'CIA AJANI OLABİLİRDİM'

“Çocuklar Duymasın”ın Mary'si Demet Tuncer, şaşırtıcı bir açıklamada bulundu.

Magazin

'CIA AJANI OLABİLİRDİM' "Çocuklar Duymasın"ın Mary'si Demet Tuncer, şaşırtıcı bir açıklamada bulundu: 'Bir ara gazetelerde 'CIA'den teklif aldı' gibi haberler çıkmıştı. Evet, bunların hepsi gerçek ama tabii ki kabul etmedim. Yine de en çok istediğim şey bir ajanı oynamak.'

Onu hálá 'Çocuklar Duymasın'da canlandırdığı Mary karakteri ile hatırlasak da Demet Tuncer, hem siyaset bilimi hem de müzikal tiyatro eğitimi almış yetenekli bir kadın. Tuncer, hakkında merak edilenleri Madame Figaro dergisine anlattı.

*Müzik ve tiyatroyla ne zaman tanıştınız?
- İstanbul'da, Ata Koleji'nde... 13 yaşındaydım. Daha sonrasında bu macera Amerika'da devam etti. 1991'de yapılan liseler arası bir sınav sonrasında, devlet bursuyla Amerika Birleşik Devletleri'nde Dünya Kolejler Birliği'nde okuma hakkı kazandım ve lisenin son iki yılını orada okudum.

*Bu zor tecrübe size neler kazandırdı?
- Benim için süper bir tecrübeydi. Bize bu okulda idealizm aşılandı. Hep aklımızda 'Dünyada bir şeyleri değiştirmek için ne yapabilirim?' sorusu vardı.

*Hálá aynı idealist bakışınızı koruyabiliyor musunuz?
- Elbette... Belki bu idealizmi koruyabildiğim için yavaş ilerleme pahasına kaliteli işler yapma konusunda ısrarcıyım. Gitmek istediğim yol zor ama sağlam bir yol. Hiçbir zaman aklımda 'köşeyi dönmek' olmadı. Köşeyi döndüğünüz zaman karşınıza ne çıkacağını bilemezsiniz. Ben sevdiğim işleri yapayım, emek sarf edeyim, zor olsun ama bir hikayesi olsun isterim.

*Lise bittikten sonra Amerika'da yaşamayı sürdürmüşsünüz. Üstelik üniversitede siyaset bilimi okumuşsunuz...
- Aslında lise boyunca profesyonel olarak müzikal tiyatro ile ilgilendim. Lise bitince de H.U.N.M Üniversitesi'nde Müzikal Tiyatro eğitimi ile New Mexico Üniversitesi'nde Siyasal Bilgiler eğitimini aynı anda aldım. Babam bu durumu fark edince tepki verdi. Babam zamanında Joseph Kennedy bursu ile Amerika'da okumuş, sonrasında hem avukatlık yapmış hem de gazetecilik okumuş biri. 'Sen Türkiye birincisi oldun, burslu olarak Amerika'ya gittin ve diplomat olacaksın' diyor, başka bir şey demiyordu.

*Müzikal tiyatro okumanıza karşı yani...
- Evet ama yıllar sonra öğrendim ki meğerse babam Metin Serezli ile birlikte Gençlik Tiyatrosu'nu kuran ekiptenmiş. Bunu bana hiçbir zaman söylemedi, yıllar sonra öğrendim.

*Türkiye'ye ne zaman döndünüz?
- Üniversite biter bitmez. Bir süre özel sektörde çalışmayı denedim. Amerikan Ticaret Odası müdür arıyordu. 24 yaşındaydım, hayatta ne yapmam gerektiğini sorguluyordum ve o süreçte Amerikan Ticaret Odası'nda müdür olarak çalışmaya başladım. 1,5 yıl orada çalıştım.

*Çark nerede bozuldu?
- Sürekli Amerikan Konsolosluğu ile ortak projeler gerçekleştiriyorduk. Aslında her şey yolunda gidiyor gibiydi. Ta ki Türk ekonomisine katkıda bulunan 10 Amerikalı firmaya ödül töreni yapana kadar. O gecce hem ödül törenini sundum hem de orada birkaç caz parçası söyledim. Böylece içimdeki canavar yeniden uyandı. O gecce tam bir İstanbul hanımefendisi ve çok güçlü bir kadın olan Solmaz Koray'ın beni yüreklendirmesi ile işimden istifa ettim.

*Sonra ne yaptınız?
- Başbakanlık'tan bana Zeugma Projesi'nde yer almam için teklif geldi. Hemen iki aylığına Gaziantep'e gittim.

*'Çocuklar Duymasın'ın kadrosuna nasıl dahil oldunuz?
- Zaten çok sevdiğim bir diziydi. 'Keşke içinde yer alsam' diye aklımdan geçirmiştim. Aslında bir ara babamın asistanı sayesinde Birol Güven'le tanışmıştım ama bu kısa bir tanışmaydı. Ve bir gün çok sevdiğim arkadaşım Metin Uca ile yemek yerken; Tamer Karadağlı, Süleyman Nebioğlu, Özgür Ozan ve Birol Güven, yani 'Çocuklar Duymasın' ekibi de arka masaya oturmasın mı? Aniden arkaya dönüp 'Selam Birol, naber?' deyiverdim. Epey konuştuk. Üç ay sonra Birol Güven aradı ve bana Amerikalı patroniçe Mary Smith rolünü teklif etti.

*'Çocuklar Duymasın' bittikten sonra neler yaptınız?
- Tiyatroya ağırlık verdim. Gencay Gürün ile Tiyatro İstanbul'da 'Aşkın Yaşı Yok' adlı komedide Marie-Collette rolünü oynadım. Bu rolle 2005 yılında Selim Naşit Tiyatro Ödülleri'nde En İyi Kadın Komedi Oyuncusu Ödülü'nü aldım. Sadri Alışık Tiyatrosu'nda 'Kaç Baba Kaç' adlı oyunda 'Jane Tate' rolünü canlandırdım. 2006'da İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin 'Batı Yakasının Hikayesi' müzikalinde 'Anita' rolünde oynadım. AKM'nin büyük salonunda oynamak ve insanların alkışlarını duymak beni çok mutlu etti.

*'Müzikaldeki Hayalet' müzikalindeki rolünüzle de Afife Jale Tiyatro Ödülleri'nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldınız...
- O müzikalde beş farklı kadın karakteri canlandırıyordum. Bu ödül beni çok mutlu etti.

*Bu arada Davos'ta Türk Zirvesi'nde sahne aldınız... Bu da büyük ses getirdi...
- Davos'ta sunum yapmadan bir süre önce kendime iyi bir ekip kurmuştum ve sahnede müzikalle karışık sunumlar ve konserler vermeye başlamıştık. UEFA Şampiyonlar Ligi'nde VIP için konser verdim ve sunum yaptım. Bu benim 'Show Girl' kimliği ile gerçekleştirdiğim uluslararası ilk büyük işimdi.

*Siyasal Bilgiler'i sevmeden mi okudunuz?
- Aslında çok severek okudum. Biri Kıbrıs diğeri terörizm üzerine iki tez hazırladım. Özellikle istihbarat çok sevdiğim bir alandı. Hatta Türkiye'ye ilk geldiğimde, gazetelerde filan 'CIA'den teklif aldı' gibi haberler çıkmıştı. Evet, bunların hepsi gerçek ama tabii ki kabul etmedim.

YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: