Bronz tenin çığlığı!..

Birçok insan bronz bir tene sahip olmak için solaryum merkezlerinin yolunu tutuyor veya güneşin altında sere serpe yatıyor. Ancak "Bronz ten, sağlıklı ten anlamına gelmiyor" diyen ve cilt kanserlerindeki artışa dikkat çeken uzmanlar, bronzluğun DNA’sı bozulan cildin kendini korumak için geliştirdiği bir savunma mekanizması olduğunu söylüyor.

Yaşam

Bronz tenin çığlığı!.. Ultraviyole ışınlarının deriye kısa ve uzun dönemli etkileri var. Görülebilen akut etkiler; güneş yanığı, deride kızarıklık, içi sıvı dolu kabarcıklar, soyulma, bronzlaşma ve geçici olarak bağışıklık sisteminin baskılanması. Kronik etkiler ise deri yaşlanması, kırışıklıklar, düzensiz renklenme ve cilt kanserleri.

Bronzlaşma, ışınların etkisiyle deride pigmentasyon artışına yol açan bir durum. Kadın-erkek çok sayıda insanın çikolata görünümlü bir tene sahip olmak için göze aldığı bronzluk derinin alt ve üst tabakasındaki hücrelerin DNA'sına zarar veriyor. Bu zararın, deri kanserlerinin en önemli nedeni olduğunu belirten Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Eda Tiftikçi, cilt kanserlerindeki artışa ve bu artışta güneş ışınlarının etkisine dikkat çekiyor:

“Birçok insan 40 yaşında hayatı boyunca maruz kalabileceği güneş ışığının % 50'sini almış olur. Güneşe maruziyet bütün deri kanserlerinin en az % 90'nın nedenidir. ABD'de her yıl 1 milyondan fazla kişi deri kanseri tanısı alıyor. Malign melanom deri kanserlerinin % 4'ü kadardır ama deri kanserine bağlı ölümlerin % 79 nedenidir. Malign melanom görülme sıklığı, diğer kanserlere göre çok hızlı artıyor, özellikle son on yılda neredeyse ikiye katlandı.”

Deri kanserleri köken aldıkları hücreye göre sınıflandırılıyor. Sıklıkla görülen 3 deri kanseri tipini bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom ve malign melanom olarak sıralayan Dr. Tiftikçi, “Hayatı boyunca bir kere güneş yanığı geçirmek deri kanserine bir adım daha yakın olmak demektir” diyerek tehlikenin boyutuna dikkat çekiyor.

SOLARYUM MASUM DEĞİL
Dr. Tiftikçi’ye göre, tam da bu nedenle bronzluk için güneşlenirken bir kez daha düşünmek gerekiyor. Çünkü bronz ten, sağlıklı ten anlamına gelmiyor aksine, bronzluk pigmantasyon bombardımanına uğrayan cildin kendini koruma yöntemi:

“Bronzlaşma, derinin güneşin zararlı ışınlarına karşı oluşan bir savunma mekanizmasıdır. Deri kendini korumak için rengini koyulaştırır, pigment yapımını arttırır. Zamanla güneş ışınları deride birikim etkisiyle derinin savunma mekanizmalarında bozukluk yapar, oksidatif stres yaratır. Deri için zararlı olan serbest radikallerin ortaya çıkmasına yol açar ve sonuçta DNA ve hücre yapısını bozarak kansere neden olur. Halk arasında ‘solaryum zararsızdır çünkü güneşin zararlı ışınlarından arındırılmıştır’ şeklinde bir düşünce var, bu doğru değil. Ultaviyole ışınları üreten solaryum da güneşle aynı zararlı etkilere sahip.”

Dr. Tiftikçi, cilt kanserlerinden korunmak için güneşin yoğun olduğu 10:00-15:00 saatleri arasında dışarıda fazla vakit geçirilmemesini ve en az 30 SPF’li güneş koruma ürünleri kullanılmasını öneriyor. Güneş kremlerinin hem UVA hem de UVB’ye karşı koruması önemli. Dr. Eda Tiftikçi, bu ürünlerin dışarıya çıkmadan en az 30 dakika önce sürülmesi gerektiğini hatırlatıyor ve “Ürünler 2 saatte bir tekrarlanmalı. Fazla terleme, havuz ve denizden çıktıktan sonra kurulanıp tekrar kullanılmalı” diyor.

ÇOCUKLARI KREM YERİNE KIYAFETLE KORUYUN
Çocuklarda güneş koruyucu kullanılıp kullanılmayacağı konusu tartışmalı. Bazı uzmanlar, bu ürünlerin çocuklarda kullanılmasının sakıncalı olduğu görüşünde, bazıları ise çocuklara özel ürünlerin kullanılabileceğini belirtiyor. “6 aylıktan küçük çocuklara güneş koruyucu krem kullanılmaz” diyen Dr. Tiftikçi’nin bu konudaki görüşü ise şöyle: “Uzun tişörtler, uzun pantolonlar, şapka ve direkt güneş ışınlarından uzak tutarak çocukları güneşten korumalıyız. Bu önlemler hem büyükler hem de çocuklar içinde uygundur. Kıyafetler özellikle çocukluklarda güneş koruyuculara göre daha güvenlidir. Çünkü derinin hangi bölgelerini koruduğu açıkça görülebilir ve ıslanmadığı sürece koruma miktarı azalmaz.”

Kıyafetlerin ultraviyole koruyucu özelliğini belirlemede dokuma sıklığının en önemli etken olduğunu belirten Tiftikçi’nin verdiği bilgiye göre, koyu renkli kıyafetler güneşten daha iyi koruyor, likra gibi esneyebilen kumaşların koruma özelliği daha az ve ıslak olması koruma özelliğini azaltıyor. Ayrıca ultraviyole emici deterjanlarla yıkanan giysilerin koruma özelliği artıyor.

ZARARLI AMA GEREKLİ
Zararlı etkileri var ancak güneş ışınları vücut için aynı zamanda çok da önemli bir görev üstleniyor. Başta kemik sağlığı olmak üzere birçok mekanizmada rol oynayan D vitamininin vücutta aktifleşmesi için bu ışınlara ihtiyaç var. Ancak güneşle ilişkimizin kısa süreli olması gerekiyor. Vitamin D'nin temel olarak iki kaynağı bulunduğunu vurgulayan, Dr. Tiftikçi, bunları, “Beslenme ve güneş ışınlarının deriye teması” olarak özetliyor ve şunları söylüyor: “Derinin üst tabakasında inaktif şekilde bulunan D vitamini, güneş ışınları ile aktif forma dönüşür ve vücut tarafından kullanılır.”

Günde ortalama 15 dakika, öğle saatlerinde yüz, el ve kollar gibi vücudun küçük bir alanının güneş ışınları ile teması D vitamini yapımı için yeterli oluyor. Tülay Karabağ-ntvmsnbc
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: