YAZARLAR

MAGAZİN - DEDİKODU
DİLARA PEKEL
dilara@gecce.com
twitter.com/dilarapekel
Son Güncelleme: 28 Haziran 2010 15:41
OLAYIN ÖZETİ: PARA BİTTİ, DEFNE GİTTİ!
Ayşe Arman sanki Eren Talu'yla değil Charles Bukowski'yle röportaj yapmış izlenimi oluştu bende o şok röportajı okurken.. Votkalar, sevişmeler, aldatmalar.. Tam Bukowski ağzıyla konuşmuş Eren Talu..

Uzun süredir susan, konuşmayan, her şekilde suçlanan Eren Talu'nun bir gün konuşacağını ve Defne Samyeli'ni suçlayacağını biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum doğrusu..

Anlatılanlar, yaşananlar tamamen rezillik; ötesi yok ama.. Derin bir ama var bu işin içinde..

Biz uzun zamandır Defne Samyeli'ni dinliyoruz; onun şok suçlamalarını, hakaretlerini.. Madem ortada böyle bir rezillik var.. Kocan, onu aldattığını biliyor, üstelik de kendin itiraf etmek zorunda kalmışsın, o kocanın bir gün ortaya çıkıp tüm gerçekleri anlatmayacağına nasıl bu kadar emin oldun? Hiç mi düşünmedin ben bu adamı bu kadar suçladım, beni aldattı dedim ya o da bir gün çıkıp benim foyalarımı ortaya dökerse diye..

Ki döktü işte.. Tabii ki bu işlerde üslup çok önemlidir.. Anlatmaktan anlatmaya fark vardır.. Eren Talu işin ucunu fena kaçırmış.. Seks hayatlarından tutun da ne zaman seviştiklerine, kaç kadeh votka içtiklerine kadar her şeyi, kısacası her naneyi biliyoruz şu anda..

Yalnız benim takıldığım tek bir nokta vardı dünkü röportajda 'ben seviştim, sen de seviştin; ödeştik; gel barışalım' cümlesi beni şoke etti... Dedim ki bu nasıl bir seviyesizlik, iğrençlikmiş böyle.. Ama bugün röportajın devamını okuduktan sonra Eren Talu'nun bu konuya nasıl baktığını öğrendim ve takıntımdan vazgeçtim.. Talu, aldatmayı bir hastalık olarak görüyormuş, onun için namus meselesi değilmiş, karısının hastalığının iyileşmesi için uğraşmış ama bakmış olmuyor vazgeçmiş..

Açıklamaya gelin sevgili okurlar! Böyle bir erkek de yetişmiş bu topraklarda işte! Aldatma namus meselesi değilse şayet Eren Talu'nun namus kapsamına aldığı konuları gerçekten merak ettim ben.. Ne olursa cinnet geçirir bu adam peki?

Yani dün diyor ki, 'Sabah süslenip püslenip konferansa diye çıkıyor, meğer adamın Sheraton'daki odasına gidiyormuş. Aşıklar orada buluşurken, benim içim içimi yiyor, bir şey var ama anlayamıyorum. Artık üzerimde nasıl bir baskı kurmuşsa işim gücüm yok ama Sherton'a gidemiyorum. İki de bir arıyorum, telefonu çalıyor, açan yok, sonra açılıyor Defne “Ne oldu, neden arıyorsun?” diyor. Nedense Defne'nin sesi hep ekolu, meğer adamın odasındaki banyodan konuşuyormuş...'

Yani bu nasıl bir baskıdır ki karının göz göre seni aldatmasına izin verdiriyor? Bir erkek nasıl olur da karısının bir otelde başka bir adamla seviştiğini bilerek oraya gidip ortalığı ateşe vermez anlamıyorum? Namustan saymıyormuş ya bu olayları, herhalde o yüzdendir deyip geçmek istiyorum ben de ama yapamıyorum..

Seven adam geyiklerine de girmek istemiyorum.. Karını çok sev ya da sevme! Sonuçta o çocuklarının annesi, yol arkadaşın vs.. Nasıl oluyor da o vücutta başka ellerin dolaşması seni rahatsız etmiyor? Bilmesen tamam ruhun duymaz takılır gidersin ama biliyorsun yahu böyle bir şey olduğunu, istediğin kadar ben o konulara takılmıyorum, namus meselesi değil de! Buradan şu çıkıyor ki bence kesinlikle doğrudur bu tezim! Sevmek mevmek palavra.. Karını sevmezsin ama hayatında olduğu için umursarsın..Umursadığın için de eğer seni aldattığını öğrenirsen dünyayı yakar yıkarsın.. Ama umursamadığın bir kadın için parmağını oynatmazsın, iki adım ötende başka bir adamla birlikte olur sen gitmezsin.. Başka bahanelere sığınırsın..

O yüzden hiç kimse bana Eren Talu hala karısına aşık filan demesin.. Aşk çoktan terk etmiş onları çünkü..

Neyse.. Sonra tüm olaylar ortalığa dökülür; kadın yaşananlardan sonra senin hiç konuşmadığını fark eder, olayı basına başka şekilde anlatır.. Sen gene susarsın, ama baktın gördün kadın susmuyor, e Allah'ın verdiği 3 hakkı da kullanmış dersin ve can acısıyla ortaya çıkar, eteğinde biriktirdiğin bütün taşları aralardaki tozları silkelemeden anlatırsın ve geriye çekilirsin.. 'Tek atımlık kurşunum vardı kullandım' diyerek de işin içinden sıyrılırsın.. Hissettiğin duygu da aşk filan değil, kesinlikle intikam almak, can yakmaktır işte bu yüzden..

Şimdi kim haklı kim haksız geyikleri dönüyor ortada..

Ortada haklı diye bir şey yok ne yazık ki..

Her zaman alıştığımız evlilik türlerinin diğer türlüyse karşı karşıyayız..

Erkek zengindir, kadın güzel.. Bunlar evlenirler.. Erkek zenginliğini kadın da güzelliğini sürdükçe işler yolunda gider.. Genelde kadınlar güzelliklerini evlendikten sonra yitirince erkekler genç ve çıtır kızlarla birlikte olma yoluna giderler.. Tabii bu işin adı aldatma değil jimnastiktir, yanlış anlaşılmasın.. Kadıncağız da kendi halinde para gitmesin diye susar ve kabullenir her şeyi.. Ya da adam boşar kadını, belli bir nafaka verir, olay kapatılır..

Ama burada işin tersi söz konusu.. Adamın parası bitiyor, sıfırı görüyor ama kadın hala çok güzel.. E haliyle sorunlar başlıyor.. Kadın bu durumda o güce alıştığı için kendine yeni ve güçlü birini arıyor ve buluyor.. Yalnız o yaptığı şeye jimnastik adını vermiyor; vicdanını rahatlatmak için aşk diyor, ruh ikizimi buldum diyor..
Adam başta susmayı tercih ediyor, kabullenmiş gibi görünmeye çalışıyor.. Ama erkek işte sinmiyor içine olan biten.. Düşünüyor o da haksız, bu ilişkide o da aldatmış.. Ne yapıyor ediyor bir çıkış yolu buluyor kendine ve aldatmalarına jimnastik diyor.. Böylece oluyor kendince sütten çıkmış ak kaşık!

E kadın zaten aşk meşk, ruh ikizi geyiklerine sığınarak vicdanını rahatlatmıştı..

İşte burada sorulması gereken soru şu: 'bu kadın ruh ikizini bulduysa şayet niye hala sıfırı tüketmiş adamın üç kuruşundan medet umuyor'

Yine söylüyorum çünkü aşk meşk yalan.. Her zaman olduğu gibi..

E ne oluyor bu durumda? Sürekli suçlu ilan edilmekten bıkan adam 'ben zaten her şeyimi kaybettim, o da zarar görsün, bu eziyetin bedeli ondan da çıksın diyor.. Ve koşuyor Ayşe Arman'a..

İşte durum budur.. 14 yıllık evliliğin içinde neler yaşandı bilemeyiz tabii ki ama şunu da ben çok merak ediyorum:

Eren Talu'nun, Galatasaray Seyrantepe Stadı'nı yapmaya parası yetseydi, işleri daha da yoluna girseydi biz gazetelerde bu aşk-aldatma-rezillik hikayelerini mi okurduk; yoksa mutlu aile olmanın sırlarını mı?

Yorum sizin..
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir. Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bu yazıya yorum yazan ilk kişi siz olun, hediyeler kazanın!
sayfa başı
© 2001-2012 MEDYANET İNTERNET HİZMETLERİ YAYINCILIK VE TİC. LTD. ŞTİ.