Barış Arduç: Bir geccede şöhret oldum...

Mutluluk Zamanı filmiyle sevenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanan Barış Arduç, bir dergiye verdiği röportajda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Magazin

Barış Arduç: Bir geccede şöhret oldum... Kiralık Aşk dizisinden sonra Mutluluk Zamanı filmiyle sevenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanan ünlü oyuncu Barış Arduç, Hello Dergisi'ne verdiği röportajında oyunculuk ve özel hayatına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o röportaj:

“Kiralık Aşk”ı kabul ettiğinde bu kadar başarılı olacağını ve sana bu kadar popülerlik kazandıracağını tahmin etmiş miydin? Yoksa bir önceki “Racon Ailem İçin” dizisinin çok kısa sürede bitmesi nedeniyle bir tereddüt var mıydı?
- “Racon Ailem İçin” başlamadan 12 tane iş gelmişti, ben onu seçmiştim. Talep edilmeye başlanmıştım ama rüştümü tam olarak ispat edememiştim. Dört hafta sürüp bitmesine rağmen işler gelmeye devam etti ve Star TV ile anlaştım. O da apayrı bir güven verdi bana... Kanalın sunduğu üç işten birini seçecektim; kadınları etkileyecek bir ayakkabı tasarımcısını nasıl sevdirebilirim diye biraz düşünsem de sonunda ikna oldum ve “Kiralık Aşk” başladı. İlk bölümü tüm ekip birlikte seyrettik, çok acayipti, bir günde hepimizin hayatında 180 derece dönüşüm olmuştu. Ertesi gün Cihangir’de kulaklıklarımı takmış evden spora doğru yürüyordum ki, ünlü olduğumu anladım.

“Mutluluk Zamanı”nda oynadığın Mert, senin sinemadaki ilk başrolün. Dizi bittikten sonra sözünü ettiğin bir sinema filmi hikayesi vardı. Mert ve Ada, o hikaye mi?
- Evet, o hikaye... “Kiralık Aşk” devam ederken Şenol ve Elçin ile “Bir de birlikte film yapsak” diye konuşuyorduk hep. Fikri ve hikayeyi bulunca Buğra Gülsoy senaryomuzu yazdı ve filmimiz çıktı ortaya.

YÜKSEK SESLi YAŞAYANLARIN BÜYÜK TRAVMALARI VARDIR
Nasıl biri Mert? Ömer’e benziyor mu? Sen sevdin mi onu?
- Mert, Ömer’den oldukça farklı biri. Ömer insanları hayatının içine fazla sokmaktan hoşlanmayan, dokunarak konuşmayan, işine fazlasıyla bağımlı, daha cool bir tipti. Mert ise insanlara çok daha yakın; full enerjik, heyecanlı, fırlama ve hayatın tam içinde. Zeki bir girişimci; ekiplerini coşkuyla motive eden bir patron. Kadınlarla flört etmeyi seviyor, ki bu açıdan da Ömer’den bayağı farklı. Fazla yüksek sesli yaşayan insanların genelde büyük travmaları olur. Mert de biraz öyle biri. Yüzünde bir mutluluk maskesiyle geziyor. Kalabalıklarla yaşamayı seven, güçlü bir işadamı gibi görünüyor ama aslında kendi içinde bir yalnızlığı var. Sevdim ben Mert’i.

Filmin konusunu kısaca okuduk; ama biraz daha ipucu verebilir misin?
- Mert, üyelik sistemiyle çalışan mutluet.com.tr isimli bir dijital platformun sahibi. Bu platform, hayatın temposu içinde kimi zaman atladığınız, ama asla unutulmaması gereken tüm özel ve önemli günleri, yıldönümlerini sizin yerinize takip ediyor. Mesela kardeşinizin doğum günü mü var; onun sosyal medya hesaplarından beğenilerini, hayallerini öğrenip hediyesini seçiyor; tam isteyeceği gibi bir parti organize ediyor. Aslında insanın içinden o heyecanı, dürtüleri, samimiyeti alan bir sistem; ancak şu andaki dijital hayatlarımızın da bir gerçeği. Mert bu fikirle zengin olmuş bir adam, global bir işbirliği teklifi alıyor ve hikaye başlıyor. Bu hikayenin içinde tesadüfen tanıştığı Ada sayesinde maskesini atacak ve gerçek aşkın mükemmelin değil, kusurların içinde saklı olduğunu anlayacak.

FOTOĞRAF GALERİSİ İÇİN TIKLAYINIZ

Bunlarda ilginizi çekebilir: