YAZARLAR

KENAN ERÇETİNGÖZ
kenanercetingoz@gecce.com
Son Güncelleme: 06 Haziran 2010 16:36
İSTANBUL’U SEVDİĞİNİZİ İTİRAF EDİN!
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, yüksek sesli müzik yayınında ısrar eden eğlence mekanlarının kapatılacağını söylemiş ve demiş ki;

“geccenin 02.30'unda gürültüden dolayı cebime şikayet mesajları geliyor..”

* * *

Sayın Bakan, o saatte sizi özel cep telefonunuzdan rahatsız etme cüretini hangi “hadsizler” gösteriyor acaba?

Tabi ki çok yakın dostlarınız, kalantorlar, vs. arayabilir. Gürültüden rahatsız olan normal vatandaşın sizi özel cep telefonunuzdan rahatsız edeceğini hiç sanmıyorum!

Bu ülkede her zaman sapla saman birbirine karıştırılmıştır. Her şey körü körüne, hiç bilmeden, danışmanların dolduruşuyla, trübünlere oynanarak yapılmıştır.

Hiç kimse “yüksek sesli müzik yapılsın, işine gidecek olan vatandaş rahatsız edilsin” demiyor ki. En azından ben öyle demiyorum.

Ama ben diyorum ki, her şeyin kuralı olsun ve ona göre organize olunsun. Arabın yalellisi gibi her yaz, saçma sapan uygulamalarla müzik konusu gündeme gelmesin!

Rihanna gibi dünya starı geliyor ama müzik, sadece korkudan kısıldığı için Rihanna hiçbir şeye benzemiyor. (sadece kendimize benzetiyoruz!)

Peki, o zaman Kuruçeşme Arena'ya ne diye konser alanı ruhsatı veriliyor?

Bu ülkede ses profosörleri var. Onlar bir standart oluştursun ve o uygulamayı, o teknolojik yatırımı yapmayan önce uyarılsın, sonra yüksek para cezası verilsin, sonra kapatılsın, ondan sonra da devam ederse ruhsatı iptal edilsin. Böylece elmalarla-armutlar birbirine karıştırılmasın!

“zaten böyle uygulama var” diyenler çıkabilir. O zaman da diyorum ki, uygulama düzgün uygulansın. Yangından mal kaçırır gibi, öğleden sonra tebliğ edildiği günün akşamı kapatılarak zavallı küçük oyunlar oynanmasın! Mekanların içindeki bağımsız restoranlar zarar görmesin. Uygulamalar kulaktan dolma bilgilerle değil, doğru uygulansın.

Zaten taş çatlasın mimli olarak 4-5 mekan var Boğaz'da yüksek sesle müzik yapan. (Tabii Ege ve Antalya kıyılarını saymıyorum..)

Sayın bakanın Reina, Sortie ve Anjelique'ı hayatında hiç görmediğine eminim.. Ama Paris'ten örnekler veriyor!

O zaman da ben de Fransa'da şarap olayına uygulanan düşük vergiyi örnek göstersem ne diyecek acaba?

Sayın bakan önce, bir akşam yalılarda, boğaz sırtlarındaki milyon dolarlık villalarda oturan kalantor dostlarını da alıp bu mekanlara gitsin, ne oluyor, kimler geliyor, ne yapılıyor bir görsün, ondan sonra da “yüksek sesli müzik uygulaması”, standartlara uygun olarak doğru düzgün uygulansın.

Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim. Dünyada her ülkenin, her şehrin kendine has özellikleri var. Şehirler bu özellikleriyle farklılık yaratır zaten.

Ben de İstanbul'da yaşıyorsam, İstanbul'u seviyorsam, Eminönü'yle, Haliç'iyle, Eyüp Sultan'ı, Sultan Ahmet'i, sokak kokereççileri, el arabasında lüks ışığında satılan nohutlu pilavcıları, balıkçıları, kebapçıları, trafiğiyle, gürültüsüyle, Reina'sı, Sortie'siyle, Kuruçeşme'deki dünya konserleri ve karmaşasıyla seviyorum.. (Rumeli Hisarı Konserleri'nin yapılamamasına şaşıyorum)

İstanbul'u İstanbul yapan, bir dünya şehri yapan bunlar zaten..

Yabancıların İstanbul'a hayran kalması, aşık olması bunlar yüzünden zaten..

Bizde neyin ne olduğunu biliyoruz ama tek yapamadığımız şey, kendimize itiraf edemiyoruz.

Hadi artık iyi ve kötü taraflarıyla İstanbul'u sevdiğinizi itiraf etme zamanı..

Hadi itiraf edin, rahatlayın..
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir. Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bu yazıya yorum yazan ilk kişi siz olun, hediyeler kazanın!
sayfa başı
© 2001-2012 MEDYANET İNTERNET HİZMETLERİ YAYINCILIK VE TİC. LTD. ŞTİ.