BATU: OYUNCULUĞA DAHA ÇOK ZAMAN AYIRACAĞIM!

Modern Türk kadınının doğuşunu konu alan bir belgeselde Halide Edip Adıvar’ı canlandıran Pelin Batu, rol gereği çarşaf giyince hissettiklerini anlattı: "Herkesin tek tip giyinmesi bana ürkütücü geliyor. O zaman bir birey olamıyorsunuz; bir bütünün parçası oluyorsunuz"

Magazin

BATU: OYUNCULUĞA DAHA ÇOK ZAMAN AYIRACAĞIM! Kara çarşaf giydiği zaman kendisini garip hissettiğini belirten Batu, ayrıldığı 'Tarihin Arka Odası' programıyla ilgili de şunları söyledi: "Murat Bardakçı ile Erhan Afyoncu'nun ailem hakkında yaptıkları yorumlardan rahatsız oldum ve bu yüzden tartışarak ayrıldım. Çok üzüldüm ve kırıldım. Artık oyunculuğa daha fazla zaman ayıracağım."

ZOMBİ GİBİ GEZİYORDUM

'Tarihin Arka Odası' programından tamamen ayrıldınız mı?
Artık geri dönmeyeceğim. Zaten iki yıl sürdü. Tezimi bitirmem gerekiyordu, oyunculuğa zaman ayıramıyordum, pazar günlerim mahvoluyordu. Zombi gibi geziyordum!

Neden tartıştınız?
Aslında konuyu uzatmak istemiyorum ama programı seyredenler biliyor. Ana dil meselesi konuşuluyordu. Ben de kendi ailemden örnekler verdim; sert bir tartışma oldu. Benim ailemin Balkanlar'dan gelince yaşadıkları zorlukları örnek verdim.

Anneannem benim için çok değerli bir insandır. Bu kadar değerli bir insanın çocukluğumdan bu yana bana anlattığı örnekleri orada anlatıp bunun üzerine tartışınca; tansiyon tırmandı.

Yeni bir belgeselle gündemdesiniz. Halide Edip Adıvar'ı canlandırıyorsunuz... Hikaye nasıl oluştu?
Bu belgesel Kanadalı bir yönetmen arkadaşımın projesi... Amerika- Kanada-İtalyan ortak yapımı... Bu belgeselin Türkiye'de nerede oynayacağı ise hâlâ meçhul! Bu da tuhaf bir durum çünkü Türkiye'yi ilgilendiren bir proje, yer bulmak için bekliyor.

Siyah çarşafı giydiğinizde sizde uyandırdığı his ne oldu?
O dönem sokakta kadınlar çarşaf giymek zorundaydı. O zamanlar çarşafın politik bir tarafı yok; şu anda sembolleşti. 1919'da çarşaf, şehir hayatının bir parçasıydı. Herkesin tek tip giyinmesi bana ürkütücü geliyor.

O zaman bir birey olamıyorsunuz, bir bütünün parçası oluyorsunuz. Çarşafta da bunu hissettim. Bir bütünün içinde kaybolmamak gerekiyor. Mor rengi çok sevdiğim için o dönemde yaşasam, mor çarşaf giymek isterdim. Bu da olamayacağı için ben de bütünün içinde kaybolurdum...

METROBÜSTE ŞARKI...

"Babam bir bürokrat ona göre davranayım, ağır başlı olayım" gibi kaygılarınız var mı?
Hayır, kesinlikle yok. Hiç öyle dikkatli bir hayat sürmüyorum. İçimden ne geliyorsa öyle yaşarım. İnsanlara saygısızlık etmem.

Dans etmek istersem ederim, metrobüste şarkı söylemek istiyorsam söylerim ki; yapmışlığım vardır. Herkese kulak asarsanız, o gürültüden kendi sesini duyamaz ve mutsuz olursunuz.

Mutsuz olduğunuz da toparlanmak için ne yaparsınız?
Piyano çalarım. Beş yaşından bu yana dışavurum aracımdır. Çok sinirliyken piyanoya oturup bir-iki saat çaldığımda elim ve belim ağrır ama kalktığımda bambaşka birisi olurum.

BÜTÜN HAYATIMI SİYASETE ADAYAMAM

Politikaya atılmayı düşünüyor musunuz?
Eskiden bu soru sorulduğunda “Bir aileye bir tane yeter” diye düşünüyordum. Çünkü politika insanın hayatının yüzde 100'ünü kapsıyor. “Ben hem filmlerde oynayayım, hem şiir yazayım, üniversite de ders vereyim; arada bir de meclise gidip, imza atıp kürsüde konuşayım” demekle olmuyor.

Politikaya girmen Ankara'da yaşaman demek... Seni seçen insanlarla o bölgede sürekli vakit geçirmek gerekiyor. Hakikaten çok idealist olmanız gerekiyor. “Meclise girdim, ne güzel bir etiketim var” demekle olmuyor. Ben o kadar çok şey yapmak istiyorum ki, bütün hayatımı politikaya adayamam! Ama belki bir noktadan sonra girebilirim.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: