BİZİMKİ TAM DİZİ AŞKI OLDU

Onu İlker İnanoğlu ile yaşadığı aşkla tanıdık aslında...

Magazin

BİZİMKİ TAM DİZİ AŞKI OLDU Özge Ulusoy, bu aşkın yanı sıra hayatına birçok başarıyı sığdırmış bir isim... 15 yıl bale yaptıktan sonra, Elite Model Look yarışmasında dereceye girdi, sonrasında da 2003 Miss Turkey’in ikinci güzel kızı seçildi... Şimdi ise sevilen dizi Arka Sokaklar’da oynuyor. Özge Ulusoy’la modellik kariyerini, aşkını ve yeni yeni deneyim kazandığı oyunculuğu konuştuk.

Moda dünyasının biraz içinde olduğum için modelleri işim gereği takip ediyorum. Kimseye saygısızlık etmek istemem ama bazı modeller mesleklerinin dışında hareket ettikleri için işlerini de ucuzlatıyor. Halbuki moda dünyasının çarkının dönmesi, tekstil sektörünün ayakta kalması için defilelere, moda showlarına ve tabii ki modellere ihtiyacımız var. Benim model dünyasında taktir ederek izlediğim, hem işini hem de duruşunu beğendiğim insanlardan biri Özge Ulusoy. Özge’yi modelliğin yanında son zamanlarda Kanal D’nin sevilen dizisi “Arka Sokaklarda” da izledik. Oyunculuğa da modellikte olduğu kadar başarılı bir giriş yaptı bence Özge...

Nerede doğdun, nerede okudun, şimdilerde ne yapıyorsun?
1982 Ankara doğumluyum. Hacettepe Üniversitesi Konservatuvarı’nda bale eğitimi aldım. 15 senem baleyle uğraşarak geçti. Üniversitenin son senesinde dizimdeki sakatlık nedeniyle baleye ara verdim ve o sırada modellik devreye girdi. Elite Model Look yarışmasını kazandım. Galiba üniversiteden hızımı alamamış olacağım ki Yeditepe Üniversitesi’nde Sanat Yönetimi okudum.

Okumaya biraz meraklı bir ailesiniz galiba.
Evet, babam askeri hakimdi. Emekli olunca avukatlıkla devam etti. Annem Yıldız Teknik Üniversitesi’nde doçent yardımcısıydı. Ablam hâlâ Bahçeşehir Üniversitesi’nde doçent yardımcılığı görevini yapıyor. Ablamla küçükken canımız sıkıldıkça ansiklopedi okurduk.


Bazı modeller işimizin suyunu çıkardı

Bir de bir Türkiye güzelliği var değil mi?
Evet, 2003 Miss Turkey’de Türkiye ikinci güzeli oldum. Bundan sonra da Uğurkan Erez’le birçok projede çalıştım. Birçok defile ve şov için yurt dışında da bulundum. Hakan Yıldırım, Yıldırım Mayruk, Cengiz Abazoğlu gibi modacılarımızın kolleksiyonlarını hem yut içinde, hem de yurt dışında gururla taşıdım.

Modellik her zaman güzel ve gerekli bir iş, ama bu işi yapanlar hakkınızda nedense kötü bir imaj var. Sence bu imaj nasıl oluştu?
Evet, maalesef Türkiye’de gerçekten işini düzgün yapan, yani modellik işini hakkıyla yapan çok az insan var. Bazı arkadaşlarımız bu işin suyunu çıkardı. “Ben halkın mankeniyim” falan gibi söylemlerle kasap açılışlarına dahi gittiler. Halkın mankeni diye bir şey olmaz, bu işi ufak bir çevrede yapıyoruz. Tamamen sektörel bir iş. Ayrıca bazı arkadaşlarımız magazin basınıyla içli dışlı oldu, bütün özel hayatlarını çarşaf gibi açtılar. Sonra da bundan şikayetçiymiş gibi, gayet sahte bir biçimde kendilerini çeken magazincilerle kavga ettiler. Yani işin özeti her işte olduğu gibi bu işte de işini bilinçli yapan, eğitimli, düzgün duruşu olan insanlar ayakta kalacak ve emin olun insanlar artık aradaki farkı çok iyi biliyor.


“Mankenden oyuncu olmaz” saçmalığına inanmıyorum

“Mankenden oyuncu olmaz” diye bir inanış vardı ama bakıyorum artık birçok model oyunculuk da yapıyor. Bu konuda ne söylemek istersin?
Bir kere mankenden oyuncu olmaz diye bir saçmalığa inanmıyorum. Doktordan şarkıcı, mimardan oyuncu oluyorsa, niye mankenden olamazmış. Zaten dünyada bunun tersini ispatlayan çok güzel örnekler var. Mesela Charlize Theron, Oscar aldı. Cameron Diaz deseniz gayet başarılı bir oyuncu. Tükiye’de de Cansu Dere, Selma Ergeç gibi isimler büyük başarılara imza attılar. Yani modelden de pekala oyuncu oluyor.

Peki sen oyunculuğa ne zaman başladın?
Fox TV’de Rafet El Roman’la çekilecek bir dizinin seçmelerine katıldım ve seçildim. Maalesef 5 bölüm oynayabildim. Dizi reyting kurbanı oldu. Daha sonra Arka Sokaklar için bir oyuncu aranıyordu, oraya başvurdum ve seçildim. Tabii ki çok şanslıydım.
Üçüncü senesine devam eden, oturmuş kadrosu olan bir dizide oynadığım için bu diziden ve ekibinden çok şey öğreniyorum. Dizi şimdi sezon tatiline girdi, Eylül’de devam edeceğiz.


Bizimki tam dizi aşkı oldu

Biraz da İlker İnanoğlu’ndan bahsedelim mi? İlker’le nasıl tanıştın? İlişkiniz nasıl gidiyor?
İlker ile Arka Sokaklar’da tanıştık. Daha önce hiçbir tanışıklığımız yoktu. Yani bizimki biraz klişe ama tam dizi aşkı oldu. Gayet de iyi gidiyor. İlker sert görünüşünün aksine, çok yumuşak, çok iyi kalpli, çok iyi bir insan. Ayrıca iyi bir oyuncu olduğu için, hatta Amerika’da oyuncu koçluğu da yaptığı için bana çok şey öğretiyor ve çok yardım ediyor. İşimde de bana çok büyük destek.

Peki İlker’in ailesiyle de tanıştın mı, onlarla ilişkin nasıl?
Evet, tabii ki tanıştım, annesiyle, babasıyla. Zaten annesi Filiz Akın inanılmaz zarif, şeker bir insan. Babası deseniz, keza işinde çok başarılı, hepimizin taktir ettiği Türker İnanoğlu. Ayrıca teyzesiyle, kuzeniyle çok sık görüşüyoruz. İlker’in çok şeker bir ailesi var.

Peki siz de bir aile kurmayı düşünüyor musunuz?
Evet, ben hiçbir zaman, o “Ben hiç evlenmeyeceğim” diyen kızlardan olmadım. Tabii ki evlenmek ve kocaman bir ailem olsun istiyorum. Zaten şu anda İlker’le beraber yaşıyoruz, iyi giderse tabii ki onunla bir aile kurarız. Zaten İlker’in 14 yaşında, Amerika’da yaşayan bir oğlu var... Yani bu aileyi büyütebiliriz.


Ben her zaman kokoş bir kız oldum

Normal günlerde ne tarz giyinmekten hoşlanırsın?
Arkadaşlarım bana “Şuşu” diye bir lakap taktı, bu da tamamen çok süslü olmamdan kaynaklanıyor. Hiçbir zaman öyle sade bir kız olmadım. Hep gayet süslü püslüydüm. Takıp takıştırmayı, makyajı, renkli ojeleri pek bir seviyorum. Yani kokoş bir kızım.

undan sonraki projelerin ne?
Hem modelliğe, hem de oyunculuğa devam edeceğim. Ayrıca bir sinema filmi çekmek istiyorum. Tabii iyi bir proje gelirse.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: