DENİZ UĞUR'DAN DUYGUSAL BİR YAZI DAHA!

Deniz Uğur, duygusal bir yazı daha yazdı..

Magazin

DENİZ UĞUR'DAN DUYGUSAL BİR YAZI DAHA! Ülkemde görünmezlik pelerini yapıldı…

Hem de Descartes bilim ödülü sahibi bir

Türk profesörün yürüttüğü projede…

Bir Türk doktora öğrencisi tarafından geliştirildi…

Dünya literatürüne pek çok yenilik katıyor bu buluş…

Askeri uçakların, tankların üzerine kaplanıyor…

Paraziti ve gürültüyü engelliyor…

Altında saklananı “tamamen” görünmez kılıyor…

Bilimsel gelişmeler hep ilgimi çeker…

Daldan dala atlayan düşüncelere sevk eder beni.

Mesela…

Tankların, uçakların üzerini kapladığı gibi insanları da örtebilen bir görünmezlik pelerini üretilse?..

Böyle bir şeye sahip olmak ister miydiniz?

Gerçekten ister miydiniz?

Çevrenizdeki insanların arasında görünmeden dolaşıp kimin dost kimin düşman olduğunu öğrenmeyi ister miydiniz?

Kimin sahiden sizi sevdiğini, kimin hasetinden çatladığını, kimin sizin için sahiden kaygılandığını, kimin sizi hiç umursamadığını ama umursuyormuş gibi yaptığını…

Yani çevrenizdeki insanların maskesiz hallerini görmek ister miydiniz?

İtiraf ediyorum, ben istemezdim.

Göreceklerimden ya da duyacaklarımdan korktuğum için veya gerçeklerle yüzleşmekten kaçtığım için değil ama.

Farklı iki sebepten…

Öncelikle, insanları maskesiz halleriyle gözetlemenin insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum…

Öyle habersiz…

Öyle savunmasız…

İçinde sizin hakkınızda biriktirdiklerini kusarken mesela…

Dedikodunuzu yaparken…

Başkalarına, sizinle ilgili birşeyleri olduğundan farklı aksettirirken, yalan söylerken…

Sizin tarafınızdan duyulmak istemeyeceği, görülmek istemeyeceği haller içindeyken…

Görünmez olup bunlara şahit olmak istemezdim ben…

İçim acırdı…

Kendimi zalim görürdüm…

Haksızlık ettiğimi düşünürdüm, rahatsız olurum.

İnsan önce kendine sormalı ayrıca:

Ben sürekli maskesiz mi dolaşıyorum sanki?

Dürüst olmak ayrı…

İçinden geldiği gibi hareket etmek, samimi davranmak ayrı…

Ama hiç yalnız kalıp küfür etmek istemez mi insan mesela?

En sevdiğine bile…

En kırmak istemediğine bile öfkelenmez mi, öfkesini şelale gibi, içinden geldiği gibi boşaltmak istemez mi tek başına?

İstemez olur mu hiç?

Tam da o sırada telefon etse en sevdiği, anında ses tonunu değiştirip “sabırlı” davranmaz mı, “tatlı tatlı” konuşmaz mı onunla?

Bu da maske takmaktır aslında, ama “sahtekarlık” diyebilir miyiz buna?

Sözkonusu insanoğlu olunca, bütün kavramlar iç içe geçer, birbirine karışır…

Çünkü insanoğlu değişken ve girift bir yaratıktır…

Ne salt kötü diyebilirsin ona, ne tamamen iyilik meleği…

İnsandır o işte…

Olduğu gibi kabullenmek en iyisi.

Görünmezlik pelerinine sahip olmak istemeyişimin bir nedeni daha var ayrıca:

Bir süredir maskeleri ve maskelerin ardındakileri zaten görebiliyorum…

İnsanları olduğu gibi kabul etmeye çalışıyorum…

Bunun için, bir görünmezlik pelerinine ihtiyacım yok…

Bilim adamlarına sesleniyorum:

Savaştan ve savaşa dair herşeyden nefret eden biri olsam bile…

Çalışarak, emek vererek yaptığınız bilimsel buluşlara saygım sonsuz…

Ama o görünmezlik pelerinini sadece uçaklara, tanklara kaplayın mümkünse…

İnsanlara değil…

Telefonların dinlenmesini neredeyse kanıksadık ama?..

Kimse birbirinin “kafasının içindeki düşüncelere” tecavüz etmesin bari…

İnsan ilişkileri içinden çıkılmaz hale gelmesin…

Deniz Uğur
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: