ERKEKLERİN SEKS HAYATI: İÇGÜDÜ VE ARZU

İçgüdü ve arzu arasındaki fark nedir?

Magazin

ERKEKLERİN SEKS HAYATI: İÇGÜDÜ VE ARZU Erkekte seksüel tahrik nasıl açıklanabilir?

Erkekte seksüel tahrik organik ve psikolojik unsurların katıldığı karmaşık bir olaydır. Bu olayın organik kökeninde psikolojik durum, hormon salgılanması ve kan dolaşımım görmek mümkündür. Bu organik birleşime içgüdü adı verilir; bu birleşimin genetik ve vücut yapışma ait özellikler taşıdığını söyleyebiliriz. Erkekte seksüel tahrikin etkili olmasına katkıda bulunan psikolojik öğeler de kişinin hayatı, kültür derecesi, içinde bulunduğu anla ilgili psikolojik ve heyecan verici, his etkenleridir. Bu etkenlerin bütününe «arzu» diyoruz.

Erkekte seksüel tahrikin ortaya çıkmasında içgüdü ve arzu kendi başlarına mı, yoksa birlikte mi rol oynar?

İçgüdü ve arzu her zaman birbirinden kopmayan iki etken olarak kabul edilmiştir. Ancak bu iki etkenden birinin daha üstün ve öncelikli olması doğal sayılabilir. Bazı belirli durumlarda içgüdü daha evvel harekete geçer.

Meselâ ne zaman?

Meselâ uzun süren bir seksüel tatminsizlik devresinden sonra, tahrik kuvvetinin ortaya çıkması, en başta içgüdünün ritmik ve tekrarlı faaliyetine bağlıdır.

O halde bu durumda içgüdü organizma-nın bir ihtiyacı olarak kabul edilebilir mi?

Evet, içgüdü için ihtiyaç kelimesini kullanabiliriz. Bu da içgüdü ve arzu arasındaki farkı daha bariz şekilde ortaya koyacaktır: Arzu hiçbir zaman kişi tarafından şiddetle istenen bir unsur olmamıştır.

Tahrikte o arzu hangi şartlarda öncelik kazanır?

Çiftli ilişkilerde içgüdü serbest bir seçim yolu olarak kalırken arzu öncelik kazanır.

Erkekte İçgüdü ve arzudan meydana gelen tahrik hangi köklere dayanır?

Kişinin büyümesi sırasında içgüdü ve arzu eşit adımlarla ilerler, ama bu sorunun daha açık bir şekilde görülmesi için tahrik kuvvetinin esas kökenine inmek gerekir. Uzun süre beraber yaşamak, ço cuk sahibi olmak ve özellikle erkek çocuk sahibi olmak isteyen bir çiftin arzusunda zaten sonradan yeni doğanın cinsel tahrik kuvvetini oluşturacak ilk tohum bulunmaktadır. Eğer gebe kalan kadın bu erkek arzusunun üzerinde giderse erkekte seksüel tahrikin ilk menşelerini burada bulmak mümkün olabilir. Günümüzde biyoloji, bu varsayıma birçok şey eklemiştir.

Biyoloji bu konuda neler söylüyor?

Bugün biyologların hemfikir oldukları bir konu vardır: Anne kanundaki fetüsün cinsiyeti bir zamanlar düşünüldüğü gibi nötr değil ama, dişidir. Altıncı haftadan sonra bu fetüs bazı hormonal etkenler yüzünden erkeğe dönüşebilir.

Bu konu erkekteki seksüel arzunun kökenlerine nasıl bağlanabilir?

Geleceğin erkeği muhakkak ki annenin rahmi içinde geçen hayatını hatırlamaz ama, yine de kendisinde bu dişilik durumundan kurtulmak ve kesin erkeklik kavramına girmek için derin bir biyolojik reaksiyon oluşabilir: Şiddetlilik, yırtıcılık, saldırganlık, sertlik gibi kavramlar tabii sonradan, yılların geçmesiyle ortaya çıkacak etkenlerdir. Erkekte var olan tahrik kuvveti ve arzu saldırganlığına ve sertliğine karışacak, kuvvetlilik esasına dayanan psikolojik öğeler bir yerde erkek cinsiyetinin itici kuvvetinin kesin bir anlam kazanmasına yardımcı olur.

Dış dünya ve kültür, erkeklik arzusunu yönlendirir mi?

Freud ve ondan sonraki psikanalistlerin aynı fikirde oldukları bir konu da şudur: Erkek çocuklar önce annelerin istekleriyle doldurulduğu ve başarıya itildikleri halde, sonradan kendilerini daha erkeksi hissetmeleri için cinsiyet gelişimlerinin içinde yalnız bırakılmışlar ve kendilerini hemen çiftli ilişkiler içinde bulmuşlardır. Bu konuda kültür ve çevre şartlarının önemi büyüktür.

Arzunun gelişmesine katkıda bulunan diğer şartlar nelerdir?

Her şeyden evvel erkeğin jenital organı; gözle görünen, elle dokunulabilen ve gerçek olmasının kanıtı olarak erkek tarafından her an yanında taşınan bir elemandır. Bu organ, bütün bu özellikleriyle erkeğin arzusunun ortaya çıkmasına yardımcı olur.

Bu arzu erkeğin tek yanlı bir ifadesi olarak kabul edilebilir mi?

Hayır, bu arzu erkeğin tek yanlı bir ifadesi sayılamaz; arzunun erkeğin eşinin arzusu tarafından kabul edilmesi, desteklenmesi gerekir. Eşinin kendisini arzu etmemesini anlaması sonucu erkeğin arzusu bloke olabilir veya tamamen yok olur.

Kişinin gelişimi sırasında içgüdü tabii bir gelişim izliyor denir. Bu doğru mudur?

Evet, içgüdü gelişen cinsiyetin gelişimi ile birlikte büyür.

Tahrikin ortaya çıkmasıyla başlayan, erkeğe ait seksüel cevap nasıl bir yol izler?

Bugün bütün dünya tarafından kabul edilen Masters ve Johnson’un laboratuvar araştırmalarından sonra cinsiyet cevabının devresi üç bölüme ayrılmaktadır: İlk dönemde tahrikin meydana çıkması söz konusudur; ikincisinde arzu ve uyan artmakta; üçüncü dönem içinde ise orgazm devresi başlamaktadır. Orgazm devresi meni atılımının gerçekleştiği zamandır. Bu verilere dayanarak orgazm ve meni atımının, uyarı ve ereksiyonun (penisin kavemöz cisimlerine kan dolması ve penisin sertleşmesi) aynı şey olduğunu söylemek mümkündür.

Uyarı ve heyecanlanmanın artması her zaman ereksiyona yol açar mı?

Patolojik vakaları hariç tutsak bile (ki bu vakalarda uyan ve ereksiyon hiçbir zaman aynı anda olmamaktadır) normal kabul edilen bazı durumlar vardır ki bu gibi hallerde çok şiddetli arzu ve uyarı olsa dahi ereksiyon olmayabilir. Bu gibi durumlarda ereksiyon bazı değişik şartlarla, meselâ jenital organları uzun süre okşamak yoluyla elde edilebilir.

Arzuyla meydana gelen ereksiyon anatomik ve fizyolojik bir mekanizmaya mı dayanır?

Ereksiyon olayının fizyolojik mekanizması penisin kavernöz cisimlerine kan dolması ile ilgilidir ama, bu mekanizmada organik öğeyi teşkil eden içgüdü ile psikolojik öğeyi teşkil eden arzunun rollerini tespit etmek kolay değildir. Hareket nedeniyle veya geceleri olan âni erek-siyonlarda içgüdünün öncelik ettiği söylenebilir.

Cinsel faaliyet sırasında ereksiyon olayını olumsuz yönde etkileyecek veya tamamen yok edebilecek şey ne olabilir?

Ereksiyon olayında arzunun yeri büyüktür. İkaro kompleksi yani uçuş korkusu denen teoride kalkan bir şeyin uçtuğu kadar düşme ihtimali de vardır denir; bu ifade ereksiyon olayında çok basit olarak görülebilir. Her cinsel cevap vakasında ereksiyon kendine has ve değişik bir hikâye yaşar: Bir eşle çok ba-şarılı olan bir ereksiyon olayı diğer bir eşle aynı cevabı veremeyebilir.

Orgazma ve meni atımına varmanın yolları nelerdir?

Uyarı en son derecesine vardığı zaman (Masters ve Johnson dakikası) orgazm devresi yaklaşıyor demektir. Uyarı zirveye gelince meni atımı gerçekleşir.


Orgazm ve meni atımı nasıl olur?

Erkeklere ait orgazm olayı kişiden kişiye göre değişen nitelik, tatmin ve akım şiddeti özellikleri gösterir. Süresi kesin saptanmış bir süre değildir. Sperm, meni sırasında ritmik kasılma – çekilme hareketiyle vücuttan dışarı çıkmaktadır; bu ritmik hareketler ilk başta 0,8 saniyelik, sonra daha uzun süren aralıklarla tekrarlanmaktadır.

Psikolojik görüş açısından, erkek, orgazm ve meni atımı olaylarını nasıl yaşar?

Meni atımı arzunun yerine getirildiğinin bir kanıtıdır. Aynı zamanda orgz-mın olduğunu ve cinsel cevabın da tamamlandığını gösterir. Ama Batılılar için geçerli olan bir fikir vardır. Uyarının gelişmesiyle biriken ve ortaya çıkan enerji, sonunda orgazm ve meni atımı olaylarıyla vücuttan dışarı atılmalıdır; bu yüzden orgazm aynı zamanda bir serbest kalma durumu olarak da görülmektedir.

Orgazm olduktan sonra erkekte cinsel cevap dönemi tamamlanmış olur mu?

Sperm atıldıktan ve orgazm olduktan sonra erkek kendini çok yorgun hisseder ve çoğunlukla uyur. Bu, kadının yakındığı konudur. Masters, orgazmdan sonra uyuyan bir çifti incelemiş ve uyuyan kadının uykusunda bile erkeğine karşı enerji dolu olduğunu, erkeğin de orgazmdan kesin tatmin olmuş şekilde hareketsiz uyuduğunu görmüştür. Erkek o sırada cevap vermeyen ve etkisiz olan bir devreye girmiş sayılır.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: