ÇAPAMAG'DEN ELMA ŞEKERİ TADINDA DEDİKODULAR!

Magazin

ÇAPAMAG'DEN ELMA ŞEKERİ TADINDA DEDİKODULAR! http://www.twitter.com/CAPAMAG (Meraklısına takip adresimiz)

Hani, eski kovboy filmlerinin sonunda, süvari birliği gelip Kızılderilileri kılıçtan geçirirdi ya… Geçti artık o günler… Çapamag kabilesi, süvari birliklerinin başındaki “En iyi Kızılderili ölü Kızılderilidir” diyen faşist General Custer’a bile kafa tutuyor… Biz patron matron tanımayız evelallah…

***
Bu ‘faşist’ kelimesini tabii ki sevgili Manitu’muz İzzet Çapa için kullanmadık… Can Dündar’ın birkaç gün önce yazdığı ‘Bodrumda Irçılık’ yazısına bir gönderme yaptık sadece…

***

Can Dündar yazısında, Bodrum’daki ‘Beyaz Türklerin’ işgali altındaki bir sitede, bir arkadaşının başına gelenleri anlatıyordu. Meğer bu sitede ‘bakıcıların’ (eski mürebbiyeleri kırpıp kırpıp bakıcı yapıyorlar artık) çocuklarla birlikte denize girmesi yasaklanmış. Çok gerekirse onlar, ağaçların arkasına saklanacaklarmış ki, sosyetik müşterilerin göz zevkleri bozulmasın…

***

Efendim, bizim Manitumuz İzzet Çapa’nın gözünden kaçan asıl politik dedikodu bombası, sonunda kabilesinin kucağına düştü, kendisinin haberi yok, müsaadenizle pimi çekiyoruz…

***

Can Dündar’ın da sözünü ettiği, Maça Kızı’nın hemen arkasındaki bu ‘ırkçı” siteye geçen gün kim konuk olmuş dersiniz? Sözü uzatmayalım; Sosyal demokratların önde gideni Deniz Baykal…

***
Deniz Bey, CHP’li Şule Hanım'ın evine yaptığı ziyarette manzaraya doğru bakarak şu soruyu sormuş;

“Burası Gündoğan koyu mu?”

Bu soru, kısa bir sessizlikle karşılanmış doğal olarak. “Acaba şaka mı” diye millet birbirine bakmış…

Haklılar… Deniz Bey, Kılıçdaroğlu değil ki, yürüyen merdivene tersten binsin…

“Hayır efendim” demişler” “Burası Gündoğan değil, Türkbükü…”

***

Bundan sonrası bizim patronun kulağına fısıldayan o ünlü karganın (ki o hep bunu kuş olarak kayıtlara geçiyordu) anlattıklarına göre şöyle gelişiyor:

***


Deniz Baykal’a, Türkbükü hakkında kısa bir brifing veriliyor… Hatta karganın iddiasına göre konuşmalar şöyle geçiyor:

“Deniz Bey burası Türkbükü, köprünün sağ tarafı halk içindir, sol tarafı sosyetik zevat için”

“Peki bu kadar çok tekne burada ne arıyor?”

“Siz bayramdan önce görecektiniz. Şimdi hepsi Yunanistan’a geçti…”

“Bir iltica mı söz konusu?”

“Hayır efendim. Beyaz Türkler tatile çıktı”

***

Verilen bu garanti üzerine Deniz Bey derin bir nefes alıp rahatlamış, sonra herkesle vedalaşıp beyaz Türkler’in sitesinden ayrılıp, soluğu süt beyaz Türkler'in mekanı olan Kuum 29’da almış… Üstelik onlara inat, üzerine bu kez ‘lacilerini’ çekmemiş, simsiyah bir elbise varmış…

***

Hani bir laf vardır: “Sosyal demokratların sosyal demokratlara yaptığını hiç kimse yapmaz” diye…

Sen Bodrum’a kadar gel, ‘Kuum’da takıl kal…'

***

Diyeceksiniz ki bu politik dedikoduyu karga kardeş neden patronunuza değil de size getirdi?

***

Çünkü o da aynı dakikalarda Kuum Beach’in kumlarına gömmüştü başını… Bir çıkarsa başını neler görecekti neler… Ama o, ‘Metin Aşık, Ayşe Özyılmazel, Murat Boz’un herkesten gizlediği çocuğu’ gibi çok tıklanan bayram dedikodularının peşindeydi…

Eee… Ne demiş bir Kızılderili atasözü: ”Kartalı vuran kendi tüyünden yapılmış oktur”

Bodrum'un bu yaz vazgeçilmezi ünlü işletmeci Ali Sayar'ın başında olduğu 5 Oda Hotel. Sevgili Sayar'ı aradık ne var ne yok diye, yazın trendlerini bizimle paylaşsın istedik. Ama Ali Bey "Boşverin top 5'i, herkes onları yazıyor, ben zirvedeki 5'i değil dibin 5'ini paylaşayım sizinle" dedi. Ters köşelere bayılan bir grup olduğumuzdan hemen başladık zevkle dinlemeye

İşte Ali Sayar'dan "Bottom" 5 ya da bir başka deyişle Ali Sayar'ın sıkıldıkları

- Her yaz, Çeşme ile Bodrum'un mukayese edilmesi... Özellikle de Türkbükü ile Alaçatı'nın kıyaslanması...

- Bayram'da İstanbul bize kaldı, 5 dakikada taa oradan buraya gittik, hiç trafik yoktu muhabbeti...

- Büfelerde bile Ajda Pekkan'ın "Yakar Geçerim"inin çalması...

- Ertesi gün; yanındakikere anlatabilmek, 'pahalıydı veya sıkıldım' diyebilmek için Kuum 29'a ya da Maça Kızı'na gidilip, bir sonraki gün gerçekten de bunun anlatılması...

- Yunan Adaları'ndayız, her şey çok ucuz, 50 Euro'ya ıstakoz bile yedik muhabbetleri...

Telefonu kapatmadan "dibin" 5'ine 1 madde daha ekledi Ali Sayar:

- Ve deee, Çapamag'cilerin buraya gelmeden bütün haberleri duyup yazması..

***

Biraz da Kıbrıs’a uzanmaya ne dersiniz sevgili dedikodu sevmez okurlar? Bayramın ilk geccesinde Cratos’ta tam anlamıyla bir Ajda fırtınası yaşandı… Hani hep derler ya “Ajda salladı” diye; aynen öyle oldu, Pekkan bu kez de Cratos’u salladı.

Övünmek gibi olmasın ama Süperstar’ın dün gecce sahnede yaptığı bir açıklamayı, ilk kez bu satırlarda okuyorsunuz. Sıkı durun, Ajda yeni albümünde sadece alaturka söyleyecek. Ve düet yapacağı isim de yine onun gibi bir duayen: Muazzez Abacı…

Muazzez hanım da Ajda’yı dinleyenler arasındaydı. Ajda beraber okumak için onu sahneye çağırdı ama ‘Cratos sakinlerinin’ hevesleri kursaklarında kaldı. Çünkü öyle büyük bir kalabalık oluşturmuşlardı ki, Muazzez Abacı, oturduğu yerden kalkıp sahneye ulaşamadı…

Böylece bu süper ikiliyi dinlemek umudu da artık yeni albüme kaldı…

***

Bu arada Cratos Hotel'de bir de ‘Ocean Eleven’ tadında bir olay yaşanmış… Yok yok, bir kumarhane soygunu değil ama yine de kumarla ilgisi var…

Serdar Ortaç, sahneye çıkmak için gittiği Cratos’ta ne görsün? Aşırı kalabalıktan dolayı her zaman kaldığı kral dairesi başkasına verilmiş. Bizimkine ayrılan yeni suit’te de ne eksikmiş dersiniz: Hamam… Eee… Şimdi hamamsız yerde kalır mı koskaca Serdar Ortaç…

***

Hemen şarlamış tabii… “Ben hamamımı isterim… Hamamımı isterim” diye tutturmuş… Haklı çocuk… Ama otel yöneticilerinin de yeni bir hamam inşa edecek halleri yok doğal olarak…

Bu durum karşısında Serdar’ın itirazları artmış, sonunda resti çekmiş: “Beni başka otellerde şarkı söylemeye zorluyorsunuz” diye ‘duygusal şantaja’ başlamış…

Hamam sorunsalı nasıl çözümlendi bilemiyoruz ama araştırmacı Kızılderililer'den kurulu Çapamag ekibinin, Cratos’un bahçesini tırnaklarıyla kazıp buldukları belgelere göre olayın bir de başka yönü varmış…

***

Meğer otel yönetimi, Ortaç’a canlı kumarı yasaklamış. Serdar’cık da kendini sadece makinelerin kollarına atabiliyormuş. Bu durum canına tak edince, gizli gizli başka otellerin gazinolarında şansını denemeye başlamış. Tabii ki oteller ‘daha şanslı’ çıkınca, ünlü popçu iyice borçlanmış…

***

“Beni başka otellerde şarkı söylemeye” zorluyorsunuz teranesinin altında da, oralarda şarkı söyleyerek borçlarını ödemek arzusu yatıyormuş. Eee, bu kadar güzel sesin varsa, paraya ne ihtiyaç var, attırırsın iki şarkı, kapatırsın borçları…

***

Şimdi diyeceksiniz ki bütün bunları nereden öğreniyorsunuz? Sizin dedikoducu kuşlar Kıbrıs’a kadar uçabiliyorlar mı? Yok efendim, onlar kısa mesafe uçucusu… Bu durumda, bu kez de taksi şoförlerini denedik.. Meğer asıl maden onlarmış…

***

Son söz: Patron Çapa, bayram şekeri tadında dedikodular yazmıştı. Biz de elma şekeri tadında yazıyoruz… Eğer yazmasaydık ‘el' malı olacaktı, Kabile'ye de biraz ayıp olacaktı…

(Kabile ekibi: Dünya güzeli Pocahontas, Uyumayan Boğa, Baltalı İlah)

Bunlarda ilginizi çekebilir: