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bu yazıya yorum yazan ilk kişi siz olun, hediyeler kazanın!
sayfa başı
© 2001-2012 MEDYANET İNTERNET HİZMETLERİ YAYINCILIK VE TİC. LTD. ŞTİ.