DÜELLO'YA VAR MISIN?

Kanal D'nin merakla beklenen yeni yarışma programı 'Düello', bu akşam yayınlanmaya başlıyor.

Magazin

DÜELLO'YA VAR MISIN? Sunuculuğunu Erman Toroğlu'nun üstlendiği yarışmada genel kültürün yanı sıra cesaret, blöf yeteneği ve rakibi yenme kararlığı da ön plana çıkıyor. Bilginin, stratejinin ve sinirlerin yarışacağı 'Düello'da kasa, 100 bin YTL ödülle açılıyor ve miktar giderek artıyor. Yarışmacıların büyük ödülün sahibi olabilmeleri için üst üste dört düelloyu kazanmaları gerekiyor. Bu heyecan fırtınasını kaçırmayın.

Yeni yarışma programınız hayırlı olsun. Nasıl bir program 'Düello'?

- 'Düello' iki kişinin düello ettiği bir bilgi yarışması. Yarışmacılara soruyu sorduktan sonra karışmıyorum, onları yönlendirmiyorum, aralarındaki haksız rekabeti körüklemiyorum. Ben devreye sorulardan önce ve sonra giriyorum.
Bu yarışmanın Türkiye'de bir örneği yok. Amerika ve İngiltere'de yayınlanmaya devam ediyor. Hatta orada yarışmacılar oturuyordu, biz ayağa kaldırdık. Kasa 100 bin YTL'den başlıyor. Yarışmacılara 10'ar bin YTL veriyorum, yanlış cevap veren gidiyor. Bir de elindeki 10 tane pulunu bitiren gidiyor. Cevap süresi yok ama panik tuşu var. Yarışmacı, rakip yarışmacının suratına baktığında ve onun ne oynadığını bilmediğini gördüğünde sorunun cevabını da biliyorsa panik tuşuna basıp 7 saniye içerisinde cevap verebiliyor. Cevabı bilinmeyen soruların paraları kasada birikiyor ve 4 yarışmacıyı eleyen parayı alıp gidiyor.

İlk kez sunuculuk yapmıyorsunuz ama bu iş spor yazarlığınızı ve yorumculuğunuzu nasıl etkileyecek?

- Bu işlerin hepsinde rol vardır. 'Karar Anı' programında da bir rol vardı. Orada savcı rolündeydim. Müzikalde de Kara Prens'tim, prensesi araklıyordum! Hıncal (Uluç) arkamda ağaçtı biliyor musun? Burada da 'Düello'yu idare ediyorum, yani hakemliğe devam... Bu iş daha keyifli. Kavga dövüş yok, gerilim yok, aslında var da ben onların gerginliklerini almaya çalışıyorum.

Genelde gergin olan siz gibisiniz, nasıl olacak?

- İstediğim şekle girerim. O anda gergin olacaksam gergin olurum, ortam gırgır olacaksa gırgır olurum.

Hıncal Uluç ile aranızda bir problem mi var?

- Arkadaşımdır, görüşürüz, severim. Ama ben ona laf atarım o bana... Genellikle o başlatır.

VAZELİN DEDİM CEZA YEDİM

Programlarınızdaki sözlerinizi gençler tebessümle karşılarken bazı kitleler de size tepki duyuyorlar. Aldığınız olumsuz tepkiler nasıl oluyor?

- Olumsuz tepkiler RTÜK'ten geliyor mesela. Son olarak Trabzonsporlu futbolcular, Sivas maçında kulaklarına vazelin sürüp sahaya çıktılar ve kulakları şişti. Şansal Büyüka 'Erman biliyor musun, Trabzonlu sporcular kulaklarına ne sürmüşler' dedi, 'Ne?' diye sordum, 'Vazelin' dedi. Top ortalanınca ben de şut atarım! 'Şansal, vazelinin nereye sürüleceğini biliyorum da kulağa sürüleceğini bilmiyordum' dedim. Bu sözümle kapatma aldık. Halbuki ben bir şey demedim, yer belirtmedim en azından. Fıkralar da anlatıyorum arada. Çoğuna bir ceza gelmiyor ama vazeline geldi.

'Maraton' programı talk show havasında geçiyor...

- Canlı yayın yapmak dünyanın en zor işi, ki biz 4-4 buçuk saat canlı yayın yapıyoruz. Programı yaparken de bildiğini doğru söylemeye gayret edeceksin ve kimseye yaranmayacaksın ama arada da gırgır yapacaksın. Mesela Kanat Atkaya 'Sen ekrana çıkınca evde kedi zıplıyor' diyor. Güldürmek de lazım.

Eğitim hayatınız oldukça uzun. 21 sene yanılmıyorsam...

- Belki daha da fazla. 18 yaşıma gelene kadar bir sene fire verdim, lise 1'de. O zamana kadar herkes tek dersten geçti, o zamandan sonra da herkes tek dersten geçti ve geçmeye devam ediyor. O sene Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ydü, tek dersten geçmeye izin vermedi, ben de çaktım. Hayatımda bana bu kadar koyan başka bir şey olmadı. Lise 3'e geldiğimde arkadaşlarımın üniversiteye gitmesi çok dokundu bana. Üniversiteyi de 10 senede bitirdim. İyi bir talebeydim. Ağabeyim doktor olduğu için hep 'Cerrah olacağım, kesip biçeceğim' derdim. Tıbbı kazanamayınca, siyasal bilgilere kaydoldum ama devam zorunluluğu olduğu için ve 'Topçu olacağım' diye İktisat Fakültesi'nde kamu yönetimi bölümünü okudum. Askerde yedek subay olarak iki sene kaldım. Okulu bu kadar uzatmamın bir nedeni de buydu. Top oynayamayacaktım o süre içerisinde. Top demek para demek, para ağır bastı. 'Seni kovuyoruz' dediklerinde okulu bitirdim.

Programlara alkol alıp çıktığınız düşünülüyor. Çünkü öyle cümleler kuruyorsunuz ki çok tartışılıyor...

- Spontane olarak kuruyorum cümleleri. Ön hazırlık yok, alkol almıyorum. Çok okuyan bir adam değilimdir ama çok gezerim. Bilgi birikimim biraz da o yüzden. Bizi herkes izliyor. Okuyan kesim de okumamış kesim de. Hepsi akıllı insanlar, ne çok yukarı çıkacaksın ne çok aşağı ineceksin. İki lisandan da konuşacaksın. Öyle örnekler vereceksin ki köydeki adam da anlayacak. Örneğin ben 30 senelik evliyim, eşim yedi düşük yaptı. Kadının çocuğunun hangi
günlerde olacağını çoğu insan bilmez. Bu bilgiyi ben 'Maraton' gibi bir programda anlatırsam etkili olur.

Sunuculuğunuz hakkında soru yöneltilen bazı kadın tiyatrocular 'Erman program sunarsa biz striptiz yaparız' demişlerdi. Sizin yanıtınız ne olacak?

- Programa da yanıtımı verdim esasında. 'Benim için hiçbir mahsuru yok, çağırsınlar gelirim' dedim. İnsanlar o kadar tiyatrocuyuz havasına girip dar çerçevede yaşayıp halktan uzak kalıyorlar ki... Bugün meslek dalları halkın içinde olmazsa yandı. Dikkat edin politikacılar bile halkın içindeyken son sürat yukarı çıkıyor, halktan kopunca aşağı düşüş başlıyor. Halktan kopan daima kaybeder. Halkın içinde gezerim. Geçenlerde Beyoğlu'nda geziyordum, insanlar 'Korumasız gezen bir Erdal İnönü'yü bir de seni gördük' dediler.

Sizi sevenler kadar nefret edenler de vardır. Nasıl geziyorsunuz kalabalıkta?

- Vardır da geçenlerde bir internet sitesinde arkadaşım görmüş; 'Adamı gördüm, iri kıyım kapı gibi' diyor. Öteki de altına 'Yavaşça yaklaşıp kafasına bir tane vursaydın' yazmış. Cevap ise 'Vurayım da herif dönerse beni yakar' olmuş.

60 yaşındasınız ve hálá fitsiniz, spora devam ediyor musunuz?

- Futbol oynuyorum, koşuyorum, her sporu yapıyorum. Futbol oynamazsam ölürüm. Ankara'da bir top grubumuz var, 30 yıldır her hafta oynarız. Hakemliklerini yaparım.

Eski meslektaşınız Ahmet Çakar da yarışma programı sunuyor...

- Programını bir kere izledim. Çok bir şey söyleyemem. Televizyon izlemiyorum genelde.

Amerika'daki kadınlar da benden çok şikayetçi

ABD'de Long Island'da kuyumcu bir arkadaşım var. Onlara gittim, ev birden doldu. Kadınlar geldi, 'Senden çok şikayetçiyiz' dediler. New York ile aramızda 7 saat var. Diyorlar ki 'Bu adamlar hafta içi çalışıyorlar. Pazar sabah 9'da futbol oynamaya gidiyor, saat 11'de eve dönüyor, kahvaltı yapıp duşa giriyorlar. Burada saat 12'yken Türkiye'de 7 ve herhangi bir maç başlıyor. Sonrasında da Maraton başlıyor. Yani sabah 9, akşam 6 evdeyiz, hayatımızı bitirdiniz.'

'Kabzımalım' dediğimde 'Estağfurullah' derlerdi


- Bilgi birikiminiz, tecrübeleriniz sizi ekranda biraz da şovmen yapıyor. Sadece futbol oynayıp hakemlik yapmış bir futbol yorumcusu değilsiniz...

Futbolculuğum, hakemliğim ayrı bir olay. 18 sene kabzımallığım var o da ayrı bir olay. Yaptığım bin tane şey var. Yıllarca 'Kabzımalım' dediğimde 'Estağfurullah' dediler. Sanki 10 yıl yüz kızartıcı suçtan içeride yatmışım! Hálá bunu kullananlar, 'Sen kabzımalsın' diyenler de var. Yıllar önce bir gazeteci arkadaşım bana 'Televizyonda etkili olsam sana ana haber bülteni okuturum' dedi. Gözler yalan söylemiyor. Yönetmen kameraman zoom yaptı mı, yalan mı doğru mu söylüyorsun, sahtekarlık mı yapıyorsun hepsini gösteriyor. (Sinem Vural / Kelebek)
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: