Nihayet yolun sonuna geldik ve Yaprak Dökümü'ne veda etmeyi başarabildik.. İtiraf etmem gerekir ki 'Aşk-ı Memnu' gibi bir final olmadı.. Hatta dizinin sonlarına kadar sanki haftaya yeniden varmış ruhuyla çekilmiş gibiydi.. Final havasından eser yoktu.. Final Ali Rıza Bey'in ölümüyle kendini belli etti.. Kan donduran oyunculuk yoktu; vay be diyebileceğim, helal olsun diye haykırabileceğim bir sahne de değildi.. Etkileyici miydi, evet.. Ama yürekleri yakmadı.. Daha başarılı olabilir miydi? Kesinlikle..
Küçük Osman'ın baba diye haykırışı bile Şevket'in 'baba' diye bağırmasından daha çok vuruyor insanı; o kadar söyleyeyim..
Hele ki dizideki Aşk-ı Memnu esintilerinden hiç mi hiç hoşlanmadım.. Süleyman Efendi ve Matmazel'in final bölümünde ne işi vardı? Ne alaka bir yaklaşımdı yani? İki saniye göründüler.. Hele Süleyman Efendi karakteriyle büyük beğeni kazanmış Rana Cabbar'a iki saniye davul çaldırmaları büyük ayıptı, yakışmadı.. Matmazel'in bilet memuru olarak görünmesi tuhaftı.. Ne işe yaradı ne oldu anlamadım.. Keza Ezel'in Temmuz'u Rıza Kocaoğlu da şoför rolündeydi yanlış hatırlamıyorsam..
Acaba mı dedim? Aşk-ı Memnu'nun ve Ezel'in oyuncuları kademe kademe 2'şer saniye görünmeye mi başlayacak dizide? İşte Süleyman Efendi, Matmazel, Firdevs Hanım, Nihal, Bülent, Ednan Bey, Behlül ve Bihter diye sırayla gidecek mi acaba diye merakla bekledim.. Çünkü eğer bunlar çıkarsa Matmazel'in ve Süleyman Efendi'nin görünmesinin bir manası olacaktı.. Ama ne yazık ki çıkmadı.. İş manasız bir şekilde ortada kaldı..
Hele o en final sahnesinde boş evin çekilmesi tam bir kopyalamaydı.. Hatırlayın Aşk-ı Memnu'da da böyle olmuştu.. Çok klasik kaldı, çok..
Yani aylardır 29 Aralık, Yolun Sonu diye fragmanlar dönüp durdu.. Daha etkileyici bir son bekliyordum.. Daha vurucu, daha öldürücü ve tabii ki daha heyecanlı.. Yaprak Dökümü'nün ne bölümleri vardı, final sahnesine taş çıkartacak oysa.. Ne yazık ki beklentimi karşılamadı bu final benim.. Tadı, tuzu eksikti..
Ama şunu da söylemeden geçemem, dizide en çok Gökçe Bahadır ve Fahriye Evcen'in sahnelerinden etkilendim.. Özellikle Necla'nın Leyla'nın kızı sevdiği an ve son sahnedeki sarılmaları başarılıydı.. Tek yutkunduğum anlardı o anlar..
Ve şimdi her yerde dizi oyuncularının diziyi izleyip ağladıkları anlar yayınlanıyor.. Ne yalan söyleyeyim o sahneler de bana Aşk-ı Memnu'nun final geccesinden tanıdık geldi.. Tamam, 5 yıllarını verdiler, çok etkilendiler, ağladılar filan ama öncesinde Aşk-ı Memnu gibi bir örnek olduğu için her şey yaratıcılıktan uzak geldi bana.. Finaldeki Halil Ergün – Tolga Karel sarılması bile aklıma Selçuk Yöntem – Kıvanç Tatlıtuğ sarılmasını getirdi..
Ayrıca yine kıyaslama yapacak olursam, Aşk-ı Memnu oyuncularında final sonrasında gurur ve hüzün vardı.. Zafer işaretleri yapıyorlardı, eller havada çakışıyordu, sarılıyorlardı.. Yaprak Dökümü oyuncularında ise sadece hüzün ve yorgunluk vardı.. Sizi bilmem ama o enerjileri bana asla geçmedi..
Ama yine de 5 yıldır evimizi paylaştılar.. Acı tatlı hatıralar, anlar bıraktılar bize.. Onları çok sevdik mi sevdik.. 5 yıldır bıkmadan izledik mi izledik.. Benim yukarıdaki söylemlerim sadece finali kapsıyor; sakın kimse yanlış anlamasın.. Herkesin emeğine çok büyük saygım olduğu gibi finali beğenmeme hakkımın da olduğunu düşünüyorum.. Daha iyisi yapılabilirdi.. Ama olmadı.. Yine de herkesin, emeğine ve yüreğine sağlık..
Hoş hatıralar bıraktınız bizde.. Yeriniz hep ayrı kalacak..
Hadi şu iki videoyu izleyin ve itiraf edin; hangisi daha vurucuydu; dürüst olun ama :)
Önce Yaprak Dökümü..

Şimdi de Aşk-ı Memnu..
HÜSEYİN AVNİ DANYAL'IN TAVRI..Dün gecce Yaprak Dökümü'nü bitirdikten sonra Bizden Kaçmaz'a göz atayım dedim.. Şu anda Kızım Nerede dizisinde oynayan Hüseyin Avni Danyal'ı çekmiş muhabirler.. Danyal, yolda yürüyor bizim çocuklar da kibarca 'Hüseyin Bey, merhaba.. Nasılsınız?' diye soruyorlar.. Fakat o da ne? Cevap yok.. Cevap olmadığı gibi Kurtlar Vadisi'nden fırlamış ve oradan üstüne yapışmış bakışlarından fırlatıyor muhabirlere.. Hayır soruyu duymasam, acaba ne sordu bizim çocuklar da bu adam bu kadar deli bakışlar fırlatıyor?' diyeceğim ama soruyu duydum.. 'Hüseyin Bey, merhaba.. Nasılsınız?' Arkasından ikinci soru geldi, yine son derece kibarlar 'Efendim, dizi nasıl gidiyor?' Yine klasik Bulut bakışları.. Çocuklar da en sonunda 'bırak ya, tamam' deyip çekme işini bitirdiler..
Şimdi nedir bu tavırlar? Ne oluyor yani? 'İyi akşamlar' demek bu kadar mı zor.. Kaldı ki, kızdıracak bir şey yok ortada.. Tamam o an belki sinirlisin, canın kimseyle konuşmak istemiyor.. E onu da anlarız tamam.. Dersin ki 'iyi akşamlar, konuşmak istemiyorum'
O deli bakışlar, ağız dudak bükmeler de nedir? Neyin, kimin havası bu?
Tamam bazen çok saçma sorular sorulabiliyor, insan çileden çıkabiliyor ama bir nasılsınıza, iyi akşamlar dileğine de verilecek cevap yoksa, benim de diyecek bir şeyim kalmıyor artık..
İyi seyirler efendim herkese..