Ebru Doğdu yazdı... Cannes’da Nicholas Cage ile bir gecce!

Dünyaca ünlü oyuncu Nicholas Cage ile Cannes'da bir araya gelen Ebru Doğdu o gecceyi kaleme aldı... İşte Ebru Doğdu'nun o yazısı....

Dünya Magazin

Ebru Doğdu yazdı... Cannes’da Nicholas Cage ile bir gecce! Dream Big! Work Hard and Play Hard !

Çok çalış, çok eğlen, hayallerin büyük olsun ve asla pes etme. Hayatım boyunca böyle yaşadım ve böyle yaşayanların konuşmalarını ve otobiyografilerini okudum. Dostlarımı hep böyle insanlardan seçtim. Bu konuda hep zenginim. Her gün hayatıma muhteşem insanlar giriyor ve bir şeylere vesile oluyorlar. Şimdi size bunlardan birisini anlatacağım.


2010 yılında Antalya Film Festivali'nde Mark Burman ile tanıştım. Hollywood'da kendi çapında düşük bütçeli filmler yapan ama büyük hayalleri olan bir adamdı. Türkiye'ye davet edilmiş ve ben de tercüman olarak onlara eşlik etmiştim. Bir baktık ikimizin de hayalleri büyük. Birleştirelim dedik bu hayalleri önce çok iyi arkadaş sonra ortak olduk.

Amerika'da çok iyi bilinen Matt Wilder adlı bir senariste 1,5 yılda muhteşem bir senaryo yazdırdık. Onları Türkiye'ye davet edip muhteşem yerlerde gezdirdim sınırlı bütçem ama büyük hayallerim ile. Görüşmeler, yazışmalar, heyecanlar derken olmadı. Tamam dedik bu hayali rafa kaldıralım.

Dostluğumuz hiç kopmadı sırf Mark'ın 50. yaş günü diye Amerika'ya 2 günlüğüne gidip geldiğimi biliyorum. İnsanoğlu sevildiğini, değer verildiğini hissedince kopmuyor birbirinden. Anladım ki; o kültürünü hafif bulduğumuz Amerikalılarda da bu aynı. İnsanoğlu sevildiğini hissetmek istiyor. Sonra Mark ardı ardına ödüller alan muhteşem belgeseller yaptı. Arada bir de Christmas filmi. O filmin de kutlama partisine gittim. Ve sonunda sevgili dostum yine aynı senariste başka bir senaryo yazdırıp Nicholas Cage ile Dog Eat Dog (Kıyasıya Rekabet) filmini yapmaya başladığında beni sete davet etti ve her şeye giden ben ona gidemedim. Garip bir hayranlığım vardı Nicholas Cage'e sebebi bende saklı. Çok yakınlarım bilir. Belki bir gün paylaşırım ama Nicholas'ı üzmekten korkuyorum:) Hep derdim ki ya bu ünlüler ile yan yana fotoğraf arkadaş değilsek niye çekilir ki? Türkiye'de de bir sürü ünlü arkadaşım var onlarla bile çektirmedim. Hakikaten de yine Öyle oldu. Yine gidip "fotoğraf çekebilir miyiz?" demedim.


Mark çığlık çığlığa aradı başardım Ebru başardım diye. Filmi Cannes Film Festivali'nin kapanış filmi seçilmiş ve preparty, premier ve afterparty için benim orada olmam gerektiğini söylüyor. Benim için öyle bir davetiye yazmış ki gözlerim doldu. Fransa bile dayanamadı, böyle bir dönemde freelance İngilizce öğretmeni olan bana 3 yıl vize verdi:)) Neyse heyecanlı bir hazırlık, gün sayımı derken Cannes. Herkes şık, herkes güzel, herkes medeni ve saygılı. Kulağımın, gözümün pası silindi. Sahilde gecce elbisesi ve smokin ile bir davete koşturanlar ile yanında şortu ile gecce yürüyüşüne çıkanlar. Kimse sarhoş değil, kimse bağırmıyor, hiç kimse korna çalmıyor. Büyük gün geldi. Herkes hazır gösterim için. VIP room'da bekliyoruz heyecan ile. Kulağımda bir ses; "So you are from Istanbul?" Sesinin melodisi vardı resmen:) Kapadokya'dan bahsetti biraz gayet cool'um sohbeti sürdürüyorum ama bir ara bir baktım elimdeki kadeh titriyor:) Sonra gösterime geçildi. Kalp atışlarım normale döndü sakin kızım sakin en nihayetinde o da bir insan:)))) Sadece adı Nicholas.


After party daha da muhteşem. Hiç yanımdan ayrılmadı o kadar uzun zamandır bu kadar zarif, çekingen adeta kelimelerini seçerek konuşan bir Türk erkeğine rastlamadığım için kulağım bayram ederken gözlerim zaten kamaşmış. Yine bir melodi kulağıma "çok açım hadi kaçalım buradan" dedi. Mark'a baktım sevgi dolu gözleri ile bana baktı ve benden daha mutlu olduğunu o anda gördüm. Kaçtık Willem Dafoe ve karısı ile.


Hepsi Oscarlı oyuncular, sıfır ego muhteşem bir sohbet. İnanamadım. Saat 1'de herkes ayrıldı. Uyudum ve sabah kalktığımda yok ya dedim rüyaydı. O gün rüya devam etti... Yine ondan gelen bir teklif ile bu sefer sadece ikimiz. Şükür kabusa dönmedi gecce ama direkten döndü.... Bir gün belki onu da anlatırım.


Demem o ki. Hayatınıza istediğiniz her şeyi ve herkesi çekebilirsiniz. Amma velakin oturduğunuz yerden değil. Çünkü kader emeğe aşıktır. Evren hareketi alkışlar düşünceyi değil. Evrensel enerjiniz temiz ve ön yargısız ise insanlar size gelir. Ha bu arada hani o rafa kaldırdığımız proje var ya şimdi raftan indi yine ellerimizde pes etmiyoruz bu sefer olacak.....

Bundan sonra sizinle buradan Miami’yi, Las Vegas’ı, rüyamın devamını, yaptığım sohbet programlarını, İstanbul akşamlarımı her şeyi ve her şey, bundan böyle gecce.miami internet sitesinde paylaşacağım. Hadi Hayırlısı.

Ebru Doğdu
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: