HEP AKDENİZ TİPLİ BİR KADIN OLMAK İSTEDİM

''Bronz tenli, saçları güneşten açılmış bir kadın... Akdeniz tipli biri olmak isterdim hep. 12 sene içinde de makyajım, saçım ve kıyafet tarzımla, olmak istediğim ben haline geldim. Ama dudaklarım nasıl kalınlaştı onu bilmiyorum!"

Magazin

HEP AKDENİZ TİPLİ BİR KADIN OLMAK İSTEDİM Üç buçuk ay sonra anne olmaya hazırlanan Çağla Şikel, karnında bir can taşımanın heyecanını, Emre Altuğ'la aşkını ve hayatının en önemli dönüm noktalarını Harper's Bazaar dergisine anlattı...

Yaz-kış bronzsunuz ve çok farklı bir renk tonunuz var. Bu tonu nasıl elde ediyorsunuz, doğal ten renginiz ne?
Ben hiç açık tenli olmadım. Babam çok koyu renkliydi, amcalarım ve babaannem de kapkaralar. Annem Adanalı ve onun ailesi de koyu renk bir cilde sahip. Yani sürekli solaryuma falan girmiyorum, çünkü bende çok çirkin bir renk yapıyor. Bronz değil, kara-sarı oluyorum. Bronzlaştırıcı allıklar var, herkese tavsiye ediyorum ama kimse bana inanmıyor.

Yani hiç solaryuma girmiyor musunuz?
Tahmin edildiği kadar sık değil, en fazla ayda bir kere. Ama en büyük tutkum, kasım ya da aralık ayında hava burada eksi dereceye doğru giderken, 35 derece olan Dubai ya da Arjantin'de plajlara gidip güneşlenmek, hatta fotoğraf çekip arkadaşlarımı kıskandırmak! Ocak ayının başında herkes bembeyazken ben daha yeni tatilden dönmüş olarak yılbaşına girmeye bayılırım. Sıcak havayı, Akdeniz tipli insanları ve öyle görünmeyi çok seviyorum. Zaten çok çabuk bronzlaşıyorum, güneşte birkaç saat kalmam yeterli.

Güzellik yarışmasına katıldığınızda koyu renk saçlı, esmer, ince, uzun bir kızdınız. Yıllar içinde sanki transformasyon geçirdiniz...
Evet, değiştim. Neredeyse çocuktum o zaman. Aslında kendimden memnun olmadığım için değil; on iki sene içinde makyajım, saç rengim ve kıyafet tarzımla olmak istediğim ben haline geldim. Kesinlikle Akdeniz tipli bir kadın olmak istediğime karar verdim; bronz tenli, saçı güneşten açılmış bir kadın. Ama yıllar önce dudaklarım çok inceydi, nasıl kalınlaştıkları konusunda hiçbir fikrim yok.

ŞU SIRALAR ÖNCELİĞİM BEBEĞİM
Dişleriniz?
Dişlerim hep aynı, rengi böyle. Ablam ve annemin de böyle. Bir gün dişçiye gidip beyazlatmak istediğimi söyledim, dişçi skalayı çıkarttı, benim dişim en beyaz renkten daha beyazdı. Bana, "Şaka mı yapıyorsun?" dedi.

Şu günlerde önceliğiniz ne?
Bebek! Ben unutsam da o kendini hatırlatıyor. Herkes bana "Bebek tekmelemeye başlayınca onunla bir bağ kurarsın" diyordu da inanmıyordum, gerçekten öyle oluyormuş. Şimdi uyanır uyanmaz aklıma önce bebeğim geliyor, hayatım o oldu.

Hemen her kadın çocuk yapıyor ama aslında bu hiç de hafife alınacak bir şey değil...
Evet, ben de öyle zannediyordum; herkes doğuruyor, sonra kucağında bebekle dolaşmaya başlıyor... Ama öyle değilmiş işte. Binlerce duygu yaşıyor insan ve sürekli birilerine anlatmak istiyor. Bunu yaşayan milyonlarca kadın var ama sanki sadece sen yaşıyormuşsun gibi hissediyorsun ve bu yüzden dünyanın en özel insanı olduğunu zannediyorsun. İçinde bir can taşıdığın için bunu bağıra çağıra dünyaya ilan etmek, herkesle paylaşmak istiyorsun. İnsan çok acayip şeyler hissediyor. Bana 'tadını çıkar' diyorlardı ama ilk üç ay mide bulantısından başımı kaldıramadım. Bunlar geçip de tekmeler başlayınca işin boyutu değişti. O ultrasonda gördüğün bebeğin seninle can bulduğunu, orada yaşadığını bilmek akıllara ziyan bir durum aslında.

Eşinizle ilişkiniz değişti mi? Sonuçta aranıza başka biri daha katılacak...
Onu pek algılayamıyorum şu anda. O bebeği biz yetiştireceğiz ama nasıl biri olacak bilemiyorum. Tamamen bize ait bir bebek; büyük bir sorumluluk bu. Emre'yle olan ilişkimi fazla yıpratmamaya çalışıyorum. O da tahminimden çok daha anlayışlı oldu, hep yanımda.

BAŞTA ÜÇ KİLO VERDİM
Ona ihtiyacınız oluyor mu?
Eh, tabii, ağrım ya da bulantım olduğunda onu yanımda istiyorum.

Hiç kilo almamış gibisiniz...
İlk üç ay sürekli midem bulandı, karpuz ve soğuk yoğurt çorbasından başka bir şey yiyemedim, üç kilo verdim.

Hayatınızın en mutlu günlerini mi yaşıyorsunuz?
Hayatımdan memnun olduğum günler oldu ama şu anda bakıyorum da çok güzel bir hayatım var. Muhteşem bir eşim var, ailem yanımda, sevdiğim bir işim var ve bir bebek bekliyorum. Kulağa harika geliyor. Bana, "Çocuğun olduktan sonra, 'Ben bugüne kadar ne yaptım? Kimin için uğraşıyormuşum, günlerim nasıl geçiyormuş?' diyeceksin" diyorlardı. Bunu annemden ve çocuğum olan arkadaşlarımdan sürekli duymuşumdur.

Babanızın ölümüyle ölümü de tattınız. Şimdi de doğumu yaşayacaksınız. Hayat mucizevi bir şey, değil mi?

Bebeğimin doğum tarihini ilk söylediklerinde inanamadım; 28 Kasım görünüyor. Anneme söyledim, birbirimize bakakaldık, çünkü babamın öldüğü gündü.

Magazin basını hiç canınızı acıttı mı, yoksa bunu işinizin bir parçası olarak kabul etmeyi başarabildiniz mi?
İşimin bir parçası olarak kabul edemeyeceğim kadar canımı acıttıkları dönemler oldu. Hatta bazıları bir süre sonra özür dilemek istedi ama kabul etmedim, çünkü karşılığında bir şey isteyeceklerini biliyordum.
Onlarla aranız çok iyi değil mi?
Magazin basını ile hiçbir zaman yakın olamadım; muhabirler, kameramanlar, kanal müdürleri, haber müdürleri, hepsinden bahsediyorum. Ve bugüne kadar hiçbir şey onların desteğiyle olmadı, hiçbiri benim arkamda olmadı. Ama aramız kötü de olmadı. Artık kırgın değilim, o dönem geride kaldı.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: