PAZAR NEŞESİ :)
Kadınla adam yatakta konuşuyorlarmış, birden kadının telefonu çalmış, kadın telefona bakmış. Bir süre konuştuktan sonra telefonu kapatmış, yanındaki adam sormuş 'arayan kimdi?' Kadın, "kocamdı, seninle toplantıdaymış!"
***
Melon şapkasının üzerinden kafasının kaşımaya çalışan adamı görmüş ve yanına giderek:
- Afedersiniz, siz Laz mısınız?
- Evet, neden sordun?
- Şapkanızın üzerinden kafanızı kaşımaya çalışıyordunuz da...
- Ne olmuş yani?! Sen kıçın kaşınınca pantalonunu mu çıkarıyorsun?
***
Polis müfettişi incecik güzel sekretere sormuş:
- Patronun neden kendini pencereden aşağı attı!
'Bilemiyorum' demiş fıstık kız:
- Bana her zaman çok iyi davranırdı. 2 ay önce bana çok pahalı bir vizon kürk aldı, geçen ay da spor bir araba.
- Eeeeee?
- Bugün 3 karatlık çok kıymetli pırlanta bir yüzük hediye etti ve 'Sana sahip olabilmem için daha ne bedel ödememi istersin?' dedi.
- Peki, sen ne cevap verdin?
- Ben sadece 'Ofisteki diğer adamlar gibi bir saatliğine 50 dolar verseniz yeter' dedim!
***
Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir;
-Ağam akşam rüyamda seni gördüm
-Hayırdır len nasıl gördün?
-İkimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk.
-Eeee
-Sonra uçak arıza yaptı ve düştü.
-Hayırdır inşallah, ne oldu sonra?
-Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düştün.
-Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım rüyada bile belli olmuş, sonra ne oldu?
-Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik.
***
Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında sıraya girmişlerdi. Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe bir not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı:
"Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor."
Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir çukulatalı çörek yığını vardı. Bir çocuk not yazmıştı,
"İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları gözlüyor."
***
Bir anaokulu öğretmeni sınıftaki çocuklar resim yaparken, onları seyrediyordu. Her çocuğun çalışmasına bakmak için sınıfta dolaşıyordu. Gayretli bir şekilde çalışan küçük bir kızın yanında gittiğinde, ona ne çizdiğini sordu.
Kız yanıtladı, 'Tanrı'yı çiziyorum'
Öğretmen duraksadı ve sordu, 'Ama hiç kimse Tanrı'nın neye benzediğini bilmiyor'
Kız kafasını kaldırmadan yanıtladı, 'Birazdan öğrenecekler'
***
Adam müftüye gitmiş.
“Yahu, hakikaten biz cennete gittiğimizde huri alacak mıyız?” demiş
Müftü, 'namazını kılar, orucunu tutar, zekâtını verirsen 4 huriyi alacaksın elbette' demiş. Adamın derdi başka...
'Peki benim hanım cennete gidince ne olacak?' demiş.
Müftü cevap vermiş
'Ona da 4 Nuri düşer '
Adam şaşkın !!! Kös kös evine dönmüş. Bakmış karısı namaz kılıyor... Basmış tekmeyi...
'Ne namazı len bu..? Haaaa... ne namazı..? Orospu mu olcen..??
***
Sonradan görme ve sosyeteye girmeye çalışan kadının biri petshop'tan içeriye girer ve bir hayvan almak istediğini söyler. Bu arada gözü alımlı tüylü papağana takılır ve kırıtarak bunu istiyorum der.
Bunu gören papağan dükkan sahibine dönerek; 'Recai beni bu karıya satma, bu karı orospu' der.
Kadın müthiş sinirlenmiştir ve gurur meselesi yapmıştır, dükkan sahibine; 'bu papağanı yarın almaya gelicem bu arada terbiyeli konuşmasını öğret yoksa karışmam' der ve gider.
Recai kadın gidince papağanı terbiye etmek için bi kova su alır ve papağanın kafasını suya sokup çıkardıktan sonra yarın müşteri gelince nasıl hitap etmesi gerektiğini söyler. Papağan inat eder ancak birkaç denemeden sonra pes eder.
Ertesi gün kadın gelir ve tamam mı diye sorar, sonra papağana döner ve;
Ben eve geldiğimde nasıl hitap edeceksin?
-Hoşgeldiniz hanımefendi diyeceğim.
-Peki yanımda bir beyle geldiğimde nasıl hitap edeceksin?
-Hoşgeldiniz hanımefendi, hoşgeldiniz beyefendi diyeceğim.
-Peki yanımda iki beyle geldiğimde nasıl hitap edeceksin?
-Hoşgeldiniz hanımefendi, hoşgeldiniz beyefendiler diyeceğim
Peki yanımda üç beyle gelirsem ne diyeceksin der demez papağan dayanamaz patlar
'Recai getir kovayı anam avradım olsun bu karı orospu' ...
***
-"Eczacı..!" demiş karısı içini çekerek.. "Telefonda bana küfür etti!
Adam öfkeyle eczaneye koşmuş..
-"Sen ne dedin benim karıma" diye saldırmış eczacıya..
-"Durun!" demiş eczacı, "Bir de beni dinleyin!..
Bu sabah saatin alarmı çalmayınca hayli geç kalkabildim. . Kahvaltı etmeden kapıdan fırladım ki evin ve arabanın anahtarlarını içeride unutmusum. Pencerenin camını kırarak anahtarları aldım.. Geciktim diye biraz hız yapınca yolda ceza yedim.. Yarıyolda lastiğim patladı.. Eczaneye geldim ki kapıda bir sürü insan bekleşiyor.. Kapıyı açarken telefon yerinden fırlarcasına çalıyordu.. Birinin parasının üzerini vermek için hamle yaptığımda paralar yere saçıldı.. Ellerimin ve dizlerimin üzerinde paraları toplarken telefon hala çalıyordu.. Ayağa kalkarken kasanın acık çekmecesine başımı vurunca yere yuvarlandım. Telefon hala çalıyordu.. Hamle yaparken ortadaki rafa çarptım. En pahalı parfümler yerlere düşüp kırıldı.. Telefon hala deli gibi çalıyordu.. Sonunda açtım.. Karınız
arıyormus..
-"Rektal termometreyi nasıl kullanacağım? " diye sordu..
Beyefendi size yemin ederim kendisine sadece dogruyu söyledim!
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece
gecce.com’a link verilerek kullanılabilir. Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bu yazıya yorum yazan ilk kişi siz olun, hediyeler kazanın!