Bayanlara sordum. Göbekli paralı mı? Yoksa kaslı, baklavalı havalı mı?
İnanamadım. Göbekli ve paralı olsun diyenlerin sayısı kaslı havalı erkekleri isteyenlerden daha fazla. Ama birinciliği “hepsinde olsun” kazandı.
Bu ise milli piyango’dan büyük ikramiye kazanmak gibi… Çünkü öyle kas yapmak hele hele karın kaslarında baklava çıkarmak pek kolay değil. Mucize ise bunu orta yaşın üstünde başarmak…
Çünkü büyük bir emek ve adanmışlık gerekiyor… Vücut geliştirmek en zor sporlar dalı ve her spor branşının temelini oluşturuyor…
Kaslı bir vücudum olsun üstelik karnımda baklava çıksın istiyorsanız günde az 3 saat antrenman yamanız ve sıkı bir diyet uygulamanız gerekiyor. Böyle bir diyetti her babayiğidin yapması imkânsız.
Üç beyazı unutup, tatlılara veda etmek, içkiyi ise tamamen hayatınızdan çıkarmanız gerekiyor. Ayrıca antrenmanları aksatmamak haftada en az altı gün 3-4 saati bu spora ayırmanız gerekiyor…
Ve işin acı tarafı bunu belli bir yaşa kadar başarabiliyorsunuz. Bu işin uzmanı Arnold bile belli yaştan sonra karın kaslarındaki baklavaları unutmak zorunda kaldı.
Dediğim gibi hem paralı hem baklavalı erkek büyük ikramiye… Bayanlar işte bu yüzden profesyonel sporcuların peşindedir. Hem para vardır hem iyi bir vücuda sahiptir. Bu yüzden futbolcular çok popülerdir… Para onda vücut onda…
Bayanlar verdikleri cevaplarda açıkça dile getirmişler. “Para çıktımı kasın hiç önemi kalmaz. Ama para oldu mu ne göbek kalır nede başka bir şey… Paralı ve göbekli erkeler sempatik bile olur” demişler…
Kası bayan tavlamak için yapanlar hep bu yüzden hayal kırıklığına uğramıştır
Yine bayanların dediği gibi “Paralı değil yakışıklı erkekler sadece filmlerde kazanır. Gerçek hayatta kaslı erkek paralı erkeğin yanında sadece kasım kasım kasılır.”
Yine bayanlar söyledi onların yalancısıyım. En çok erkeklerin hangi kasın beğenirlermiş biliyor musunuz?
Karın, kol omuz kasları mı? Yanlış cevap…
Para sayan işaret parmağı…
Bayanları birde tavsiyesi var. “Kadınların idolü olmak istiyorsanız… Paranız varsa sorun yok ama paranız yoksa hiç olmasa kasınız olsun.”
Bana sorarsanız,kendiniz için spor yapın ter atın hava değil. Sağlıklı kalın ve her zaman sevginin kazandığını da unutmayın.
Hadi size bir kıyak mutluluğun formülünü de vereyim…
Kime sorsanız kendince mutluluğun formülünü söyler…
Kimi aşk der…
Kimi para…
Kimi ise mutlu bir evlilik…
Hatta şarkısı bile vardır. “Birsen birde bebek”
Ama bunların hiçbiri mutluluğun formülü olamadı…
Görüyorum…
Etrafımda nice zenginler var… Villalar, yallar, yatlar katlar…
Etrafımda nice çapkınlar var… Sarışınlar, esmerler, kızıllar…
Etrafımda nice evlilikler yapanlar var… Deli gibi sevip, âşık olanlar…
Ama mutular mı? Hayır…
Mutluluk kısa ve göreceli galiba…
Sevdiğini bulduğun sanırsın, parayı bulunca mutlu olacağını zannedersin, ama sonuç hüsrandır…
Mutlu olacağını düşündüğün bunca şey seni strese hata hayatının en büyük mutsuzluğuna sürükleyip,
bunalıma bile sokabilir.
Kısaca en büyük mutluluk hayaliniz en büyük mutsuzluğunuz olabilir…
Sözün özü, görüyorum…
Mutluluk ile ilgili kendimizi kandırıyoruz. Tatmin olmamak insanın yapısında var… Daha iyi ve daha güzelin peşinden gitmenin sonu yok…
Kısaca sürekli mutluk yok…
Bu kadar lafı niye yazdım dersiniz?
Mutluluğun sırrını vereceğim ya…
Her şey ters giderken aldım sırt çantamı, attım kendimi doğaya...
Geçtiğimiz hafta, gün doğumunda bir bülbülün yanık sesine tanıklık ettim…
Güneşin doğumuna fon müziği yaparcasına ötüyordu…
Ormanın beyazlara büründü şu günlerde güneşin kızıllığı ile renklenirken eşsiz tabloyu bülbülün sesiyle seyretmek…
Tüm sıkıntılarımı unutturdu…
Evet…
Mutluluğun sırrının doğada gizli…
Doğa insanın mutluğunu adeta şarj ediyor…
Mevsim ne olursa olsun doğada bir gün bile geçirmek sizi inanılmaz motive ediyor ve mutlu olmanızı sağlıyor…
Evet, mutluluğun sırrı doğada gizli…
Çok mu bunaldınız? Çok mu sıkıldınız? Bunalım damısınız?
Mutluluk şarjı için doğaya bir yolculuk yapın…
Mevsimi umursamayın. Ülkemizin arka bahçesi her mevsimde bambaşka, Tanrının yaratığı eşsiz tabloyu paylaş yeter.
Benden söylemesi. Mutluğun formülü bu…
İşte bu yüzden doğa adamı olmaktan hep mutlu oldum…
Kar kış demedik… Yollardaydık…
Türkiye’nin felaketi olan kar bu hafta bizim mutluğumuz oldu…
Kış tırmanışları ile karın güzelliğini yaşadım…
Kış kampları ile zorlu serüvenlerde hayatı riske sokmak bile bana mutluk veriyor…
Her risk boş verdiğimiz, önemsemediğimiz hayatın ne denli önemli olduğunu anımsatırken, ulaştığım eşsiz manzaralar ve zor şartlarda başarmak hayatta kalmak bana mutluluk veriyor…
Galiba kalorifer peteklerinin arksında pencereden kar yağışını seyredip kahve yudumlamak bana göre değil.
Çadırımın önündeki toplanan karı eriterek yaptığım kar suyuna kahvenin tadı 3 bin 4 bin metrelerde kurduğumuz kaplarda o eşsiz manzarayı seyretmek beni mutlu ediyor.
Yazdım ya, mutluk göreceli diye…
Ama şu bir gerçek…
Her türlü mutsuzluğun tek çaresi var doğa…
Lütfen beton yığınları arasına sıkışıp kalmayın. AVM çılgınlarından olmayın…
Soluk almak, mutlu olmak için doğada şarj olun, doğanın bu eşsiz terapisinden yararlanın.