Emre Kınay: "O evde herkes hasta"

Güneşin Kızları dizisinin yıldızı Emre Kınay Hüriyet'ten Aslı Barış'a konuştu!

Magazin

Emre Kınay: "O evde herkes hasta" Son dönemin reyting rekortmeni ‘Güneşin Kızları’ dizisinin başrolünü üstlenen Emre Kınay, ‘canlandırdığı Haluk’un kendisine çok şey kattığını söylüyor: “Oynadığım rol yüzünden ne söylesem insanlar korka korka bakıyor. Eskiden olsa...” Kınay’la hayatının merkezi haline gelen Moda’da, bir kahvaltı sofrasında buluştuk.

İnsanlar size hem hayranlıkla hem de korkuyla bakıyor sanki... Ne dersiniz, “O kemer bize de çıkar mı?” diye korkuyor olabilirler mi?

- İmalatına başlamayı düşünüyorum. “Haluk kemeri geldi” diye yazsınlar. Şaka bir yana, Haluk benim oynadığım en keyifli karakterlerden biri ve bence haklı da.


Ne açıdan haklı?

-Haklı işte. Sadece yöntemleri kötü. Bu kadar sınırda olan birinin bu kadar üstüne oynanmaz. Ablasının eski karısına yaptığı şeyleri düşünecek olursak... Nihayetinde bu, hasta olduğunu varsaydığımız bir adam. Borderline sendromu var. Öfkesini de kontrol edemiyor. Adam sınırdayken çok üzerine oynanıyor ve sonuçlar ortada... Herkes bilerek yapıyor aslında. Tamam, normal olmadığı mutlak. Tedaviye ihtiyacı olduğu mutlak. Ama “Tek hasta Haluk mu?” diye de sormak lazım. Bence o evdeki herkesin tedaviye ihtiyacı var.




Ama ana ‘kötü karakter’ o...

- Hayatta iyi ve kötü bireyin sosyal durumuna göre konumlanan bir şey. İkramiye veren patron, işçisi için iyi patrondur. İşten atılan bir memur için de kötüdür. Son derece göreceli kavramlar yani. O yüzden Haluk da haklı mı, bence haklı. Şiddette haklı mı? Asla değil. Şiddet hiçbir biçimde hak olamaz zaten. İnsana da hayvana da, her türlüsüne karşıyım.

Dizi reyting rekortmeni oldu. Bekliyor muydunuz bu başarıyı?

- Bekliyordum. Yazın iş yapmak daha cesaret isteyen bir iş çünkü televizyon karşısında adam yok. Kışın çok müşteri var. Yazın kimse televizyon seyretmiyor. Biz buna rağmen işimizi beğendirdik, devam da edeceğiz. Yazın çalışmayı düşünmüyordum, ayın üç haftasını Bodrum’da, bir haftasını da İstanbul’da geçiririm diye planlıyordum. Ama senaryoyu görünce... Kısmet böyleymiş, iyi ki de başlamışız.



Önümüzdeki sezon da devam yani...

-Evet. Dizi iki sene sürer diye tahmin ediyorum.

Bunun dışında gelecek planları neler?

-Beş yıl içinde İtalya, Genova’ya taşınmayı düşünüyorum. Mehmet Günsur gibi gidip gelir, oyunculuğa devam ederim. Orada bir iş yapmayı başarırsam da hiç gelmem.

Set dışında tüm vaktinizi Moda’da gecirdiğinizi duyduk...

- 10 senedir Modalıyım, semtin en eskilerindenim. Ben geldiğimde hakikaten burada kimse yoktu. Evim Barış Manço’nun evinin hemen arkasında. Tiyatro da bir üst mahallede. Sabahları tüm zamanımı oturduğumuz bu kafede geçiriyorum. Bana özel bir mönü yaptılar: ‘Emre kahvaltısı.’ Onun dışında da hayat Moda’da benim için. Hayatı genişlettikçe huzursuz oluyorsunuz, daralttıkça daha mutlusunuz.

Neler yapıyorsunuz semtinizde?

- Gündüzleri kızım Duru’yla sahilde bisiklete biniyoruz, Moda Tenis Kulübü’nde tenis oynuyoruz. Havuza gidiyoruz, yüzüyoruz.

Kızınıza da çok düşkün olduğunuz biliniyor zaten....

- Evet, sözleşmemde bile onunla bir tam gün geçirmek için iznim yazılıdır. Aile düzenini görmesi açısından akşam yemeklerinden ikisini kızımla yiyorum. Bir kere aile kahvaltısı da yapıyoruz. Bağlarımız çok sağlamdır bizim. Çünkü aileyi çıkardığınız zaman, hepimiz çok yalnızız hayatta.

Peki buradaki gece hayatıyla aranız nasıl, pub’lar filan?

-Yok. Biz evdeyiz daha ziyade. Kalabalık bir arkadaş grubum var, onlarla yemek yapıyoruz. Ben yemek yapmayı çok severim, çok da düşkünüm. Eşi dostu evde ağırlamayı seviyorum. Çok eğlenceli, kalabalık bir grubumuz var. Çiçek Dilligil, Bora Öztoprak, Ankara’dan arkadaşlarım Korhan, Bahar, Şevket Çoruh, Günay Karacoğlu, Pelinsu Pir... Çiçek ve Pelinsu’yla babalar da meslektaş olduğundan beş yaşından beri tanışıyoruz. Florya’daki Haylayf Plajı, Küçükçekmece... Beraber büyüdük buralarda....

Moda’dan çok konuştuk. Peki onun dışında?

- Onun dışında set. Tek arabaya binme nedenim, yoksa asla binmiyorum. Gerçi bedenimle iş yapmasam motosiklete binerdim. Ama Türk şoförünün motosikletlinin de bir insan olduğuna ilişkin bilgisi yok. Ben motosiklet kazasında yeğenimi kaybettim: Onur Sual. Daha 24 yaşındaydı. Kazayı yapan adam “Ben sadece tekerine dokundum” diyor. Çocuğu metrobüs yoluna attı. Bütün ailemizi yaktı.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: