BİR KERE AYRILDIK BİR KERE BARIŞTIK

“Sizi Seviyorum” filmi ile setlere dönen Zeynep Beşerler, sürekli sevgilisi Kenan İmirzalıoğlu ile ayrıldığı yönünde haberler çıkmasından dert yandı: “Biz gerçek anlamda sadece bir kere ayrıldık. Oysa basın mensupları sürekli ayırıp barıştırıyor bizi!”

Magazin

BİR KERE AYRILDIK BİR KERE BARIŞTIK Aslında sizi “Varoş Prens”te izlemeyi bekliyorduk, ama bu bekleyiş sürerken devreye “Sizi Seviyorum” girdi. Neler oldu, nedir bu değişikliğin sebebi?

- Evet, öbür projede bazı aksaklıklar oldu. Biraz beklemeye alındı. Sanırım İlhan’ın (Mansız) işlerinden dolayı çekimler sarktı. Çekeriz, çekemeyiz bilemem artık, kısmet... Burası Türkiye, işin altına imza bile atmış olsanız, işin tamamlanıp tamamlanmayacağından emin olmazsınız.

Bu sıkıntılı dönemde “Sizi Seviyorum”dan gelen teklifi nasıl ya da neden kabul ettiniz peki?
- Bu filmde konuk oyuncuyum zaten... Keyif verebilecek bir iş olduğu için de kabul ettim. 21 günde sinema filmini çekip bitirdik. Çekimler çok eğlenceli geçti, herkes mutluydu. Umarım bu enerji beyazperdeye de yansır.

Biraz da filmdeki karakterinizden söz eder misiniz?

- Ben Ayla’yı oynuyorum. Ayla aldatılan arkadaşına destek veren, erkeklere ateş püsküren, sert mizaçlı bir tip.

ŞİDDET GÖSTEREN ERKEĞİ PARALAMAK İSTİYORUM

Karakterinizle örtüşen yönleri var mı bu Ayla’nın?

- Yok, ben öyle biri değilimdir. Ayla feminist bir karakter, ben o kadar da feminist değilim. Ama bu karakter, farklı bir yönümü ortaya çıkararak deşarj olmamı sağladı doğrusu...

Neden deşarj olma ihtiyacı duyuyordunuz ki?

- Hayatta öyle şeyler görüyorsun ki, ister istemez doluyorsun. O zaman rol icabı bile olsa “sürünsünler canım” diyerek eteğindeki taşları döküyor, deşarj oluyorsun.

Ne gibi şeyler?

- Kadına uygulanan şiddet mesela... Elimden gelse şiddet gösteren erkeği paralarım. Tamamen çağ dışı bir hareket, kafam almıyor. Fiziksel güç anlamında kendinden çok aşağı seviyelerde birine şiddet uygulayıp, erkekliklerini ispat etmeye çalışıyorlar, ama buna erkeklik denmez. Buna insanlık bile denmez ki erkeklik densin! Kültürlü erkek de kültürsüz erkek de bunu yapıyor. Kadınlar, çocuklarını büyütürken “sen erkeksin, yap oğlum” dedikçe, o çocukların içindeki canavar ruhu da besliyorlar. Bu durumdan kurtulmak yine kadınlara düşüyor yani...

SON BİR YILI ENSE YAPARAK GEÇİRDİM

Ekranda olmadığınız bir yılı nasıl değerlendirdiniz?

- Tatil yaptım, bol bol ailemle vakit geçirdim. Kenan (ımirzalıoğlu) askerdeydi, onu ziyarete gittim sık sık... Onun dışında kafayı boşalttım. Ense yaptığım bir yıl oldu diyebilirim.

Dizi görüşmeleri nasıl gidiyor?

- Birkaç proje var. ımzayı atmadan söylemeyeyim ama özellikle içlerinden biri çok güzel ve keyifli bir iş. 15-20 güne netleşir herhalde... Çalışmayı çok istediğim bir ekip, o yüzden kesinleşmesini sabırsızlıkla bekliyorum.

30 YAŞINI DEVİRİNCE EVLİLİKTEN SOĞUDUM

Emre Altuğ, “Sizi Seviyorum” filminde her sabah başka bir kadınla uyanıyor. Çağın yeni hastalığı belki de... Uzun süreli ilişki yaşamak ya da evlenmek erkeğin kontrolünde olan bir şey mi?

- Buna inanmıyorum. Evlilik iki tarafı da bağlayan, iki tarafın da eşit söz hakkına sahip olduğu bir durum... Çocuk konusu ise sadece kadının elinde. Asıl kadın istemezse ikisi de olmaz!

Kadınlar, evlenmeye erkeklerden daha mı meraklı?

- Bu daha çok eskiden kalma bir alışkanlık... Öyle gelmiş, öyle gidiyor. Ama günümüz kadınlarına baktığınız zaman, çoğu “evlenmek mi, Allah korusun” diyor!

Siz o güruhtan mısınız?

- Ben o kadar değilim. “Eskiden evlenirim, ne güzel de çocuk yaparım” diyordum, şimdi çok daha farklı düşünüyorum. 30 yaşını devirdim, tam da evlenme yaşındayım, ama sanırım evlenmek de çocuk sahibi olmak da istemiyorum. Bu yaşlara gelindiğinde tam tersi düşünülürken, ben “galiba yapamayacağım” demeye başladım.

İkiniz de ünlü olduğunuz için Kenan Bey ile ilişkiniz sürekli didikleniyor. Bu sizi giderek daha da zorlamayacak mı?

- Zor tabii... Aslında bizde biraz da bezginlik oldu. 5,5 yıldır birlikteyiz, sürekli aynı sorulara yanıt verip duruyoruz. “Ayrıldınız mı, barıştınız mı, evlendiniz mi, hamile misiniz?” gibi saçma sapan şeylerle yıllardır uğraşıyoruz. Ortada hiçbir şey yokken garip haberler yazıldı, ben de bir süre sonra “bir kulağımdan girer, öbüründen çıkar” demeye başladım. Kimin ne yazdığı zerre kadar umrumda değil. Ben ve çevrem ne yaşadığımı biliyor ya, gerisi vız gelir tırıs gider.

Kendinizi kısıtlamak zorunda kalıyor musunuz?

- Gece dışarı çıkıp eğlenmeyi severim. Ama popüler kulüplere gitmeseniz de, Beyoğlu’ndaki minik bir barda bile yakalanabiliyorsunuz artık... Ne yapalım, evden mi çıkmayalım? Bir zaman sonra kendinizi salıyorsunuz. Kim ne yazarsa yazsın, artık kimseyle ilgim yok.

Yıllardır ayrılıp barıştığınız yönünde haberler çıkıp duruyor. Gerçek rakam nedir?

- Gerçek anlamda ayrılmamız bir keredir aslında. Oysa siz sürekli ayırıp barıştırıyorsunuz bizi... Hamile bırakıyorsunuz. Yakında da “çocuğu doğurdu, saklıyor” derler!
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: