Keşke Hülya Avşar, Ayşe Arman'la yaptığı röportajdaki kadın olsa, olabilse...
Harika konuşmuş, harika şeyler anlatmış, hayallerini açıklamış..
Bundan sonra ki hayatını anlatmış, "anasını satayım diyeceğim dönemdeyim" demiş..
Çok olgunlaşmış.. Hem de bir zamanlar kendisine "yuva yıkan kadın" dediği Ayşe Arman'a yapmış bu açıklamaları..
Eee, Hülya 48, Ayşe Arman da 41 yaşında olunca, ikisi de olgunlaşmış herhalde... Kırgınlığa ne gerek var?
Çok güzel detaylar var Hülya Avşar'ın açıklamalarında. Ders çıkarılacak konular, ip uçları var... Başarının şifreleri var.. Anneliğin güzelliği var..
Bir zamanlar, aldatılan ve "üç maymunu oynarım" diye, "Kaya yatakta horluyor" deyip ses bandını radyoda yayınlatan, Amerika'dan elinde zenci oyuncak bebekle dönüp kameralara "Amerika'da zenci çocuk yaptım, hahahahahah" diye gülen Hülya Avşar çok değişmiş. Ben çok sevdim bu değişen, olgunlaşan Hülya Avşar'ı... İnşallah dediği gibi değişmiştir.. Hülya'dır ne yapsa yeridir..
Gelelim şimdi röportajdaki çok önemli detaylara;
- Kimseye hesap verme gereği hissetmiyorum. İyi, rahat ve huzurluyum. Yaşıtlarımı görüyorum, garip garip tikler başlamış, bende yok. “Acaba” diyorum, “Mesleğimde iyi olmanın verdiği bir güven mi?” Ama yok, yaşadıklarım, biriktirdiklerim... Bence mutluluk 40’ların sonunda geliyor.
- 30’lar çalışmakla geçiyor, bir hayat mücadelesidir, telaştır gidiyor. Aile ve mahalle baskısı, “Evlen, evlen!” Sen ne kadar “Takmıyorum milleti” desen de, takıyorsun işte. “Evleneceğim, yuva kuracağım, anne olacağım!” Sonra 40’lar... O da, “Ha gayret, şu üç merdiveni de çıkarsan, maddi manevi rahatlayacağım” dediğin dönem. Yine yükleniyorsun kendine. Ama işte, 45’ten sonrası, hele 46-47, “Anasını satayım!” dediğin dönem, “Hayat benim, istediğim gibi yaşarım!” Kimseye eyvallahın olmuyor.
- Yok! Kimseyi iplemeyen, daha sakin, daha duru bir Hülya var artık. Sabahları erken kalıp sporumu yapıyorum. Sonra işlere dalıyorum, öğleden sonra mutlaka bir saat uyuyorum, sonra tekrar iş. Ama telefonumu açmamak gibi bir lüksüm var. Canım istemiyorsa açmıyorum. Zaten benim için önemli olan herkesle sabah konuşuyorum, iyi olduklarını öğreniyorum. Gerisi hikâye. Anlayacağın, hayatımın bu döneminde zamanında yapamadığım birçok şeyi yapabilmenin zevkini yaşıyorum.
- Bu sabah televizyonda bir uzman, “İnsanın psikolojisinin bozukluğu, yaşadıklarından ders alamamasından kaynaklanır” dedi. O kadar hoşuma gitti ki, ben yaşadıklarımdan öğrendim, hâlâ öğreniyorum. Üstelik geçmişimle hesaplaşa hesaplaşa. Daha önce acı duyduğum şeyler, gün geliyor bana acı vermiyor, üzerinden atlamış oluyorum. “Yaşasın” diyorum, “Bir zamanlar üzüldüğüm şeyler, meğer bana ne güzellikler öğretmiş.”
- Ve özgürüm. Biliyor musun, tam da bunu yaşayabileceğim bir sevgili istiyorum. Birbirimize yük olmadan, aynı evin içinde, birbirimizin varlığını hissederek, yok olmayı becerebileceğimiz bir ilişki. Sana bu huzuru verecek insan da, ancak senin yaşlarında olabiliyor. Çünkü hayattan ne istediğini aslında 40’ların sonunda anlıyorsun.
- Bana genç sevgili olmaz. Zannetmiyorum. Ben öğrenmeyi, gelişmeyi seviyorum. O da senden küçüklerle sanki çok mümkün değil. Ya da ben olabileceğine inanmıyorum. Ne diyorsam, tek bir cümlede anlatabilmeliyim, iki saat ona izah etmemeliyim. Her şey de seks değil. Ben, beynimle sevişmeyi seviyorum. Beyniyle sevişebildiğim erkeğin seksinden zevk alıyorum. O yüzden genç sevgili zor.
- Şişman erkeleri yatağa almayı bırak, suratına bile bakmam. Bakamıyorum. Basbayağı midem bulanıyor. Bana pis geliyorlar! Düşünsene bir gün önce belki içki içti, ne yedi ne yaptı, ne etti, vücudunda onlar, hâlâ duruyor. Göbekli erkeklere de tahammül edemiyorum. Erkeğin spor yapmaması demek, benim için ilkokul mezunu bile olmaması gibi bir durum.
- Hırsılarını geçtim. Hemn maddi hem manevi anlamda. Şu anda işime tamamen kendime ve etrafıma saygımdan dolayı devam ediyorum. Bir de bana enerji veriyor. Üretmeye devam etmezsem, yan gelip yatarsam, kendimi dünyanın en karaktersiz insanlarından biri olarak görüyorum.
* * *
Tabii Hülya Avşar "hala en güzel benim" demeyi de ihmal etmiyor ve 55-60 yaşında nasıl olacağını ve neler yapacağını hayal ediyor...
- İnceciğim. Saçlarım upuzun. Ama boya yok, yer yer beyazlamış. Hepsi toplu ensemde. Hafif maskülen giyinen, bir ayağı yurtdışında olan biriyim, bol bol seyahat ediyorum. Beynimle sevişebileceğim biri var hayatımda. İnan bu hayalime kavuşabilmeyi iple çekiyorum.
* * *
Hülya Avşar'ın açıklamalarında benim en dikkatimi çeken ve gerçekten çoğu annenin düşünmediği, yapmadığı bir konu olan kız çocuklarının iç çamaşırı konusu oldu.
Ayşe Arman'ın, "Sen güçlü bir kişiliksin, ne yaparsan yap herkesin tanıdığı Hülya Avşar’sın. Zaman zaman düşünüyor musun, 'Kızıma istemeden ağırlık veriyorum' diye…" sorusuna bakın Hülya Avşar ne güzel cevap veriyor..
- Ben kızımda bunun tam da böyle olmadığı görüyorum. Çünkü Zehra’nın küçüklüğünden beri kakalı poposunu ben yıkadım. Bebekliğinden beri, iç çamaşırlarını gözünün önünde ben yıkadım. O, “Annem benim külodumu yıkıyor, kimseye vermiyor, vermez”i bildi. Benim felsefeme göre, bir kız çocuğunun iç çamaşırlarını ya kendisi ya da annesi yıkar; evdeki kadınlar bile yıkamaz. Kızıma bunu öğrettim. Dolaplarını ben düzenlerim, yani “Benim meşhur bir annem var, o yapmaz!” değil, bal gibi ben yapıyorum.
* * *
Bayıldım bu cevaba, bayıldım. Tüm kız çocuğu olan annelere nasihat ve kulaklarına küpe olsun. Kesinlikle Hülya Avşar'a katılıyorum..
Bugün çok değişmiş bir Hülya Avşar okudum, okudunuz..
İnsallah Hülya, bu anlattıklarını yapar ve yaşar.. İnsallah bir gün, beyninle sevişebileceği ve bol bol seyehat edebilecegi bir sevgili bulur..
AYŞE ARMAN'IN HÜLYA AVŞAR'LA YAPTIĞI RÖPORTAJ İÇİN TIKLAYIN..