Türkiye'nin zirvesi için yola çıktık. Amacımız Ağrı Dağ'ında enerji zirvesini oluşturmaktı. Küresel ısınmadan en çok etkilenen Ağrı Dağı'nın zirvesinden zirvedekilere seslenmek için zirveyi zorlayacaktık.
Küresel ısınma enerji tasarrufu kimsenin umurunda olmadığı şu günlerde bir misyon üstlenmiştik.
“Enerjimizi dikkatli kullanın. Küresel ısınmanın etkileri artık hissedilir boyutlarda. Bunun en büyük ispatı ise gün geçtikçe eriyen Türkiye'nin zirvesi Ağrı Dağı”
Bunu ispatlamak içinde altimetremizi ve bu çıkışın simgesi olarak pilimizi yanımıza zirveye doğru yola çıktık. Ama Ağrı Dağı bize zirve yolunu kolay açmayacaktı. Hava şartları bizi zorlayacak gibi gözüküyordu. Fırtına ve sis yanı sıra havada eksilerin altında soğuktu.
Ama biz ne vartalar atlatmıştık. Bununda üstünden gelmek için tüm hazırlıklarımız tamamdı. İlk başta enerjimize güveniyorduk ayrıca deneyimli rehberlerimiz Yıldırım Beyazıt Öztürk ve Mustafa Tekin yanımızdaydı.
Hakan Kumuk arkadaşım ve ben zirve yolunda ilk kez bilye halinde yağan buz tipisi ile karşılaştık. İnanılır gibi değildi. İnsanın vücudunu acıtacak kadar bu büyüklükte dolu yağmasına ilk kez tanıklık ediyorduk.
3200 kampına vardığımızda dayak yemiş gibi çadıra kendimizi zor attık. Mustafa'nın kendi elleriyle hazırladığı taze dağ kekiği ile servis ettiği çorba tüm yorgunluğumuzu unutturdu. Dağ bu zamanda adeta kekik bahçesine dönüşmüş durumda her taraf mis gibi kekik kokuyor. Bu yıl yoğun yağmur alan Ağrı Dağı yemyeşil. Binlerce çeşit bitki ve çiçeği barındıran Ağrı dağında burnunuz bayram ediyor.
Ama ağrı bize hep kötü yüzünü de göstermeye kararlı. Gün boyu kar tipi ve yağmur kampta bize soluk aldırmadı. Ama yolumuz uzun ve zirve bizi bekliyordu. İkinci gün ise 4200 kampı için hazırlıklarımızı tamamladık. İyi bir kahvaltı ettikten sonra yola devam. Ağrı Dağı yörenin gelir kaynağı ve dağcılık turizminin açılan kapısı olmasına rağmen gereken ilgi bir türlü gösterilmiyor. Ağrı dağı milli parkımız olmasına rağmen giderek kirleniyor. Sahipsizlik ve bakımsızlık Ağrı Dağı'nın sonunu getirecek gibi.
Yöre halkı ve katırcılar bölgenin temizliği için elinden geleni yapıyor. Ama izinsiz ve kaçak yapılan çıkışlar özellikle İranlı dağcılar dağda çöp atma konusunda duyarsız. Getirdikleri yiyecek ve içeceklerin artıklarını adeta dağa serpiştiriyorlar. Çok acı.
Biz ise İran'lı dağcıların bıraktığı çöpleri toplayarak 3700 kapına doğru ilerliyoruz. “Rehbere gerek yok çöpleri takip et yeter” esprisi yol boyunca bizleri oyalıyor. 3700 kampında bir açıp bir kapayan ama ağırlıklı yağmur ve karlı hava bizi karşılıyor. Her zaman zirve yolunda 4200 kampını kullanan bizler atların kar yüzünden ilerleyemediği için bu yıl 3700 kampı kurmak zorunda kalıyoruz.
Zirve biraz zor olacak ama yola devam. Ertesi sabah gün ağarmadan kafa fenerlerimizi yakıp saat 01 de yola çıkıyoruz. Fırtına sisi ve soğuk hava bizi zorluyor. “Minik adımlar sizi zirveye taşır. Yeter ki azimle atın” sloganı kulaklarımızda pes etmek yok.
Gün ağardığında ise sis ve tipi yüzünde yol bulmakta güçlük çekiyoruz. Ama usta rehberimiz Yıldırım yanımızda. CPS cihazı ve tecrübesi ile sisin içinde bizi zirveye taşıyor.
Bulutların üstünde bulutların içinde ilerleyerek bizi zirve ile buluşturuyor. Altimetremize bakıyoruz. Evet bu yılda geçen seneye rağmen 2 metre zirvemiz erimiş. Altimetre zirveyi 5135 metre gösteriyor. Zirve 2 metre erimiş. Zirvemiz artık 5137 değil 5135…
Küresel ısınmaya dikkat çekmek adına yanımızda getirdiğimiz. Türkiye'nin zirvesine Varta pilini dikiyoruz.
Diktiğimiz simge Varta pili hemen ilgi odağı oluyor. Ağrı'ya gelen tüm misafirler zirvede hatıra fotoğrafı çekmeye başlıyorlar. İlk önce Japonlar sonra Amerikalılar ve Avusturyalı dağcılar tek tek kendi fotoğraflarını çekiyorlar.
Evet, Küresel ısınmaya dikkat çekmek için yaptığımız bu yolculukta zirveden zirvedekilere sesleniyoruz “Enerjimize güvenin ve onu tasarruflu kullanın” diyor ve ekliyoruz.
“Ülkemiz küresel ısınmanın etkisi altında bizden uyarması.”
Sonra bizde Zirvede şovumuzu yapıp sponsorumuzun bayrağını dalgalandırıyoruz.
Bir zorlu vartayı daha atlattık ve Vartayı zirveye taşıdık.