'JOSH' HASTALIĞI!
Yeni hastalığımız hayırlı uğurlu olsun.. İnşallah yaz gribi gibi bir şeydir ve çabuk geçer.. Şimdi eminim canım ülkemde Lost dizisi daha da bir patlama yapacaktır.. Yurdumun genç ve güzel kadınları daha bir dikkatli izlemeye başlayacaklardır diziyi.. Hep öyle olur ya.. Bugüne kadar hiç izlememişsindir ama dizinin içindeki oyuncu bir şekilde senin ülkeni ziyaret edip kasırgalar estirir ve sen birdenbire diziyi seyrederken bulursun kendini ve utanmadan kendini 'sıkı hayran' ilan edersin..
Ben tek bir bölüm bile izlemedim.. Halen de izlemeyi düşünmüyorum fakat kız arkadaşlarımın garip tutumlar sergilemeye başlaması beni korkutuyor.. Dün gecce benim ev kızlar kampı gibiydi.. Kanallar arasında gezinirken Lost'un TNT'deki tanıtımı dönüyormuş, tabii ben olayla fazla ilgilenmediğim için dikkatli bakmadım.. Aman yarabbim bir çığlık yükseldi evden, aç aç nidaları eşliğinde.. Tamam adam çok yakışıklı, süper ötesi bir şey de; bize bir faydası var mı? Adamla yemeğe çıkabilme, mevzuyu daha ileriye taşıyabilme, kısacası ilişki yaşabilme şansı var mı? Yok.. O zaman çok yakışıklı adammış der konuyu kapatırım.. Ama basın toplantısı sırasında kadının biri 'seninle sevişmek istiyorum' bile demiş ya, helal olsun.. Bu kadar görgüsüzlük olamaz, bu kadar ileri gidilemez, yuh artık! Sadece bu kadının tavrından değil, adam geldiği andan itibaren kendinden geçen tüm kadınların tavrından bahsediyorum.. Çünkü yaşananların hepsi cidden artık görgüsüzlük sınırını aşıyor..
Cahide geccesinde adamın koruması bile isyan etti, 'adamın canını çıkardınız be yeter artık' diye.. Hani durum bu kadar vahimdi.. Bergüzar Korel gibi ağırbaşlı, hanımefendi, mülayim bir oyuncu bile 'sana dokunmak istiyorum, eğer sana dokunmazsam arkadaşlarım beni öldürür' dedi... Beyaz Show'da Holloway'ın tercümanlığını yapan aslında Beyaz Show'un yapımcısı olan Ebru Hanım bile kendinden geçti, tercüme etmeyi bırakıp 'çok şeker ya' demeye başladı.. Hayretler içindeyim gerçekten.. Bizim ülke kadını da tarzını belli etti ya sonunda, bravo!
FENOMEN REZALETİ!
Trafikle cebelleştiğim sırada aradı arkadaşım.. 'Star'da Fenomen diye bir şey başladı, mutlaka izle, ayrıca Teoman da konuk..' Olay 17 Nisan Perşembe geccesi yaşanıyor.. Malum Kenan Erçetingöz'le Yüz Yüze var o akşam ve bizim konuk da Teoman.. Haliyle bir koşuşturma içinde eve gittim, bakalım neler olacak diye.. Ve itiraf ediyorum sadece Teoman var diye bütün programı izleme işkencesine katlandım..
Tanrım, bu nasıl bir yarışma programıdır böyle.. Hani bu kadar mı kötü organize edilebilir? Kimin ne dediği belli değil, Tuba Ünsal garip bir panik içinde ardı ardına cümleler kuruyor, oradan Sinan Çetin'e bağlanılıyor, araya fragman giriyor kaşıklar eğiliyor bükülüyor, bıçaklar havada uçuşuyor.. 'Ayyy yeter beynim döndü diye çığlık atasım geliyor'ama tutuyorum kendimi inanın.. Neden çünkü programda Teoman var, belki ekstra bir detay yakalarız, Tanrım!!!!
Telepatik bir program olduğu için teknik ekibi fazla sağlam tutmamışlar sanırım, sürekli bir ses hatası var.. Sesler bir yükseliyor, bir alçalıyor.. Tercümeler asla anlaşılmıyor.. Ama itiraf ediyorum en çok Teoman ve Zeynep Beşerler arasında yaşananlara koptum.. İşte birbirlerinin akıllarından geçenleri söylüyorlar ve stüdyoda büyük şaşkınlık yaşanıyor.. Fakat sürekli olarak da birbirlerini tanımadıklarını söylüyorlar; Sinan Çetin zaten sürekli yemin edip duruyor, sahtekarlık yok falan diye.. Ama geccenin sabahında biz Teoman ve Zeynep Beşerler'in barda birlikte eğlendiklerine dair haberler yazmışız, fotoğraflar var elimizde filan.. Zerrin Özer en şaşkınlık veren sesiyle sürekli aralarda konuşuyor, inanamıyorum sesleri yükseliyor stüdyodan, ben de hayretler içerisinde bekliyorum 'yok yok mutlaka başka bir şey var, tüm program bu kadar basit bir olay üzerine kurulamaz, dayan diyorum..' Ama yok nafile hiçbir şey olmuyor ve program bitiyor..
O sırada programı en başta bana haber veren arkadaşım aradı..'Bu ne böyle ya, hiçbir b.k anlamadım, saçma sapan bir şey, kesin yakında yayından kaldırılır..' Kesinlikle aynı fikirdeyim.. Fikir süper ama işleyemedikten ve bunu ekrana doğru-dürüst bir şekilde yansıtamadıktan sonra bir şey ifade etmiyor ne yazık ki..
Her şeyi geçtim programın inandırıcı bir yönü yok.. Uri Geller, diyor ki ekran önüne kaşıklarınızı ve çalışmayan saatlerinizi koyun, kaşıklarınız eğilecek, saatleriniz çalışacak.. Aman yarabbim, goy goycu halkım çığlık çığlığa ay şöyle eğildi, böyle çalıştı.. Fakat benim arkadaşın evinde tık yok.. Ne kaşık eğilmiş, ne saat çalışmış.. Neden acaba? Kesin devrelerimiz karıştı ve biz telepatik alanın dışında kaldık.. Yoksa niye bizim saatler çalışmasın, kaşıklar eğilmesin ki? Öğle değil mi ama?
Bol seyirli günler efendim..
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece
gecce.com’a link verilerek kullanılabilir. Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.