DİZİNİN TUTACAĞINI TAHMİN ETTİM’

Beğeniyle izlenen ‘Aşk-ı Memnu’ ara verdi ama dizinin son bülümündeki sevişme sahneleriyle ilgili yorumlar hâlâ devam ediyor.

Magazin

DİZİNİN TUTACAĞINI TAHMİN ETTİM’ Aşk-ı Memnu’ dizisinin Peyker’i, evlilikle oyunculuğu bir arada götüren isimlerden. Ateşli öpüşme sahneleri yüzünden Bihter karakterini canlandıramayacağını söyleyen genç oyuncu, sevişme sahneleri olduğu için çok istediği halde Uğur Yücel’den gelen bir film teklifini de reddetmek zorunda kalmış!

Yani dizi tatildeyken bile konuşuluyor. Biz de dizide Bihter’in ablasını canlandıran Nur Aysan’la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik...

Dizinin bu kadar tutacağını tahmin etmiş miydiniz?

Kesinlikle tahmin ettim. Halit Ziya Uşaklıgil’in ölümsüz eseri; gerçekten reklamlarımızdaki gibi. Konu çok güzel. Şu devirde ilgi görebilecek bir şey. Çünkü ihanet eden insanlar çok fazla. Ama bunu deşifre etmeyi sevmiyorlar. İzleyenler; “Amcasının oğluyla aldatıyor”, “Yasak aşk bu” diyorlar ama bunu da görmek istiyorlar. Ne kadar “Iyy” deseler de, bunu diyenler her hafta izliyor. Reytinglerden belli!

'Artık tanınıyorum...'

“Artık tanınıyorum” cümlesini hangi olayla kurdunuz?

Babam ameliyat olmuştu. Hastanenin kafeteryasında oturuyorum. Yan masadaki kızlar gözüme bakıyor. “O mu, değil mi? Hayır, o değil” diye konuşuyorlardı. En sonunda geldiler yanıma; “Özür dileriz ama siz ‘Aşk-ı Memnu’da oynuyorsunuz değil mi?” dediler. İlk o şekilde anladım. Çok güzel bir duygu. Geliyorlar; “Çok güzelsiniz, çok tatlısınız, eşinle çok yakışıyorsun” diyorlar...

'Bihter olamazdım...'

Bazı insanların “Bihter, Nur Aysan olmalıydı. Çünkü Beren Saat’ten daha güzel” dediğini duyuyorum. Bu düşünceye siz ne kadar katılıyorsunuz? Sağ olsunlar ama ben Beren’i gerçekten çok beğeniyorum. Oyunculuğu da çok güzel. Gözlerini çok iyi kullanıyor. Oyununda o anda ne hissettiğini gözlerinden anlayabiliyorsun. Ne güzel, Bihter karakterinde beni görmek istemişler ama gerçekten Bihter olmak istemezdim. Beren’in üstünde gerçekten çok büyük bir yük var. Onun da üstesinden çok güzel geliyor. Evet, verilseydi yapardım ama Bihter olamazdım.

'Gerçek hayatta da Peyker gibiyim'

Peyker karakteri alttan alan, idareci, yumuşak başlı bir tip… Ne kadarı size uyuyor?

Gerçek hayatta da öyleyim. Önceden çok çabuk tepki veriyordum, sabrım yoktu. Gençliğin verdiği çılgınlık diyorum o zamanlara. Evet hâlâ bir sertlik, bir oğlan çocuğu durumu var. Ama yaş ilerledikçe onu daha bir arkaya atıyorsunuz. Gerçi her zaman arabulucuydum. Kavgadan nefret ederim. Annemle babam bile kavga etse çok kötü olurum. Yani Peyker’le benziyorum.

'Gerçekten Bihter olmak istemezdim'

Bazı insanlar rolle gerçeği karıştırıyorlar. Eleştirilerle başa çıkamaz mıydınız?

Hayır alakası yok, bizim işimiz bu. ‘Benden Baba Olmaz’ dizisinde kötü bir kadını oynadım. “Kötü kadın Tülay” diye dalga geçiyordum kendimle. Çok ağır eleştiriler oluyordu. “Çekil aradan kötü kadın!” diye ağır eleştiriler geliyordu. Ama olacak. Sen onu yansıtabiliyorsun ki seni eleştiriyorlar. Gerçekten bir başarı bu. Ben neden yapamazdım Bihter’i; evliliğim, eşim var, sorumluluklarım var. Sevişme sahnesi, öpüşme sahnesi… Yapamazdım. Gerçekten Bihter olmak istemezdim.

'Eşim bana 'öpüşemezsin' diyemez'

Ama eşiniz sizi kendi elleriyle oyunculuğa yönlendirmiş. Bu durumda “Öpüşemezsin!” diyemez, değil mi?

Aynen öyle. Hiç söylemiyor. Ama oğlumuz diyor, “Hani yoktu öpüşme sahnesi?” diye. Eşimin değil de onun daha büyük etkisi var üzerimde. Gerçekten de eşim beni oyunculuğa yönlendirdi. Şaka gibi oldu her şey. İşten ayrıldım, üniversite sınavına girdim. Ben 17 yaşından beri çalışıyorum. Bir tek okul beni tatmin etmiyordu ve mutsuzdum. O da mutsuz olduğumu görünce; “Haydi seni Esra’yla tanıştırayım” dedi.

28 yaşında evlendim...

Kaç yaşında evlendiniz?

28 yaşında evlendim. Esra Akkaya çok yakın arkadaşıydı. Onun ajansına götürdü beni. İyi ki de götürmüş. Hep hayalimde olan, hep kendimi hayal ettiğim yerde bu işi yapıyorum. Çünkü tiyatroyu çok severim ve her izleyişimde sahneye bakıp; “Ben orada olmak istiyorum” derdim. Değişik bir duygu. Evet, egoysa orada alkışlanmak çok değişik bir ego. Bir şey üretiyorsun, ruhunu katıyorsun ve karşılığında alkışlanıyorsun.

Büyük konuşmamak lazımmış...

Şöyle düşünün; muhteşem bir rol teklifi geldi. Ama sevişme sahnesi var…

Uğur Yücel aşığıyım. Muhteşem bir oyuncu. Onunla ilgili bir teklif geldi. Sevişme sahnesi var diye kabul etmedim. Oysa hep şunu söylemişimdir: “Uğur Yücel olsun, isterse para vermesin ben oynarım!” Ama büyük konuşmamak lazımmış.


Eskiden haber spikeriydim...

Bu arada eskiden haber spikerliği yapmışsınız...

Haber spikerliğinden çok, haber muhabirliği yaptım. O apayrı bir şey zaten. Bankadan ayrıldıktan sonra bir süre çalışmadım. Ablam “Yapar mısın?” diye sordu. Kendisi SKYTürk’te ana haber bültenini sunuyordu. Ayrıca bir program daha yapıyordu. Ben de “Yaparım” dedim. Yayın yönetmeni Serdar Akinan’la konuştum. O da yapabileceğimi söyledi. Bankada çalıştığım için de rakamlarla içli dışlıydım. Borsada başladım. İlk çıktığımda tir tir titriyordum. Çok heyecanlanmıştım. İlk defa kamera karşısına geçiyorsun; canlı yayın, ufacık bir hata kabul etmiyor. Çok zordu. Borsayla ilgili konuk alıyorduk. Benden önce orada çalışmaya başlayan bir arkadaşım borsacılar için hep “Uzak dur onlardan çapkın olurlar. Muhatap olma” derdi. Eşim Murat da borsacı ama hiç öyle bir insan değil. Onunla çok iyi arkadaş olduk. Hatta o da beni uyardı, “Samimi olma, mesafeni koru” diye. Ama kesinlikle art niyetle değil. O şekilde ilk önce arkadaş, sonra sevgili, sonra da eş olduk.

Allah nazarlardan saklasın...

Bir ilişkiye önce arkadaş olarak başlamak daha mı iyi?

Murat benim her şeyimi biliyor. En ince ayrıntısına kadar. Bir bakışımdan her şeyi anlıyor. Bir ortamda gözümden sıkıldığımı anlayıp, “Haydi kalkalım” diyor. Çünkü çok iyi arkadaşız. Her şeyi paylaşıyoruz. Hâlâ en ufacık bir sıkıntım olduğunda ailemden önce eşime gidiyorum. Allah nazarlardan saklasın.

Yeni bir bebek gelirse...

Diziyle tan›nmaya başladınız. Farklı teklifler de gelecek mutlaka. Ya bu arada bebek de gelirse?

Nasıl olacak onu ben de bilmiyorum. Şu dönem benim için çok iyi bir dönem aslında. Dizide ikinci çocuğuma hamileyim. Çok istiyorum ama kısmet. Çocuk da yaparım, kariyer de. Onun üstesinden gelirim.

Fransız filminde oynamak istiyorum...

Dizi önümüzdeki sezon da devam edecek. Daha sonrası için hayaliniz nedir? Neler yapmak istiyorsunuz?
Fransız bir kadını canlandırmak istiyorum.

Türk sinemasında bir Fransız kadını mı, yoksa bir Fransız filminde mi?
Fransız filminde olsa ne Şahane olur! Türk sinemasında da o dönemi anlatan bir film yapsalar ne güzel olur. Orada kendimi hayal ediyorum. Mesela ‘Boleyn Kızı’nı izlediğimde bayılmıştım.

Kıvanç çok şeker biri...

Kıvanç Tatlıtuğ gibi bir yakışıklıyla aynı filmed oynamak nasıl? Üstelik rol gereği sevgilisiniz…

Çok şeker bir insan. Kıvanç’la bir yerde oturduğumuz zamanlar çok komik oluyor. Yemeğe gidiyoruz mesela; sürekli kızlar geliyor, fotoğraf çektirmek istiyorlar. Sevgilileri kolundan çekip götürüyor kızları. Gerçekten çok şeker biri Kıvanç. Allah sahibine bağışlasın.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: