ÇİZGİDEYKEN UYANDIRAN MUCİZE AŞK

Yoğun bakımda ölümle kalım çizgisinde bulunan hastalar, bazen mucizelerin gerçek olmasını sağlıyorlar. Hiçbir şey olmamış gibi uykudan uyanıp tekrar yaşama tutunuyorlar.

Magazin

ÇİZGİDEYKEN UYANDIRAN MUCİZE AŞK Yoğun bakımda gerçekten uyanma olabiliyor mu, çok 'uyuyan prenses' görüyor musunuz?
Tabii ki. Bir kere yoğun bakıma kritik hasta girer. Yoğun bakıma giren kritik hastanın kalp yetmezliğinde tansiyon düşer, solunum yetmezliğinde ise kandaki oksijeni düşer. Beyin yetmezliği ise kendisini şuur kapanmasıyla gösterir. Şuur bozukluklarının bazıları geri dönebilir, bazıları ise geri dönemez. Şuur bozukluklarının en ağırı ise beyin ölümüdür. Ondan geri dönüş kesinlikle yoktur. Uyanıklılığı sağlayan merkezi sinir sistemi ayrı bir sistemdir. Bu ayrı sistemin hasarında ya da bu sistemi yöneten yardımcı organların hasarında uyanıklılığımız sarsılır. Çok uzun süreli derin komalar vardır. Ama bu derin komalardan da çıkışlar vardır.

KOMADAN ÇIKIŞ OLUR
Hastanın uyanıp uyanamayacağını öngörebiliyor musunuz?
Elimizdeki görüntüleme, test etme sistemleri belirli. Ya tomografi ya da manyetik rezonanslarla görüntüme imkanımız var. Bunlarla beynin görüntülenmesi sağlandıktan sonra, hasarlı bölgelerinin tespiti ve ileriye yönelik bir yorumda bulunmak mümkün olabilir. Eğer beyindeki hasarı görüntüleyebiliyorsak, birtakım varsayımlarda bulunmamız mümkün olabilir. Bu varsayımlar genellikle paralel seyreder, uyum gösterir. Tabi uyum göstermeyen varsayımlar da oluyor. Uyanmayacak dediğimiz hastalar uyanabiliyor. Çünkü görüntüleyebildiklerimiz sınırlı, görüntüleyemediklerimiz de var.

Yaşadığınız tecrübelerden sizi çok etkileyen örnekler verebilir misiniz?
Çok genç erkek bir hastamız ağır bir beyin kanaması geçirmişti. Beyin o kadar sıkıntı altındaydı ki, yapılan ameliyat sonrasında kafatası kemiği bile yerine konamamış, karnına dikilmişti. Çünkü beyin dışarı taşıyordu. Ve cerrahinin yorumu şuydu; "Mümkün değil bu beyinle yaşayamaz. Yaşarsa bile ileride çok kötü bir yaşantısı olacak." Yoğun bakımda üç ay kadar uyudu. Fakat bu hasta yaşadı ve hâlâ yaşıyor. 8-9 yıl oldu. Şuuru açık, konuşamıyor ama yemek yiyebiliyor, televizyon izliyor...

[bUyanmadaki süreçte hangi faktörler etkili oluyor?
Burada bakım kalitesi devreye giriyor. Derin komada olan bir hastanın uyanabilme şansı varsa, bunun gerçekleşebilmesi, bizim vereceğimiz bakımın kalitesiyle ilgili. Bu hastanın tertemiz bakılması, tüm detayların izlenmesi ve takip edilmesi gerekir.

ASIL İLAÇ SEVGİ
Yoğun bakımda komadaki hasta sevgimizi hissedebilir mi?
En önemli faktör sevgi! Komadaki hasta sevilmeli. Hasta yakını hastayı ne kadar seviyor, ne kadar verici davranıyorsa o derin komadaki kişinin iyileşme şansı o kadar yüksektir. Gördüklerimden söylüyorum, hasta ne kadar seviliyorsa, iyileşmesi o kadar hızlı olur. Benim verdiğim ilaçlar ya da yaptıklarım o kadar önemli değil. Asıl olan sevgi. Bu sevgiyi destekleyecek olan da bakım kalitesidir.

KÖTÜ KONUŞMAYIN
Derin komadaki bir hasta konuşulanları duyabilir mi?
Derin komadaki biri kesinlikle birçok şeyi algılar. Onların yanında kötü şeyler konuşmamalıyız. Onların uyanmasını sağlayacak destekler vermeliyiz. Onlarla güzellikleri, heyecanları, umutları ve beklentileri paylaşmalıyız. Hekim ve hasta yakını olarak elinden tutmalıyız.

Yoğun bakımlarda dökülen gözyaşları hastanın aleyhine mi?
Geleneksel kültürümüz buna meyilli. Ağlamak, bağırmak ve ağıt yakmak noktasına geliyoruz. Geçenlerde kültür düzeyi yüksek bir aile, annesinin yanında ağlıyordu. Onlara bile anlatmakta zorlandım. Bu şekilde oldukça, hasta küsecek ve "Gitmeliyim ki rahat etsinler" şeklinde düşünecek.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: