ÇOK MİLLİYETÇİYİM DADIM BİLE TÜRK

2.5 yaşında bir kızı olan Demet Şener, dört ay sonra da minik oğlunu kucağına alacak.

Magazin

ÇOK MİLLİYETÇİYİM DADIM BİLE TÜRK Eşi İbrahim Kutluay'la birlikte yeni bebek heyecanı yaşayan 31 yaşındaki Şener, bayramın son günü Kelebek'in konuğu oldu. Evlilik ve hamilelik üzerine konuştuğumuz Şener, 'Ben o kadar milliyetçiyim ki, bırakın Amerika'da doğurmayı evime yabancı dadı bile almıyorum' dedi.

2.5 yaşında bir kızı olan Demet Şener, dört ay sonra da minik oğlunu kucağına alacak. Eşi İbrahim Kutluay’la birlikte yeni bebek heyecanı yaşayan 31 yaşındaki Şener, bayramın son günü Kelebek’in konuğu oldu. Evlilik ve hamilelik üzerine konuştuğumuz Şener, 'Ben o kadar milliyetçiyim ki, bırakın Amerika’da doğurmayı evime yabancı dadı bile almıyorum' dedi.

Çok genç yaşta evlendiniz. İlk başlarda zorluk çektiniz mi, şimdi nasılsınız?


- Zor değildi ama ben İbrahim’le olgunlaştım. Anne olduktan sonra da farklı bir olgunluğa eriştim. Hiçbir şeyin sonu yok. Hálá her gün yeni bir şey öğreniyorum. Burada önemli olan hayattan ne istediğini bilmek ve ona göre yaşamak. Ben ne istediğimi bildiğim için ona göre yaşadım ve evlendim.

Evlenmeyebilirdiniz de...

- Öyle, her şey kısmet meselesi. Biz sadece birkaç ay beraberlikten sonra evlenmeyi düşünmeye başladık. Abla gibi gördüğüm arkadaşlarım bana hep 'Karşına öyle bir insan gelecek ki, sen bunu anlayacaksın' derdi. Ben de insan nasıl anlar diye merak ederdim. Gerçekten anlaşılıyormuş. Bu enteresan bir duygu. İbrahim’le tanışır tanışmaz onun doğru insan olduğunu hissettim. Ve bütün işlerimi bırakıp, onunla Atina’ya gittim. Hiçbir şey umurumda olmadı.

Yani yüreğinizin sesini dinlediniz.

- Aynen öyle... Ve Yunanistan bize çok iyi geldi. Çünkü ilişkimizin ilk başladığı dönemlerdi, buradan, medyadan uzak kalmamız çok iyi oldu. Birbirimizi iyice tanıma fırsatı bulduk. Ben onun programına, hayatına adapte oldum. Sonra kendimi dinleme, kendime dışarıdan bakma imkanını buldum. Çünkü biz bu girdabın içinde kendimizin farkına varamıyoruz. Ben orada her şeyin farkına vardım.

Bir ilişkiyi yürüten en önemli şey nedir sizce?

- Aşk, sevgi, saygı tamam ama en önemlisi hayata aynı amaçla bakmaktır. Çiftler hayattan aynı şeyi beklemezse, bir yerde tıkanırsınız. 'Benim hayattan beklediğim bu değildi' der, yollarınızı ayırabilirsiniz. Belki de ayrılıklar, boşanmalar bu yüzden oluyor, bilmiyorum.

Siz de imkanı olanların birden fazla çocuk sahibi olması taraftarı mısınız?

- Evet.

Neden?

- Çünkü çocuklarımıza kaliteli bir gelecek verebileceğiz. Her şeyleriyle birebir ilgilenebileceğiz. Artık anne ve babalar daha bilinçli. Böyle insanların daha fazla çocuk doğurması gerek. Biz de 2,3 çocuk istiyoruz.

'Bu dünyaya bu kadar çok çocuk getirilir mi?' desem...

- Bu kadar karamsar değilim. Çocuklara verilecek en önemli şey sevgidir. Annelerimiz bizi dünyaya getirirken nasıl bir dünya bırakacaklarını biliyorlar mıydı? Hiçbir şeyin garantisi yok hayatta. Evet, şu an teknoloji sayesinde birçok şey önceden biliniyor, biliniyorsa da önlemleri alınacaktır diye düşünüyorum. Dünyayı o kadar da kötü bir durumda bırakmazlar herhalde...

Siz yurtdışında doğurmayı sevmiyordunuz değil mi?

- Evet. Ben bu konuda çok fazla milliyetçiyim. Yurtdışında doğurmuyorum, çocuğumun burada okumasını istiyorum. Karşı değilim ama bizim ülkemizde de her şeyin en mükemmeli, en iyisi var. Zaten okuyacak olan çocuk her yerde okur. Biz yurtdışında da yaşadık, neler neler gördük. Orada da ne sorunlar var. Bu ülkeyi bu kadar da kötülememek gerek...

İrem’in dadısı Türk mü?

- Evet, Türk... Çok da memnunum Nilgün Hanım’dan. Aynı dili konuşuyoruz, aynı kültürdeniz. O yüzden çok daha rahat ediyorum. Kimisi çocuğu İngilizce öğrensin diye yabancı dadı tutuyor. Ben böyle bir şey istemiyorum. Hepimiz bir şekilde İngilizce öğrendik. Benim kızım 3 yaşında öğrenmez de 13 yaşında öğrenir, olsun... Anne, baba olarak çocuklarımızın zamanını kaliteli bir şekilde doldurmamız önemlidir. O çocuğu küçücük yaşta yormanın anlamı yok. Evet, ben İrem’i yuvaya verdim. Ama Türkçe eğitim yapan bir yuva... Yanında İngilizce okulu da vardı, vermedim mesela. Ben hassasım bu konularda.

İkinci kez anne olacaksanız. 'Aman bu kez kesinlikle yapmayacağım' dediğiniz şeyler vardır mutlaka...

- Var, olmaz mı? Bir kere bu kadar üzerine düşmeyeceğim. Daha rahat olacağım. Biz İrem’e 15 gün öncesine kadar gecce sütü veriyorduk. İkinci bebekte memeden kesildiği andan itibaren gecce süt vermeyeceğim. Çünkü bu tamamen uykusunu bölen bir şey. Ben bunu kesemedim ve hata yaptım. Biz 17 aylığa kadar İrem’i pusette uyuttuk.
Artık oğlumu 6 aylıktan itibaren yatağında uyutmaya başlayacağım. Bir yaşından sonra evde pişen her türlü yemeği vereceğim. Ben İbrahim’i de bu konularda dinliyorum, çünkü onun hislerine çok güveniyorum.

Mesela?

- Mesela ikinci bebeği öğrendiğimizde İrem etkilenecek diye çok panikledim. Bir gün ultrasona gideceğiz, İbrahim İrem’in de gelmesini istedi. Ben görünce etkilenir diye istemedim. İbrahim ısrar etti, neyse birlikte gittik. İyi ki İrem’le gitmişiz. O ana kadar 'Ben kardeş istemiyorum, ona vuracağım' diyen çocuk, birden değişti. Büyük ekranda bebeği görünce, kabullenmeye başladı ve bize 'Kardeşim böyle mi hareket ediyor, onu alacağım parka götüreceğim' falan demeye başladı. Sonra İbrahim 'Bak demedim mi, benim dediğim çıktı' dedi. Gerçekten onun hislerine çok güveniyorum.

Babamın vefatıyla birlikte hamile olduğumu öğrendim

Babanız vefat edeli ne kadar oldu?

- 4 ay...

Yani o dönem hamileydiniz?

- Öyleymişim, bilmiyordum. Hayat çok enteresan. Bizim için mucize gibi bir şeydi. Çok acımız vardı. Evde babam için dua okunuyordu. Annem de bizdeydi. O gün anneme dönüp 'Anne sanırım ben hamileyim' dedim. Annem de 'Yok kızım, üzüntüden olmuştur' diye karşılık verdi. Ama benim içime doğmuştu. Testi yaptım ve hamile çıktım. Sonra İbrahim’le birlikte el ele annemlerin yanına gittik, hamile olduğumu açıkladım. Başladık ağlamaya. Büyük bir acının üstüne böyle bir haberin verilmesi gerçekten karmakarışık bir duygu yarattı.

Onun adı ’birşey olmaz ibrahim’

Anlaşılan İbrahim Bey size göre çok daha rahat...

- Evet, öyle. Ben zaten ona 'Bir şey olmaz İbrahim' adını taktım! Çünkü o hep 'Bir şey olmaz, bir şey olmaz' der, hep böyledir. Anneler o kadar rahat olamıyor. Ama İbrahim müthiş bir baba. Zaten onun çok iyi bir baba olacağını biliyordum. Çünkü evlenmeden önce okulundaki çocuklarla nasıl diyalog kurduğunu görmüştüm. Çok ilgili bir baba, Allah nazardan saklasın.

Şimdi erkek çocuk bekliyorsunuz. İsmi belli mi?

- Hayır, belli değil. Eğer kız olsaydı ismi hazırdı, Esma olacaktı. Esma, İbrahim’in rahmetli babaannesinin ismi. Ama oğlumuz olursa şu ismi koyarız diye inanın hiç düşünmedik. O yüzden şimdi biraz tıkandık. Ama klasik isim düşünüyoruz. Onu da İbrahim koyacak.

YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: