Birçoğu bana özeniyormuş. Sırt çantamı alıp özgürce dolaşmamı kıskanıyorlarmış.
Ama, yıllardır aynı kelimeleri duyduğumdan “He he “ diyip geçiyorum… Çünkü bunu gerçekten yapmak isteyen onlarca dostumdan birçoğu başaramadı…
Kariyerini bir kenara itip para kazanmayı bırakıp, insan kaynakları müdürünün karşısına dikilip “ Ben işi bırakıyorum, artık hobilerimi yapacağım” diyemedi…
Geçtiğimiz gün o dostlarımdan birini kaybettim…45 yıl çalıştıktan sonra emekliliğine birkaç yıl kala öldü. Tüm hayallerini geride bırakarak…”
Eşi, bir dosya verdi. “Bak, senle planladığı seyahatleri not almış bütçelerini çıkarmış. “Gözlerimde yaş dostumu düşündüm. Hep hayal etmiş ama asla hayallerinin peşinden gidememişti…”
Sonra şöyle dedim… “Yarınımızı kim hesaplayabilir ki?”
Hayallerimizin peşinden koşmak en doğru mutluluk formülü…
Mutlu dostlarımda yok değil. Çok üst düzeyde çalışırken, işlerini bırakıp hobileriyle yaşamayı seçmiş. Şirketlerin genel müdürlüğünü yaptıkları zamanlardaki kadar para kazanamıyorlar, emrinde onlarca insan özel şoförleri yok ama teknesinde, motosikletinin üstünde bir dağın zirvesinde daha mutlular.
Bir mekana bağlı olmamak, hesap verecek kimsenin olmaması, doğanın içinde yaşamak onları daha mutlu etmiş gibi!
Bir ekonomi dergisinde okumuştum “ Hayata dair birikimleri cüzdanda taşımak” evet kimi bunu tercih ediyor. Ve hayatımızı cüzdanımızı şişirmek ile geçiriyoruz
Herkes de bir korku var. Gelecek korkusu… Alıyor ve biriktiriyor… Ama bu birikimin kimi zaman sonu yok… Hayatın ise bir sonu var!
Birçoğumuz, hayalleri ile gömülüp gidiyor…
Oysa kazandıklarınızla tamah etmek size yaşamı daha da mutlu kılabilir. İnsanın sevdiği şeyi yapmanın mutluluğundan bahsediyorum…
Ya hayallerinizin arkasında baka kalmak ya da hayallerinizin peşinden koşmak…
“Ha dur emekli olayım bak beni gör o zaman “diyenlerdenseniz…
Size yaşlanmış koltuğundan bile kalkmaya üşenen kilo almış emekli dostlarımdan da bahsetmek isterim… Hayalleri çenesinde kalmış dostlarımdan… Emekli olunca yapacaklarını hayal ederler. Sonra “ Bu serüven için çok yaşlıyım çoook” diyip televizyon karşısında belgesel kanallarına gömülüp iç çekerler.
Bu yazıyı okuduktan sonra karar verme zamanı.
İş stresiyle bir canavara dönüşmek mi, doğanın içinde terapi mi?
Eğer 25 yaşında plan yapmaya başlamamışsanız, maceracı bir ruh taşımıyorsanız, boşuna hayal kurmayın… Siz hayat boyu çalışacaksınız. Benden söylemesi, mutluluğu iş kariyerinde arayın.
Yaşamınızın diğer yarısını “Bitmeyen tatil” ile geçirmek istiyorsanız şimdiden plan yapmaya başlayın. Hobilerinizin ustası, eğitmeni olun. Çalışırken hafta sonları alacağınız eğitimlerle tatildeki kaçamaklarla hobilerinizi geliştirin.
Yaşam boyu spor yapmayı ihmal etmeyin. Yaşınız ilerlerken beden yaşınızı dinç tutun. Hobileriniz için para biriktirmeyi ihmal etmeyin. Sonra fırsat kollayın. Paranız olup birde tok alıcı olunca size ne fırsatlar doğacak. Ne kadar az paralarla hobilerinize ulaşacağınıza inanamayacaksınız?
Önemli olan hazırlıklı ve planlı olmak. İyi eğitim aldığınız bir hobiniz varsa bunun size açacağı yollara inanamayacaksınız. İyi bir dalış eğitmeni olmak, iyi bir kaptan olmak, iyi bir dağcı olmak gibi…
İşin sırrı.
İlk önce hayal etmek. Genç yaşlarda plan yapmak ve sağlıklı kalmak.
Herkes para kazanmanın sürekli tatil getireceğine inanır. Oysa sağlığınız için caba sarf etmiyorsanız, hobilerinize emek vermiyorsanız “Sürekli tatil” sizin için hayal olmaktan ileri gidemez.
Hobiler için para kazanmak adına stres ortamında sağlığınızdan olup. Bol paranız olup yaşlıyken hobi edinmek pek kolay olmuyor…
Dediğim gibi…
İstifa etmek ve bitmeyen tatil için genç yaşlarda plan yapmak zorundasınız.
“Başarısız olacağım” diye sakın korkmayın. Az parayla insanlar maceralarının peşinden koşabiliyor ve mutlu olabiliyor…İnanın sizi dolduruşa getirmek için değil. Özgür bir yaşamın peşinden koşmanın da mümkün olacağını anlatmaya çalışıyorum.
Dostlar her günün kıymetini bilin. Görüyorum. Trafikte sıkışmış, patron fırçası ve iş stresiyle tükenmiş bedenlerin nasıl iflas ettiğini izliyorum ve bir kurtuluş yolu sunuyorum…
Geleceğinizi şansa bağlamayın. Bu günden planlar yapın. Hobiler edinin, azla yetinin. Beton yığınlarında stresli bir yaşam değil doğanın terapisinde mutlu bir yaşamı seçin…
Benim bir sözüm vardır… Yüzme havuzlu bahçeli villalar sizin olsun. Benim ormanlarım ve okyanuslarım var… Ve onlara ulaşmak bir sırt çantasını kadar yakın…
Ve unutma o 10 odalı villanda hep aynı koltuğa aynı yere oturuyorsun.
Benim çılgınca hayallerim vardı… Ve kendime inandım… Hayallerimin peşinden koştum… Başardım…
Siz hayallerinizi ne zaman gerçekleştireceksiniz?
Paranın kölesi değil kendi yaşamınızın efendisi olun…