Gül Erçetingöz'ün 'Trend Masası'

Gül Erçetingöz her ay Trendsetter İstanbul için bir 'Trend Masası' kuracak ve şehrin en hip mekanlarında, İstanbul'un 'Trendsetter'larıyla buluşacak. İlk konuk Yasemin Özilhan...

Kadın

Gül Erçetingöz'ün 'Trend Masası' İşte Gül Erçetingöz'ün Yasemin Özilhan'la yaptığı o röportaj:

Merhaba, masama hoş geldiniz! Yasemin Özilhan, güzelliği, tarzı ve duruşu ile son yıllarda Türkiye’de trendleri belirleyen bir isim. Capricorn da, konu lezzet olunca trendleri baştan yazıyor. Yasemin’e de Capricorn’a da bayılıyorum. Ayrıca bu vesileyle mekânın yenilenen bahar menüsü de ilk biz tattık! Haydi o zaman benim muhteşem trend masama geçelim!

Eski bir oyuncusun. Her insan hayatta birçok farklı role sahiptir; iş kadını, anne, eş, arkadaş… Senin hayatının başrolü hangisi?

Aslında evet hayat da bir oyun. Ben artık başrolü çocuklarıma devrettim ve anneliği seçtim. Benim filmimin oyuncuları da kızlarım Emine ve Ela.

Üç cümlede Yasemin Özilhan’ı nasıl tanımlarsın?

Empati kurmadan hareket etmem. Maneviyata çok önem veririm. Fazlasıyla duygusalım!


İnsanların aşk hayatları bile artık ‘trend’ olmaya başladı! Sen ne düşünüyorsun bu aşk trendleri hakkında?

İki kişinin arasındaki aşk nasıl ‘trend’ haline gelebilir ki? İzzet benim hayat ortağım olduğu için sosyal medya fotoğraflarımda birlikte görünmemiz çok doğal ama ilişkimizi kendi aramızda yaşıyoruz. Bazı insanlar hayatlarını göz önünde yaşayabilirler tabii ki. Peki ama görünenler gerçek midir? Yani sevdiğine sarılırken fotoğraf paylaşırsın, peki ya tartışırken?

İş hayatının öncelikleri nelerdir?

Disiplin başta geliyor. Detaycı, titiz ve çalışkan biriyim aynı zamanda.

“2017’Yİ DOĞAÇLAMA YILI İLAN ETTİM!”

Konu modaya gelince, olmazsa olmazların nelerdir?

Rahatlık şart! Kendimi konforlu hissetmediğim hiçbir kıyafeti giymem. Bir davet veya özel bir gün olmadıkça topuklu giymeyi bile tercih etmiyorum. Benim için değişmeyen trend jean ve tişört! Onlarsız olamıyorum.

2017 yılında favori trendlerin neler?

Moda, her geçen gün daha doğallaşıyor ve doğaçlama ön planda. Artık tek bir dönem değil; dönemlerin karışımı, renklerin karışımı söz konusu. Bu bizi özgürleştiriyor ve kendi modamızı yaratmamıza olanak sağlıyor. Bizi şaşırtan hatta moda üzerine düşünmeye zorlayan, yepyeni bir dünyaya gözlerimizi açtıran bir marka var: Gucci! Deneme yanılma gibi gözüken ama bir taraftan da iç gıdıklayıcı, özgür, renkli, dekoratif. Gucci benim için birkaç sezondur merakla beklediğim ve bizlere yeni bir bakış açısı katan bir marka.


Aksesuar seçimlerinde de oldukça minimalistsin. Çanta ve ayakkabıda favorilerin hangi markalar?

Çantada; Givenchy, Simon Miller, Strathberry. Ayakkabıda ise Tony Bianco, Isabel Marant, Gianvito Rossi. Günlük spor ayakkabılarımda ise genelde Asics ve Nike tercih ediyorum.

Bu arada, online alışveriş vazgeçilmezim! Sanki eve bir sürü sürpriz hediye geliyor gibi hissediyorum. Matchesfashion, Forward, Farfetch, Moda Operandi, Net a Porter ve Saks Fifth Avenue de sıklıkla alışveriş yaptığım mağazalar ve siteler.

Duru bir güzelliğin var; abartılı makyajdan çok uzaksın…

Kesinlikle! Günlük hayatımda tercihim ‘no make-up make-up’ yani sanki makyaj yokmuş gibi makyaj yapmayı seviyorum. Tabii ki bu noktada cilt yapısı çok önemli. Kuru bir cilt yapım olduğu için hafif parlaklığı seviyorum. ‘Radiant’, ıslak görünüm tazelik veriyor. Rujdan ziyade, dudak kalemimi dağıtmayı tercih ediyorum. Ve tabii ki bol rimel!


Makyaj çantanı boşaltsak, içinden hangi ürünler çıkar?

Yanımda hiçbir zaman makyaj çantası taşımadım! (Gülüyor) Nars’ın ürünlerini çok kullanıyorum. Dudak nemlendiricisi ve pure radiant nemlendirici genellikle yanımda taşıdığım ürünler.

Trend takipçisi mi trend belirleyici misin?

Aslında ikisi de değilim! Beğendiklerini çok sorgulamadan giyen bir insan olarak, belirleme ve takip zinciri ortasında bir yerlerde dolanıyorum sanırım. Çünkü bence artık asıl belirleyici olan, sosyal medyanın beden bulmuş hâli. Herkes her paylaşımdan etkilenebiliyor. Karşımızda milyonlarca insanın ortaya koyduğu sonsuz kombinasyonlar var. Üreticiler de artık sosyal medya üzerinden insanların eğilimlerini takip ettiği için büyük bir halka oluştu. Herkes trendsetter, herkes ‘trend follower’!

Bana göre kesinlikle trendsettersın! Ama tabii ki senin de takip ettiğin, ilham aldığın isimler vardır; kim bunlar?

Sade ve zarif seçimleri, asaletini iyice pekiştirdiği için tüm zamanların en stil sahibi kadını bence Audrey Hepburn; ayrıca Helena Bordon… Gördüğün gibi 50 yıl öncesinin kadını da hâlâ benim için bir trendsetter olabiliyor!

Yorucu geçen bir günün ardından; evde film izlemek mi, yoksa arkadaşlarınla dışarıda müziğin keyfini çıkarmak mı?

Ben hafta içi gerçekten çok yoğun çalışıyorum, dolayısıyla sessizliği ve evde olmayı tercih ediyorum. Ama arkadaşlarla olmanın da yeri apayrı tabii ki…


“İSTANBUL TANITIM KONUSUNDA ÇOK ZAYIF; BU ŞEHİR SADECE EMİNÖNÜ VE SULTANAHMET’TEN OLUŞMUYOR!”

Senin İstanbul’unu anlatır mısın bana?

İstanbul sosyal medya ruhunda bir şehir. Belli noktalarından durup baktığınızda muhteşem keyifli ve mutluluk veriyor. Dönem dönem farklı yerlerini seviyorum bu şehrin. Özellikle denizi gören tepeleri, uzun yürüyüşler yapabildiğim yeşil alanları favorim… Şehrin tek sorunu güzel bir şekilde tanıtımı yapılmaması; yani Sultanahmet ve Eminönü’nden ibaret değil İstanbul!

Peki ya mekânlar? İş için ya da dostlarınla buluşmak için genelde hangi mekânları tercih edersin?

Anadolu Yakası’nda yaşıyoruz ve genellikle Balıkçı Apo’ya gidiyoruz. Zuma ve Sunset diğer iş yemekleri için diğer tercihlerim arasında.

Trend belirleme konusunda okuyuculara birkaç tavsiye verir misin?

Farklı olmaya çalışmasınlar; onun yerine kendilerine yakıştığına emin olsunlar! Giyinirken o gün nerelerde bulunacaklarını düşünerek karar versinler. Ortama uyum sağlamak bence hepsinden önemli…


Capricorn’u nasıl buldun?

Kesinlikle standartların dışında bir mekân olmuş burası!

Ambiyans: İstanbul ve Boğaz… Servis: Şık, temiz, güler yüzlü… Şef: Becerikli, güler yüzlü, tatlı…

Gül Erçetingöz Öneriyor

Akdeniz’in geleneksel tatlarını modern şehir ruhuyla bütünleştiren Capricorn, bu keyifli sohbetimizde bize eşlik etti. Deniz ürünlerine yepyeni bir Boğaz konsepti getirmişler. Lezzet ve eğlencenin buluştuğu Capricorn, modern yorumlarıyla bizi kendine hayran bıraktı. Sohbet boyunca bize muhteşem yemekler sunan şefimiz Fabio Brambilla, tek kelimeyle kusursuzdu! Brambilla; kendini Fransız, Akdeniz, İtalyan ve dünya mutfakları üzerinde bir hayli geliştirmiş. Şu anda hem Capricorn hem de Mezzaluna’nın Executive Şef’i olarak görevine devam ediyor. Masamıza ilk gelen lezzet, ilk görüşte aşka inanmamızı sağladı; ince kıyım enginar, zahter tozu ile marina edilmiş ve mühürlenmiş karides, taze tıraş parmesan ile servis edilen muhteşem bir Enginar Salata! Fabio Şef’in 2017 trendi olarak sunduğu Acılı Ton Balığı Ceviche ise kesinlikle denemeye değer!


Capricorn lezzet önerileri

Kum midyeli linguine
Mürekkep balığı ‘Plin’
Levrek carpaccio
‘Bottacchio’ usulü ton balığı carpaccio
Maraş dondurmalı ‘Sabayon’ tatlısı

Yasemin Özilhan’ın Top 5’i

Aile
Doğallık
Maneviyat
Empati
Mutluluk


Ruhunun En Trend Mekânları

Sunset
Mikla
Günaydın

Kaçış Noktaları

Kızımla – Akmerkez & Mc Donalds
Eşimle – Kışın Milano, yazın Marmaris-Selimiye ve Çeşme

Bunlarda ilginizi çekebilir: