İşte Gecce Gurme Kurulu..
Kenan Erçetingöz, Ali Sirmen, Ahmet Örs, Mehmet Yaşin, Ali Rıza Kardüz (Güngör Uras), Teoman Hünal, Hasan Sabuncu, Ali Esad Göksel, Vedat Başaran, Gülsün Sami, Mike Norman ve Dilara Koçak.. Gecce Gurme Kurul üyeleri Gecce Winter Guide'ı ve bu yıl 9.'uncusu düzenlenen toplantıları anlattılar.. İşte videosu:
Bilmem farkında mısınız ama 2011 yılı bizim için çok önemli.. Çünkü biz 2011 yılında tam tamına 10 yaşında olacağız.. Büyük başarılarla geçmiş, basın tarihine iz bırakmış 10 koca yıl.. Çok özel sürprizlerimiz, bomba gibi yeniliklerimiz var tabii ki bu yaşa özel.. İlk sürpriz GECCE Winter Guide'dan geliyor.. 9 yıldır alışageldiğiniz, okumaktan, takip etmekten büyük keyif duyduğunuz GECCE Winter Guide Dergisi 10. yıla özel olarak tamamen değişiyor.. Tabii ki sürprizleri söylemek için çok erken.. 10 Kasım'ı bekleyin ki, işin zevki daha büyük olsun.. Bizler şu anda bu dergi için son sürat çalışıyoruz.. Yaptıklarımıza, gördüklerinize inanamayacaksınız, benden söylemesi.. Eee GECCE bu, her an her şey olabilir.. Bir kot firmasının da dediği gibi evet, artık gerçek çoooookkk olduğumuzun farkındayız.. Çıtayı o kadar yükseğe çıkartıyoruz ki, rakiplerimiz gerçekten bize yetişmek için kan ter içinde kalıyor her yıl.. Ama bu yıl işleri daha da zor olacak, şimdiden uyarmakta fayda var.. Yani bunu söylerken tabii belirtmem gerekir ki bizim kimseyle bir yarışımız yok, bizim yaptığımız her şey kendimizi geçmek adına.. Her yıl ne kadar geçiyoruz bir önceki yılı biz ona bakıyoruz.. Yukarda söylediklerim GECCE'yi kendine rakip olarak görüp, tırmalayanlar için geçerli, aman yanlış anlaşılma olmasın..
Neyse biz her zaman olduğu gibi işimize bakalım.. Ne diyordum.. Hah, evet GECCE Winter Guide'ı anlatıyordum.. Evet, hazırlık aşamamızın en önemli yardımcıları tabii ki GECCE Gurme Kurulu.. Her dergimizin değişmez kuralı da tabii ki de GECCE Gurme Kurul Toplantısı..
Biz yine dün gecce İstanbul'un en ünlü gurmeleriyle yani Ali Esad Göksel, Ahmet Örs, Ali Sirmen, Ali Rıza Kardüz (Güngör Uras), Teoman Hünal, Vedat Başaran, Dilara Koçak, Gülsün Sami, Mike Norman, Hasan Sabuncu ve tabii ki GECCE Gurme Kurulu'nun Başkanı Kenan Erçetingöz ile Al Bushra'da bir araya geldik ve İstanbul'un o sağanak yağmuruna bir de çok sıkı bir beyin fırtınası ekledik.. Yağmur ile fırtına birbirine karıştı, ortaya pek hararetli bir gurme toplantısı çıktı.. Mehmet Yaşin son anda çekimi çıktığı ve Nazilli'de olduğu için toplantıya katılamadı ama tele konferasla toplantıya katılıp yorumlarını, eleştirilerini yaptı..
Her zaman olduğu gibi toplantının ayrıntılarına geçmeden önce size biraz Al Bushra'dan bahsetmek istiyorum.. Çünkü bahsetmezsem mekana haksızlık olur..
İstanbul'u saran Lübnan modası son zamanlarda Hilton'u da etkilemiş olacak ki Hilton'un 9.katında yer alan ve artık neredeyse bir klasik haline gelen 'The Roof Bar&Restaurant'ın yerine Al Bushra açıldı.. Aslında mekanın ismi Al Mina olacaktı ve bütün her şey de bu isme göre hazırlanmıştı.. Mönülerden tutun da kolonyalı mendillere kadar.. Son aşamada fark edilen bir gerçek mekanın isminin değişmesine neden olmuş… Çünkü Gaziantepli bir işadamı Al Mina'nın isim hakkını almış ve Hiltoncular'a bu ismi kullandırmamış.. Hal böyle olunca 'demokraside çareler tükenmez' sözü devreye girmiş ve İstanbul Al Bushra'sını kazanmış..

Al Bushra temiz, saf anlamına geliyor.. Gerçekten ismine müsemma bir mekan diyebiliriz Al Bushra için.. Mutfak baştan sonra Lübnan.. Restoranın başında da tanıdık bir isim var.. Uzakdoğu lezzetlerini muhteşem bir sunumla bizlere tattıran Dragon'un sahibi Ergun Yücebıyık.. Artık hem Dragon'dan hem de Al Bushra'dan sorumlu.. Dün gecce her şeyin dört dörtlük olması için bir saniye durmadı, tüm masaları ziyaret etti, müşterileriyle sohbet etti ve yeni restoranını anlattı.. O kadar yoğundu ki onu yakalayamadım ama hem bizim Gurme Kurul üyemiz hem de Hilton İstanbul'un Operasyon Müdürü olan Hasan Sabuncu'ya sordum, nereden çıktı birdenbire Lübnan Restoranı açmak diye? Tabii her şey birdenbire olmamış.. Onlar yaklaşık 2-3 aydır Lübnan'ı, Beyrut'u kendilerine mesken tutmuşlar.. Gitmişler, gezmişler, yemişler, içmişler, mutfaklarını incelemişler, işin püf noktalarını doğru isimlerle bir araya gelerek çözmeye çalışmışlar.. Bir dünya fotoğraf çekmişler.. Kısacası işi yerinde öğrenmişler.. Sonra da İstanbul'da küçük bir Lübnan yaratmışlar.. Tabii şu aşamada her şey tam olarak oturmamış.. Dekorasyondan tutun sunumlara kadar her şeyde ufak tefek eksiklikler var.. Ama kısa süre içinde her şey dört dörtlük olacak..

Niye Lübnan açmışlar sorusuna gelince; 'Daha önce Hilton'da üç imparatorluğun mutfaklarının tatlarını birleştirmiştik' diyen Hasan Sabuncu, 'Akdeniz'in en kuvvetli mutfaklarından biri olan Lübnan Mutfağı'nı sunmak istedik misafirlerimize..' diye de devam ediyor ve ekliyor 'Buradaki bütün yemeklerin tatları orijinal.. Şefimizi Beyrut'tan getirdik.. On yıldır Beyrut'un şef sıralamasında ilk onda yer alıyor.. Ayrıca Fahrettin'in de baş aşçısıydı.. Muhteşem lezzetler hazırlıyor ve farkını ortaya koyuyor'
Peki diyorum yeni bir Lüblanlı daha katılıyor aramıza.. Reina'cılar açıyor, Nomand.. Onunla ilgili ne düşünüyorsunuz? Cevap gecikmiyor haliyle, ' Nomand Cristyl'ın yerine açılacak.. Daha çok şov üzerine kurulu olacak oradaki düzen.. O yüzden bizimle mücadele etmeleri imkansız!'
Kesinlikle doğru tespit.. Çünkü Al Bushra'da tam bir Lübnan Mutfağı var. Nedir bu Lübnan Mutfağı'nın farkı diyorsanız kısaca şöyle anlatayım size:
Mutfağın en büyük özelliği mezelerinde. Lübnanlılar, 100'den fazla mezelerinin olduğunu söylüyor. Bunlar arasında bizim de bildiğimiz mezeler de var tabii ki. Başta humus geliyor. Ardından "babaganuş" yani patlıcan ezme. Ama bunun tahinlisini, yoğurtlusunu ve daha bir çok çeşidi yapılıyor. Ayrıca ince kıyılan maydanoz, bulgur, soğan ve domatesle yapılan "tebbula", bildiğimiz içli köfte, turşu, sonra yaprak dolması. İçine ekşilik vermesi için bizde fazla kullanılmayan "sumak" konuluyor.

Lübnan restoranına gittiniz, masanıza oturdunuz.. Daha siz sipariş vermeden bir tabak fındık, fıstık gibi kuruyemiş bulunan tabak geliyor. Ardından masaya meze yağmaya başlıyor.. Ama mezelerle birlikte gelen bir salata var ki anlatmadan geçilmez. Kişi başına ortasından bölümmüş bir marul, bir demet maydanoz, 6-7 adet soyulmuş salatalık, havuçlar, dağda yetişen doğal domatesler- ama her biri neredeyse yarım kilo gelen dev gibi- ve turplar. Bunlar meze yanında gelen yağlanmamış, limonlanmamış saf salata malzemesi. Siz bunları mezelerle birlikte yemeğe başladığınızda daha doyuyorsunuz.
Ama bir Lübnan restoranındaysanız bunlar başlangıç.. Özel ekmeklerle, humusu, babaganuşu, içli köfteyi bitirirken bir yandan da ana yemek siparişi veriliyor. Asıl iş buna dayanabilmekte.
Genellikle bizim adana ya da Urfa diye bildiğimiz kebap burada "köfte kebap" olarak biliniyor. Ayrıca şiş etten yapılan kebap da var. Geniş bir sahan içinde, küçük lahmacunlu, bulgur pilavlı, yeşillikli kebap tabağı da gelince yemeğe çalışıyorsunuz. Tabii en önemli özellik Lübnanlılar'ın her şeyi batırarak ve bandırarak yemesi..
Valla ne yalan söyleyeyim biz de geleneğe uyduk, aynı Lübnanlılar gibi davrandık.. O kadar çok şey yedik ki aslında hala tokum :)
Neyse yemek faslını bitirip işin can alıcı noktasına gelelim.. Tüm gurmelerimiz tam kadro Al Bushra'daydı.. Ali Esad Göksel, Ahmet Örs (ki rahatsız olmasına rağmen geldi, toplantıya katıldı, eleştirilerini yaptı), Ali Sirmen, Ali Rıza Kardüz (Güngör Uras), Teoman Hünal, Vedat Başaran, Dilara Koçak, Gülsün Sami, Mike Norman, Hasan Sabuncu ve tabii ki GECCE Gurme Kurulu'nun Başkanı Kenan Erçetingöz..

Bendeniz yine tüm gurmelerimiz için İstanbul'un altını üstüne getirip tüm mekanların listesini yaptım.. Sayfalar dolusu mekan listesi.. Tüm gurmelerimizin eline verdik dosyaları, hadi dedik, başlayın fikirlerinizi söylemeye.. Size bir şey söyleyeyim mi İstanbul'un yarısını sildiler.. Kimsenin gözünün yaşına bakmadılar; çünkü bu sene kuralımız katı.. Hak edenler bu derginin içinde olacak.. En ufak hatayı bile kabul etmiyoruz.. Çünkü artık kimsenin İstanbul'u harcamasına göz yummuyoruz.. Gurmeler de bu işin erbabı olarak en ufak detayı atlamadan tozu dumana kattılar.. Hak edeni göklere çıkartarak övdüler, hak etmeyeni yerlerde süründürdüler.. Tabii bu arada her yıl olduğu gibi gene mekan savaşları yaşanmadı değil.. Kiminin eleştirdiğini, kimi sevdi, kimi fikre katılmadı kendi aralarında tatlı tatlı atıştılar..


Dergiye girecek mekanlar seçildikten sonra her şey son bir kez daha gözden geçirildi.. Bu gözden geçirme işlemi sırasında bir iki mekan daha gurmelerin hışmına uğrayıp dergiye girme şansını kaybettiler; çünkü gurmelerin dediğine göre henüz tecrübesizdiler ve bu dergiye girmek için biraz daha tecrübe kazanmaları daha doğrusu büyümeleri gerekiyordu..
Yani bu mekan işinin özeti İstanbul'un en kaliteli mekanlarını neredeyse cımbızla çektik, incik cıncık ettik, GECCE süzgeçlerine koyduk ve bembeyaz kalanları dergiye aldık, geride kalanlara bye bye dedik, inşallah onlar da bir gün bu eşsiz eserin içinde olmayı becerebilirler diye umarak hem de..
Geçiyorum geccenin dedikodularına..
Gecceye Hasan Sabuncu – Vedat Başaran çekişmesi damga vurdu diyebilirim.. Vedat Bey, bütün gecce Hasan Bey'e sataştı.. 'Allah cezanı vermesin Hasan, bu yemekler böyle olmaz, sen Feriye'yi taklit ediyorsun, Osmanlı Yemekleri Yarışması'nda seni ezip geçeceğim' cümlelerini kahkahalar eşliğinde söyledi.. Hasan Bey de gülerek geçiştirdi onu..
Dilara Koçak her zamanki gibi tam formundaydı.. Kebapları, etleri afiyetle yedi vallahi.. Demek ki neymiş, sağlıklı beslenmek önemliymiş, ölçüyü şaşmazsanız her şeyden yiyebilirmişsiniz.. Dilara Koçak bunun canlı örneği işte..
Mike Norman'dan güzel haberler var.. Daha doğrusu hem Hilton'dan hem Mike'dan.. Hilton Moda'da yeni bir otel açıyor.. Otelin üst katını da Mike alacakmış.. İş henüz proje aşamasında ama yüzde 90 olacak gibi görünüyor.. Mike'ın söylediğine göre muhteşem bir manzaraya bakıyormuş mekan..
Küçük ama çok gösterişli bir havuz da yer alıyormuş.. Yazları bu havuzun başında servis edilecekmiş her şey.. Umarım hayırlısı olur..
Ahmet Örs dediğim gibi rahatsızdı.. Buradan tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.. Profesyonellik böyle bir şey işte.. Hasta olduğu halde, kalkıp Kadıköy'den onca trafiği göze alarak Hilton'a geldi, görevini yerine getirdi ve aramızdan ayrıldı.. Gerçekten çok teşekkür ediyoruz kendisine..
Hasan Sabuncu yeni mekanının keyfiyle etrafa pozitif enerji yayıyordu.. Herkes tüm gecce kendisine takıldı.. Ama o hep gülümsedi.. Bir ara sevgili Gülsün Sami, sana İzzet Çapa'yı getireyim burayı dekore ettir dedi, işte o arada Hasan Bey, İzzet, zaten burayı istedi diyerek bombayı ağzından kaçırdı :)
Sonra olayı kapatmak için yanlış bilinen bir kuralı düzeltti.. Herkes Hilton'da ve Drağon'da vale parası olduğunu sanıyormuş, ama öyle bir uygulama yokmuş.. Haberiniz olsun..
Ali Rıza Kardüz (Güngör Uras), en keyifli sohbetiyle aramızdaydı.. Bir ara eti yerken, bu etin bir yoğurt sosu olmalıydı o nerede diyerek Beyrutlu şefi masaya çağırttı.. Uzun süre keyifli bir sohbet gerçekleştirdiler..
Evet o yoğurt sosu gerçekten varmış, bugün için hazırlanamamış ama bundan sonra hazır olurmuş.. Diyorum size, bizim gurmelerimizden hiçbir şey kaçmaz, asla af yok..
Duayen Ali Sirmen de zaman zaman katıldı sohbete.. Bir ara Sevgili Teoman Hünal'ın Asmalımescit'teki mekanı La Brise'yle ilgili öyle bir laf etti ki, bayıldım.. Sirmen, dedi ki: 'Vize almıyorsunuz, uçağa binmiyorsunuz, kapıyı açıyorsunuz, içeri giriyorsunuz ve Paris'tesiniz.. Muazzammm' Gerçekten de öyle bir tadı var La Brise'nin gitmediyseniz hala çok şey kaçırdığınızı söylemeliyim..
Ardından bir televizyon muhabbeti başladı ki, sormayın gitsin.. Ali Sirmen Fransız televizyonlarını övdü ancak Türk televizyonlarını da ezmedi.. Dedi ki, 'Bazen öyle diziler yayınlıyorlar ki, Türk dizileri zemzem suyuyla yıkanmış gibi kalıyor'
Bu muhabbetin üzerine Teoman Hünal, cep telefonuna gelen bir fotoğrafı gösterdi herkese ve masada bir kahkaha tufanı koptu.. İşte o fotoğraf:
Ve ekip yakın bir süre sonra Beyrut ve Lübnan gezisi yapmak için sözleşti.. Düşünsenize GECCE Gurme Kurulu Lübnan'dan bildiriyor.. Lübnan'ı uyarıyorum, GECCE Gurme Kurulu geliyor, aman dikkat :)
Gurme Toplantısının tüm ayrıntıları işte böyleydi.. Tüm GECCE Gurme Kurulu'na huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyor ve müsaadenizle aranızdan ayrılıyorum.. Çünkü zevkle okumanız, keyifli takip etmeniz gereken 'GECCE Winter Guide'ı bitirmem gerekiyor..