YAZARLAR

KENAN ERÇETİNGÖZ
kenanercetingoz@gecce.com
Son Güncelleme: 08 Kasım 2010 16:02
VODAFONE’LA PORTO!
En eski Turckcell müşterisiyken 10 yıl hiçbir yere davet edilmedim ama Vodafone'a geçer geçmez Porta'ya davet edildim!

Hemen şimdi “ama siz gazetecisiniz ondan davet etmişlerdir” diyeceksiniz.. Hayır, gazetecilikle ilgisi yok.

Vodafone Red müşterisiymişim ben. O sebeple davet edilmişim. Benim gibi şanslı 10 Red müşterisi daha vardı davette..

Vodafone, küresel gücü ve tecrübesinin sunduğu iletişim olanaklarıyla birlikte yüksek tempoda çalışan, yoğun bir biçimde mobil iletişim ihtiyacı duyanlar için Vodafone Red Ayrıcalıklar Dünyası'nı da hizmete sokmuş.

Neymiş bu Red? Ben de bilmiyordum öğrendim;

7 gün 24 saat, kişiye özel beklemesiz müşteri hizmeti.. Acil teknik yardım kapıya kadar geliyormuş.. Vodafone Red aynı zamanda kişisel asistanınız oluyormuş.. Vodafone Red, Back-Up Servisi ise mekân bilgileri ve kültür- sanat ekinlikleri için bilet temini gibi hizmetler ile eğlence danışmanlığı, yol yardım hizmeti, konut yardımı, seyahat hizmetleri, indirimli havaalanı otopark hizmetleri, servis bedelsiz uçak bileti, yurtdışı seyahat sigortası gibi birçok ekstra hizmetle de kişisel asistanınız olarak hizmet veriyormuş.

İndirimli shuttle servisi varmış. Türkiye'de ve dünyada çok özel indirimler bulunuyormuş.

Vodafone Red üyeleri yalnızca mobil iletişim konusunda değil, hayatlarını kolaylaştıracak birçok konuda destek alabiliyormuş.




Güzelmiş hepsi.. İşte bu maksatla Porto'daki Beşiktaş maçına gittik, yedik, içtik, gezdik..

Porto küçük, sessiz, sakin ve hüzünlü bir yer.. En fazla 2-3 gün gidilecek bir yer. İstanbul-Porto direct uçuş olmadığı için, o kadar yola değmez aslında..

Reha Muhtar söylemişti, “yollarda sefil olacaksın” diye ama grup iyi olunca, gır gır, şamata yaptık.. Özellikle sevgili Cem Ceminay'la olunca gezimiz tam eğlenceli oldu. Cem, iphone 4 telefonun yeni kendini çeken kamera tuşunu öğrenmiş, her yerde Bülent Ersoy gibi kendini çekip durdu..

Çok güzel restoranlara gittik Porto'da.. Maalesef Vedat Milor'un anlattığı yerlere değil, bilmediği yerlere gittik.. Vedat Milor'un tavsiye ettiği Churrascao do Mar ve Don Tohno, o kadar da iyi restoranlar değildi maalesef..

Porto'nun en iyi restoranı yeni açılan Dop Porto adlı restoran..

Sahibi ve şefi Rui Paulo.. İnanılmaz bir ziyafet çekti bize.. Harikaydı. Dünya turnesi kapsamında Portekiz'de olan Bono da bu restoranda yemek yemiş.



Bir akşam da Buhle adlı restorana gittik ama onu fazla beğenmedim..

Şarap tadımı için trenle gittiğimiz Quinta da Pacheca harikaydı.. Nefis bir yer ve butik otel aynı zamanda. Kesinlikle bir daha ki sefere Quinta'ya gidilecek ve orada kalınıp, şarapla yatılıp kalkılacak..

Porto'da gecce hayatı sıfır.. Meydandaki sokakta yanyana, bizdeki Biber, Salomanje gibi mekanlar var sadece.
En popular olanları 3C ve Twins adlı mekanlar.. Bar&Lounge şeklinde mekanlar.. Fazla bir detay yok, dans yok, görkem yok, ortam yok, manzara yok..

Gözünü seveyim İstanbul'un.. Nerede Reina, Sortie, Nahide-Cahide.. Nerede Sunset, Papermoon, 360 İstanbul..

Vallahi İstanbul'un kıymetini bilmiyoruz..

Vodafone'la Porto'ya gidilmesinin başka bir sebebi de Porto'daki Vodafone binasının ilginç mimarisi..



Vodafone Türkiye Pazarlama Bölüm Başkanı Fatih Uysal, bize bu ilginç binayı gezdirip bilgilendirdi.. Cem Ceminay da, her yerde ve her koşulda İphone'yla kendini çekmeye devam etti.

Bir Porto macerası da bu şekilde bitti.. Sırada Sofya var.. Bekle Sofya geliyoruz..
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir. Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bu yazıya yorum yazan ilk kişi siz olun, hediyeler kazanın!
sayfa başı
© 2001-2012 MEDYANET İNTERNET HİZMETLERİ YAYINCILIK VE TİC. LTD. ŞTİ.