PİZZANIN Pİ’Sİ, MAKARNANIN PA’SI
Nişantaşı’nın yeni bir lokantası PiPa’nın adındaki ‘Pi’ pizzadan, ‘Pa’ ise makarnanın İtalyancası olan ‘pasta’dan geliyor
Farkı yakalayan ilgi görüyor. Müşteri topluyor. PiPa’nın farkı da önce konsepti, sonra mutfağı.
Burayı birkaç girişimci bir araya gelerek açmış, işletiyor. Fikir babası Serhan Sunguroğlu uzun yıllar Uzakdoğu ülkelerindeki otellerde yeme-içme müdürlüğü yapmış. Çalıştığı ülke ve müesseselerde İtalyan şef Enzo Carbone ile tanışmış. Enzo Carbone, Şanghay’da Issimo isimli İtalyan lokantasında şeflik yapmış. Hong-Kong’da
208 isimli İtalyan lokantasını açmış (208’in dekorunu bizim ünlü tasarım grubumuz Autoban yapmış.
Ve bu tasarım ile uluslararası ödül almış).
Sunguroğlu İstanbul’da farklı bir İtalyan lokantası açmak hayalini gerçekleştirmek için Enzo Carbone’yi koluna takmış. İstanbul’a gelmişler. Alp Özkan ve diğer arkadaşları ile bir şirket kurmuşlar.
Lokanta için yer aramışlar. Süleyman Nazif Sokak’ta inşa edilmekte olan Şebnem Hanım Apartmanı’nın giriş katını, inşaat başlarken lokanta olabilecek şekilde düzenlettirmişler, sonra da Mimar Mahmut Anlar’a kafalarındaki konsepte göre iç düzenlemesini yaptırtmışlar.
Lokantanın koyu rengin hakim olduğu yalın bir dekoru var. Salonun etrafı çepeçevre cam. Ve camların arkasından yeşil bitkiler görünüyor. Tavanın yarısı da cam imiş. İyi havalarda açılıyormuş. Arka bölümde bir bahçe varmış. Mutfak, açık mutfak. Çalışanları izlemek mümkün. Havalandırma güzel. Salonda yemek kokusu yok. Mutfakta İtalyan ustanın inşa ettiği, odun ile ısıtılan bir pizza fırını var.
Salonun girişinde iki taraflı uzun İtalyan usulü müşterilerin yan yana ve karşı karşıya oturdukları bir masa, arka salonun ortasında , etrafında insanların yemek yemek veya içki içmek için sıralandıkları dört köşe bir bar tezgahı var.
Zemin kademeli hale getirilmiş. Masalar salonun çevresinde kademeli olarak sıralanmış. Masalarda örtü yok.
Menüyü şef Enzo Carbone düzenliyor, belli dönemlerde Türkiye’ye gelerek mutfağı denetliyormuş. Şimdilerde mutfak sorumluğunu İtalyan şef Marco Russo taşıyor.
Kapıdan girince müşteri sorumlusu Pınar Can hoş geldin diyor, restoran müdiresi İnci İnan gelen gidenle ilgileniyor. Masaya oturduğunuzda someliye Tuğsan Kılıçaslan müesesse adına birer küçük bardak karanfilli votka ikram ediyor. Bizim masamızla Nihat Güzeldere ilgilendi.
Gittiğimiz akşam salonda boş masa yoktu.
Genç ve neşeli müşteri kesimi çoğunluktaydı. Biz memnun ayrıldık. Öğle yemeklerinde servis başlıyormuş. İlla da her yemeği tatmak mecburiyeti diye bir şey yok. Tek bir tabak veya çeşit yemek ve bir bardak alkollü veya alkolsüz içecek ile masadan kalkmak mümkün. İtalyan mutfağından hoşlananların beğeneceği bir lokanta olmuş.
Başlangıç tabağı tüm masaya yeter
İtalyan mutfağına sahip olduğu için PiPa’nın listesinde mozerella buffola (taze İtalyan peyniri), bresaola (İtalyan sığır pastırması) ve de prosciutto var (Tabakları 24 TL dolayında). Biz üzerinde değişik tür soğuk etler ve peynirler bulunan İtalyan başlangıç tabağından ısmarladık (Tüm masada paylaşılabilecek büyüklükte bir tabak, 40 TL). Sonra bir adet mozarella buffola’yı paylaştık (24 TL). Kıtır olmasını rica ederek bir küçük pizza istedik (25 TL). Pizzanın domatesi taze ve sulu, peyniri mozerella peyniri idi. Beğendik. Daha sonra bir tabak mantarlı ve kıymalı makarna yedik.
Makarna çok hem de çok lezzetli idi. Tatlı olarak da tiramisuyu önerdiler. Kocaman bir tramisu idi.
Üç kişi zor bitirdik (14 TL).
Listede yer alan yemeklerden deniz mahsulleri çorbası 23 TL. Risottolar 27 TL. İtalyan makarna çeşitleri
28-30 TL. Pizzalar 25-36 TL. Kırmızı et çeşitleri ile balıkların tabağı 52 TL.
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece
gecce.com’a link verilerek kullanılabilir. Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bu yazıya yorum yazan ilk kişi siz olun, hediyeler kazanın!