SERHAT, NEHİR'LE DÖNÜYOR!
Serhat Nehir'le dönüyor
Serhat Tutumluer bana göre şu anda piyasadaki 'en iyi' erkek oyunculardan biri; hatta biraz daha ileri gideyim jön yok tartışmalarında insanların suratına 'işte jön' diye tokat gibi çarpılacak bir isim..
İlk olarak Çaylak'ta keşfettim; sonra Sahra, Aşk Delisi (tiyatro oyunuydu, sahnede devleşmişti resmen), Esir Kalpler, Erkekler Ağlamaz ve Ezo Gelin'le devam etti.. Ardından Cenneti Beklerken'de Eflatun olarak karşımıza çıktı ki oradaki oyunculuğu muhteşemdi.. Naif, kırılgan ama güçlü.. Süper filmdi..
Şimdi de Avukatlar isimli diziyle ATV seyircisinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.. Dizi Ekim'de başlayacak.. Başrollerde Serhat'ın dışında Nehir Erdoğan var.. Yönetmen ise Yabancı Damat'ın yönetmenliğini yapan Durul ve Taylan Yağmur kardeşler..
Genco dizisinden tanıdığımız Alpay Atalan, Aşka Sürgün'de Mahsun Kırmızıgül'ün sakat kardeşi rolünde izlediğimiz Teoman Kumbaracıbaşı, Köprü'de Elmas rolüyle beni kendine hayran bırakan Melis Birkan ve duayen bir isim olan Metin Serezli de dizinin diğer oyuncuları arasında yer alıyor..
Serhat Tutumluer'e geri dönecek olursak; Serhat aslında bu piyasanın içinden biri ama şöhret dalgasına kendini kaptırmayan, ayakları çok sağlam yere basan, ne olduğunu, neyi yaptığının çok farkında olan bir isim..
İki sene önce filandı sanırım; bir motosiklet dergisi için kendisiyle röportaj yapmıştım.. Ve o röportajda kendisini ve tarzını çok net ortaya koyan cümleler sarf etmişti..
Örneğin dizi piyasasıyla ilgili sözlerinin bugün hala geçerliliğini koruyor olması ve bir adım öteye geçemememiz, hala dünyaya açılan pencereyi bulamadığımız anlamına geliyor ki; son derece üzücü..
'Bir oyuncunun senaryoyu seçebilmesi için ekonomik açıdan rahat olması gerekiyor. Ancak o zaman doğru tercihler yapabilir. Ben zaten devlet memuruyum. İzmit Şehir Tiyatroları'nda kadrom var. Dolayısıyla bana yakışan ve beni heyecanlandıran senaryoları seçmem gerekiyor. Denk gelir seçerim. Ama sadece senaryoyla iş bitmiyor. Yapımcı çok önemli, kanalın bakışı ve oyuncu seçimi çok önemli. Çok üzülüyorum ya, aslında her şey o cihaza bağlı. Yapacağınız başka bir şey yok. Aslında televizyon kötü bir şey değildir; televizyonu nasıl kullandığınız çok önemlidir. Televizyonu böyle kullanırsanız, televizyon kötü olur. Gazetelerin ikinci sayfaları dolar taşar, sizin yaptığınız dizi yüzünden, sizin kahramanınıza öykünen liseliler birbirlerini bıçaklayıp tabanca taşımaya başlıyorlarsa öyle bir dizi yapıp da ben yaptım halk da izliyor diyemezsiniz. Halkın beğeni düzeyini ölçecek bir birim yok bu ülkede ve bilinçli olarak yok. Ben buna inanıyorum. Böyle bir birimi bilinçli olarak koymuyorlar bu ülkeye. Çünkü karınları doyacak ve cepleri dolacak insan sayısı çok fazla. Onların karınları doyacak, cepleri dolacak -ki dış kökenlidir bunlar eminim- gökdelenlerine iki kat daha ekleyecekler ondan sonra belki bu halkı düşünürler.
Biz de başlayacak bu iş. Bizim akıllı olmamız lazım, izlemememiz lazım, kapatmamız lazım. Böyle konuşan bir adamın da televizyona dizi yapması abesle iştigal gibi duruyor. Hem böyle konuşuyorsun hem de dizi yapıyorsun diyorlar bana. İşte ben yapayım iş, bir yerlerde olayım ki, o yerlerden bunları söyleyebileyim. İşte böyle söyleyebiliyorum; gazeteye, dergiye, televizyona. Söylemeye de devam edeceğim. Yanlış yapılan çok iş var. Yapımcı karnını doyursun diye, kanal o yapımcıdan alacağı ve vereceği payla karnını doyursun diye, reklam şirketleri o diziye bilmem ne yapsın diye işler yapılıyor bu ülkede! Halk bunu sever, izler diye bir niyet güttüklerini sanmıyorum. Yok değil, bu niyeti güdenler var o diziler de kendini belli ediyor zaten. Oturup ailece izleyebildiğimiz, bizi düşünmeye sevk eden diziler var ama birkaç tane. O kadar kaos var ki ortada, acımasız bir sistem hakim. Sonra ne oluyor? Bizim gibi bir şeyi seyretmekten zevk alan insanlar gidip DVD satın alıyorlar. Televizyon uyuşturucu gibidir. Nasıl kullanılması gerektiği çok önemlidir ve aileler buna çok dikkat etmelidir. O yüzden bana, 'hayran kitleniz var' dendiğinde içim ürperiyor ve çok korkuyorum. Bu lafları etmek istiyorum. Çok üzücü bir şey var ya. Biz dünyada bir numarayız, çocuk pornosunda! Oy veriyorsun, seni yönetmesini istediğin insanı seçiyorsun ama bu duruma düşürmemeleri gerekiyor memleketi ya.'
Neden medyatik olmadığını da şu sözlerle açıklamıştı..
'Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz diye bir laf vardır. Benim dertlerim başka. Ben sahne üzerinde samimi oyuncu peşinde koşan bir insanım. Böyle birçok oyuncu vardır. Benim televizyona geçmemin sebebi ise sinema filminde oynayabilir miyim, kamerayı tanıyabilir miyim, kamera beni tanır mı, benim oradaki oyunculuğum nedir, bunları merak ettiğim için televizyon dizilerine başladım. E tabii yaş da ilerleyince artık paranın özgürlüğünü istiyor oluyorsunuz. Hani memur maaşıyla bir yere kadar geçinmek iyi güzel de, yeteneğinizin karşılığında alabileceğiniz ya da üretkenliğinizin karşılığında alabileceğiniz maddi kaynakları kullanıp kendi hayatınıza özgürlük sağlayabilir misiniz, sınırlarınızı genişletebilir misiniz? Bunun da bir pırıltısı yok değil televizyonda. Ben bu niyetle girdim. Yoksa tanınayım, ünlü olayım gibi kavramlar hiç yoktu benim aklımda. Ama şöyle bir şey vardı.
Bir arkadaşımız başlamıştı televizyona ve biz gördük ki, tiyatrosuna seyirci gelmeye başladı televizyonda göründüğü için. Başka bir niyetim olduğunu hiç sanmıyorum. Bir de gerçekten kişinin bir felsefesi olması gerekiyor. Bu felsefe lafını hemen hemen herkes kullanır oldu ama ben bunun Betül Çotuk Söken'den eğitimini aldım. 1 yıl bile olsa aldığım eğitim, felsefenin başlangıcının ne olduğunu ve geçmişinden bugüne düşünce sisteminin neleri kavradığını biliyorum. Aslında bununla ilintili medyatik olmak ya da olmamak. Pop art kültürünün ikonu Andy Warol tarafından sarf edilmiş beylik bir laf vardır hani "Herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak" Onun gibi bir şey, bu yüzyılda herkes ünlü olabilir, hiçbir sorun değildir. Neyle göründün önemlidir. Onun takdirini seyirci yapar. Konservatuar eğitiminden gelen bir şey sanırım bu. Ben buna inanan oyunculardan biriyim. Seyirci sahnedeki oyuncuyu alkışlamaz. Onun gösterdiği performansın gereği olan rolü alkışlar. O rolde kendini bulduğu için seyirci alkışlar. Dolayısıyla sen yoksundur aslında, burada sadece işin vardır. Onu üzerinde bir gömlek gibi taşırsın, en fazla.'
'Şöhreti üzerinde gömlek gibi taşımak' sözü nasıl kulak tırmalıyor değil mi? Alışkın olmadığımız için kulağa yabancı geliyor haliyle.. Çünkü şöhret bazılarının tenine kazınmış durumda.. Sanıyorlar ki ilelebet böyle yürüyecek bu kervan.. Ama işte arada böyle adamlar da çıkıyor.. Ve onların sergilediği performans dizide olsun, sinemada olsun, tiyatroda olsun hep daha bir lezzetli ve farklı oluyor.. 'Sası' (Armağan Çağlayan'ın kulakları çınlasın) oyuncular arasından hep lezzetleriyle ve büyüleriyle sıyrılıyorlar işte.. O yüzden Avukatlar dizisinin başlamasını dört gözle bekliyorum.. En azından kalitesi şimdiden belli..
'Merve'li, 'Naz'lı Doktorlar!
Doktorlar dizisi yeni sezona çok iddialı başladı.. Merve Sevi ve Naz Elmas'ı da kadroya katmışlar.. Tabii bir de Zeyno Güvenç'i.. Ne zamandır yoktu Zeyno Güvenç ortalıklarda, en son 'Dominant Teyze' rolüyle belleklerimize kazınmıştı Çocuklar Duymasın'da..
Şimdi başhekim olarak izliyoruz onu; çok uymuş diziye, amiyane tabirle 'cuk' oturmuş diyebiliriz..
Gelelim Merve Sevi'ye.. Asistan Duygu rolünde, başhekimin kardeşi olarak karşımızda bu sefer.. En son Hayat Güzeldir'de oynuyordu ama talihi kötü biten dizilerden biri oldu o.. O yüzden Doktorlar kapmış Merve'yi.. İyi de yapmışlar.. Çok iyi oynuyor, yüzü ve mimikleriyle işi bitiriyor; yüzünden geçen zamanları anında veriyor bize.. O yüzden çok başarılı buluyorum Merve Sevi'yi ben.. Yolu kesinlikle çok açık.. Özellikle dizide canlandırdığı asistan Duygu'nun azmi, hırsı tüm yeni nesil doktor adaylarına örnek olacak cinsten..
Naz Elmas, bildiğimiz gibi.. Hep aynı mimikler, aynı dudak büzmeler, aynı bakışlar.. Biraz farklılık katmalı bence.. Yani düz oynuyor hep.. Kıvanç Tatlıtuğ'un ilk halleri gibi adeta.. Ama Kıvanç'taki ilerleme tartışılmaz, muhteşem geliştirdi kendini.. Naz, ortalıklarda olmadığı sürede biraz yerinde saymış sanki.. Güzellik ve isim bir yere kadar ama biraz oyunculuk da gelişmeli.. İnşallah dizinin ilerleyen bölümlerinde daha farklı izleyebiliriz onu..
Paşan Yılmazel de kadroya yeni eklenen isimlerden.. O da Merve Sevi gibi Hayat Güzeldir'den Doktorlar'a geçiş yaptı.. Her zamanki sempatisiyle oynuyor..
Uzun sözün kısası Doktorlar'ın bu halini sevdim ben.. Eğlenceli olacağından hiç şüphem yok, umarım öğreticilik tarafları da ağır basar bu sezon..
Bol seyirli günler efendim..
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece
gecce.com’a link verilerek kullanılabilir. Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.