FANUS İÇİNDE YAŞAMAK BİZİ EKSİLTİR!

“Adanalı”da başkomiser karakteriyle adından söz ettiren Oktay Kaynarca “Halkı dinlemek zorundasınız, onların dilini kullanmak zorundasınız. İnsanlarla aynı nefesi solumak önemlidir çünkü başarı oradan gelir” diyor...

Magazin

FANUS İÇİNDE YAŞAMAK BİZİ EKSİLTİR! “Kurtlar Vadisi”ndeki “Çakır” karakteriyle popülaritesini doruğa çıkaran Oktay Kaynarca bugünlerde kamera karşısına geçtiği Adanalı’da başkomiser Yavuz karakteriyle adından söz ettiriyor. Üzerine yapışan “Çakır” karakterinden sıyrılan ve “Adanalı” olarak anılmaya başlayan Oktay Kaynarca, “Karakterin bu kadar büyük ölçüde beğenileceğini tahmin etmemiştim” diyor.

Çakır’dan sonra “Adanalı” fanatikleri oluştu. İlk bölümden bunu başarmanın sırrı nedir?

Evet gerçekten öyle oldu. Ben iyi bir iş olacağını, kitlelere ulaşacağımızı, ilgiyle seyredileceğimizi tahmin ediyordum ama bu kadar çabuk ve büyük ölçüde olacağını tahmin etmemiştim. Benim tahmininden daha iyisi oldu. Bu işin sırrı yaptığınız işi iyi yapıyor olmaya çalışmak. İşin doğrusu samimiyettir. Ne kadar sahiciyseniz karşı tarafa o kadar geçiyor. Bu sahiciliği çok karıştırmamak lazım.

Adanalı’da onları çeken ne oldu?

Geçen günlerde Güven Hokna ile karşılaştık. Güven Abla “Sana eleştiri yazanlar şimdi nerdeler? Ne olacak bakalım. Komedide çok iyi performans gösteriyorsun” dedi. Buna rağmen yine eleştiriyorlar merak etme dedim. Eleştirmek demek illa insanların açıklarını yakalamak anlamına gelmez. İyi şeyler de söylemek lazım.

Adanalı karakteri Adanalılar tarafından “Biz böyle konuşmuyoruz” diye tepki gördü.
Bunların hepsi detay. Ben özellikle altını çizerek Adanalı konuşmak istemiyorum. Yoksa çok kolay bir Adanalı gibi konuşmak. Oturup çalışırım çok basit. Hatta konuşuyorum Adanalılar gibi. Adanalı lehçesiyle konuşuyor olmak işime gelmiyor. Neden gelmiyor; O yörenin bir takım kelimelerini, vurgularını, mimiklerini, mizansenlerini kullanmak bu işin altından kalkmak demek. Birebir Adanalı çok cazip gelmiyor bana. O bölgenin harmanlanmışını yapmaya çalışıyorum. Bizi sadece Adanalılar seyretmiyor ki. Urfalı, Kahramanmaraşlı, Karadenizli, Egeli seyrediyor. Çok birebir altını çizerek Adanalı gibi konuşmaktan yana değilim. İstersem konuşurum.

Yazın çekmeyi planladıınız film projesinden bahsedebilir misiniz?
Üç proje var onlardan birine karar vermek durumundayız. Birinin senaryosu bana ait. Kentli bir film olacak. Gişesel kaygılar, komik olma kaygıları gibi kavramlardan uzak olacak. İstediğim gibi bir film çekmek istiyorum.

Kötünün iyisine oy vereceğim
İnanılmaz derecede fanatikleriniz var. Bugün siyasete atılsanız oy konusunda sıkıntı çekmezsiniz herhalde...
Şimdilik siyaseti düşünmüyorum, ilerisi içinse bilmiyorum. Geçenlerde seçim meseleleri konuşuluyordu bir takım siyasiler vardı. “Ben biraz iri konuşurum kusura bakmayın, hazır mısınız?” diye sordum. Konuşunca kaldılar. Bu ülkedeki hiçbir siyasi parti beni temsil etmiyor. Oy vermek zorunda olduğum için kötünün iyisine veriyorum. Çok önemli birisinin çıkmasını bekliyor ülke. Oysa kendi içinden birini çıkarmak ülkenin işidir.

Sanatçılara aday olmaları için teklif götürülüyor. Size geldi mi?
Bir dönem bana da geldi. Ben de “Türkiye’nin haritasını önüme koyup, gözümü kapatıp, parmağımı bir yere koyduğumda seçimi kazanamasam bile en güçlü adayı zorlayacağımı biliyorum” diye esprisi yaptım. Bu çok doğru. Benim hayata bakış tarzım, dobralığım ve içimdekini olduğu gibi söylüyor olmam insanların hoşuna gidiyor. Siyaset iki yüzlülük anlamına geliyor bu da benim yapabileceğim bir şey değilmiş gibi geliyor.

Silahı severim ama avcılardan nefret ederim
Çok iyi silah kullanıyorsunuz. Gerçek hayatta silah taşıyor musunuz?
Aksiyon çekiyorsanız işin içinde silah olmak zorunda. Ben mümkün olduğu kadar dizide silah göstermemeye çalışıyorum. Gerçek hayatta silahla aram iyidir ama taşımam. Severim, tanırım silahı. Poligona gitmeyi severim ama avcılardan nefret ederim. Bir canlıya kıymanın bana göre çok psikolojik boyutları olması lazım. Bir hayvanı vurmak bir keyif olamaz. İnsanı bile vurmayı anlayabilirim çünkü bir insanın yaptığı hiçbir şey insana yabancı değildir onun şartlarını bilemeyiz.

Korunmak adına silah taşımayı hiç düşünmediniz mi?
Hiçbir zaman korunmaya ihtiyacım olduğunu düşünmedim. Tam tersi sokaktaki insanın sevgisi bizim için her şeyden önemli. Bugün tek bir kimlik göstermeden, senet ödemeden, çek imzalamadan hayatım boyunca yapabileceğim her şeyi sözümle yapabilirim bu ülkede.

Ulaşılmaz olduğunuzu düşünüp kendinizi fanus içinde tutanlardan değilsiniz o zaman.
Bir fanus içinde yaşamak sizi eksiltir. Halkı dinlemek zorundasınız, onların dilini kullanmak zorundasınız. Geçen yemekte arkamdaki amcanın “Bayat İsmail” dediğini duydum. Bu lakabı bir yerde muhakkak kullanmam lazım. İnsanlarla aynı nefesi solumak önemlidir çünkü başarı oradan gelir. Tabi bazen çok içiçe olmak bunaltabiliyor.

Evlilik gibi bir projem yok
Özgü Namal’la birlikteliğinizi baştan beri saklamadınız. Bu durum sizin için zaman zaman dezavantaj oldu mu?
Bunun hesabını hiç yapmadım. Bunun hesabını yaparsanız yaşayamazsınız. Bir ilişki yaşıyorsanız aslında yıpranmaması için mümkün olduğu kadar az gözükmek zorundasınız. Çünkü bir süre sonra siz onlar için meta haline geliyorsunuz. Abuk subuk şeyler yazılmaya başlıyor. Bir süre sonra Oktay Kaynarca oluyorsunuz sadece. Yaptığınız hiçbir iş inandırıcı gelmiyor. Birçok büyük starımızın başına geldiği gibi. O kadar çok kullanıldılar ki magazinde bu yanlış bir şeydi. Birçoğunun şu anda yaptığı işlerin tutmayışının nedeni budur. İnsanlar onlarla özdeşleştiler ki, onları başka bir şey olarak göremez hale geldiler. Çünkü özel hayatları, gittikleri yerler, arkadaşları, deşifre oldu. Biraz özelimizin, gizemimizin olması zorunluluğu vardır.

Özgü Hanım’la o kadar çok sık ayrılıp barışma durumlarınız oldu ki kafamız karıştı. Ayrıldınız mı? İlişki devam ediyor mu?
Boşverin kafanız karışık kalsın. Hiçbir şey söylemek istemiyorum. Orası bizimle ilgili bir durum.

Evlilik yok mu ufukta?
Hayır şu anda yok. Şimdilik evlilik gibi bir projem yok. Evlilik dediğiniz şeyi projelendirmek zorundasınız. Elinizde bir projeyle yola çıkmazsanız yarıda kalırsınız. Önemli bir iş çünkü evlilik. Hayatınızı şekillendirmek anlamına geliyor ki, bu da projelendirmekten geçer.

Aşkı nasıl yaşarsınız?
Sıkı yaşarım. Aşkı dolu yaşarım, yaşatırım da.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: