İŞİ BİLEN İÇİN MÜZİKTE HALA ÇOK PARA VAR

Onlar aynı işte, aynı ruhla fakat öylesine bağımsız çalışan iki adam ki ikisini yan yana bulmak hiç kolay iş değil. Deniz Erdem'i şirkette, bir kontrat çıkışı yakaladım. Cengiz Erdem'i ise Maslak'ta bir özel hastanenin bahçesinde...

Magazin

İŞİ BİLEN İÇİN MÜZİKTE HALA ÇOK PARA VAR Her hafta bir albüm çıkartan, Teoman, Göksel, Yalın, Hande Yener, Özgün, Bengü, Özcan Deniz, Berksan, Tuba Özerk, Ebru Yaşar, İsmail YK, Kibariye, Nazan Öncel, Tan, İzel, Rober Hatemo dahil 25 starla çalışan bu iki yetenekli ve başarılı adamla baş başa bırakıyorum sizleri. Buyursunlar...

- Avrupa Müzik ne zaman kuruldu?
Deniz Erdem: Avrupa Müzik'i 2000 yılında kurduk, 2001 yılından itibaren ilk profesyonel albümlerimiz çıkmaya başladı. Bülent Ersoy ve Yıldız Tilbe ile başladık.

- Bugün artık herkes sizde neredeyse... Sanatçı mı seçiyorsunuz, ses mi? Neye göre belirliyorsunuz çalışacağınız isimleri?
D. E: İnsanların saygı duyduğu ve sevdiği sanatçıları seçiyoruz özellikle. Buna çok dikkat ediyoruz.
Cengiz Erdem: Biz, çalışmak istediğimiz insanlara teklif götürüyoruz, bize gelen teklifleri değerlendirmiyoruz. Çünkü biz çalışmak istediğimiz insanla ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Mevcut sanatçılarımızın hepsine biz gittik.

- Tüm dünya bunalımdayken, üstüne de bütün sektörler krize teslim olmuşken siz devamlı büyüyorsunuz... Bu nasıl oluyor?
D. E: Aslında dünyada müzik sektörü geri gitmiyor, şu an çok ileride. Ama artık CD plastik satışlarında değil, daha çok dijital alanlarda ve temsili durumlarda, yani oteller, internet, cep telefonu alanlarında çok ciddi satışlar var. Sadece plastik satışlar geriye gidiyor. Ama işini bilen, hala müzikten çok iyi paralar kazanabilir.
C. E: Aslında müzik kabuk değiştiriyor, müziğin mecraları değişti. Ama yapımcıların çoğu bu değişime ayak uyduramadı, bu yeni mecralara ürün veremedi. Yani taş plaktan CD'ye kadar olan evrede mecralar aynıydı, ürünler müzik marketlerde satılıyordu. İnternet yoktu, hızlı internet hiç yoktu. Derken 2006'nın Mayıs'ında müzik sektörü duvara çarptı diyebilirim, tabii biz 2003'te bunu görmüştük.

- İş bölümünüz nasıl? Kim neyi nasıl yürütüyor?
C. E: Deniz Bey mekanik satışlarla, prodüksiyonlarla ilgilenir. Sanatçılarımızın hangi aranjörlerle çalışacağı, hangi şarkıları okuyacağı Deniz ile ilgili kısımlardır. Ben bir başta olurum bir de sonda, ortada hiç olmam. Albüm biter, ben tekrar sahneye çıkarım, bu sefer projeler kısmında... Sanatçımızı nasıl projelere koyabiliriz, promosyonları hangi alanlarda nasıl yayarız, onların ürettiği ürünleri nerelerde değerlendirebiliriz... Bunların projelerini ekibimle beraber hazırlarım, sanatçı bile bilmez onun için ne yaptığımı.

MÜZİĞE YATIRIM YAPIYORUZ
- Dönem itibarıyla öyle gerekiyor olabilir ama neredeyse her hafta bir albüm çıkartıyorsunuz... Türkiye'de hala albüm satılıyor mu ki, bu kadar sık albüm çıkarıyorsunuz?
D. E: Evet, hala Türkiye'de albüm satılıyor, kaliteli yaptığın sürece sıkıntı yok. Ben şu an satışlarımdan çok memnunum. Özellikle dijital alandaki satışlarımdan daha da memnunum. Biz müziğe yatırım yapıyoruz ve hiçbir zaman zararda olmadık.

- Sistem oturdu mu peki Türkiye'de? Dijital platformda, sanatçı hakları anlamında?
C. E: 2006'daki krizden sonra çok satan yapımcılar- az yapan yapımcılar demedik, hepimiz bir örgütün içerisine girdik. MÜYAP çatısı altında yapımcılar birbirine sıkı sıkıya sarıldı. Şu an biz Avrupa Müzik olarak sadece kendi ürünlerimizi değil dijital alanda tüm ürünleri pazarlayarak bir nevi dijital dağıtımcılığı üstlendik. Bunu yaparken, örnek veriyorum Ebru Yaşar, şarkısının bizim tarafımızdan pazarlanması sonucu sadece yorumcu hakkı olarak ciddi bir para kazandı. Yani ben yapımcı olarak kendi haklarımı koruyup paylaşırken aynı zamanda eser sahibine de para kazandırıyorum.
D. E: Şu anda kazanılan her 100 liranın 50'si yapımcılara, diğer 50'si de besteci ve yorumculara gidiyor. Eskiden çok sanatçı varken sistem henüz oturmamıştı ve çoğu zarar gördü ne yazık ki. Şimdi ise üretim yapan sanatçı az olduğu için bugünkü sistemin avantajlarından yararlanan da az. Keşke eski şirketler bugün piyasada var olsalar da eski günlerdeki gibi savaşsak onlarla beraber.

- Rekabeti özlediniz?
D. E: Evet, rekabeti çok özledik.
300 bİn sattIm dİyen çIksIn karŞIma İspatlasIn

- Ne tür müzik satıyor şu an Türkiye'de?
D. E: 'Popüler müzik' dediğimiz müzik satıyor. Yalın çok satıyor, Serdar Ortaç, Bengü, aynı şekilde bir sürü sanatçı var. Bunların hepsi çok beğeniliyor ama kısa sürüyor.

- Kısa sürüyor derken?
D. E: On yıl sürmüyor, 5 - 6 aylık bir zamandır bu. Türkiye'de en çok satan bu tarz müzik.

- 'En çok satan' demenin rakamsal karşılığı nedir bugün?
D. E: 50 bin satmak demek 'iyi satıyor' demek. 100 bin demek 'çok iyi' demek. 200 bin imkansız zaten (gülüyor). 200 bin - 300 bin diye sallayıp ödül alıyorlar ama ben iddia ediyorum; son iki yılda 300 bin satan kimse yok, varsa çıksın karşıma ispatlasın. Ben ödül törenlerine gidiyorum, arkadaşların heveslerini kırmayalım ama bunlar gerçek satışlar değil, en son 300 bin satan Serdar Ortaç, başka kimseyi tanımıyorum.

- Hangi albümle, kaç sene önce?
D. E: İki sene önce çıkardığı albüm. Doğru rakam odur, ondan sonraki satışların 300 bin olduğuna inanmıyorum ben.
Türkİye'yİ yenİ teknolojİlerle tanIŞtIracaĞIz

- Şansını denemek isteyen girişimcilere ne önerirsiniz? Şu an Türkiye'de müzik endüstrisinde ilerlemek kolay mı?
C. E: Müzik yapımcılığı artık çok zor. Ben bu saatten sonra yeni yapımcıların hızlı süreçler içerisine girebileceğini zannetmiyorum. Yalnız kalmak istemem tabii, yalnız kalayım bütün sanatçılar benim olsun, bu insanı öldürür. Bu ego gerçekten insanı öldürür. Yalnız kalan starlar bile uzun yaşamazlar. Ben hep rakiplerim olsun isterim, hep beraber çalışalım, hep beraber üretelim...

- Yakın vadede hedefte neler var?
C. E: Ağustos itibarıyla anlaştığımız operatör ile çok büyük yenilikler ile tanıştıracağız Türkiye'yi. Mesela sanatçıları dinleyicileriyle görüntülü buluşturacağız. Cep telefonundan yapacağız bunu. Çok fazla detay vermek istemiyorum ama örnek; Yalın bir eser ürettiği zaman o ürettiği şarkıyı veya çektiği klibi daha stüdyodayken hayranlarına ulaştıracağız. Ve sponsorların vasıtasıyla çok cüzi miktarda para alarak yapacağız bunu, damlaya damlaya göl olacak.

Sanatçıyla bire bir ilgilenmek çok önemli
- Bir zamanlar Prestij Müzik efsanesi vardı. İyi bilirsiniz ki çok hızlı büyüdüler, fırtına gibi estiler ve arkasından çok görkemli bir batış geldi. Sonrası davalar, tazminatlar, küslükler vs... Sizin de böyle bir endişeye kapıldığınız oluyor mu?
D. E: Hayır. Prestij Müzik'in batış zamanında görüşüyordum onlarla, arkadaşlarımdı hepsi. Ben müziğin kurumsal bir şirket olarak devam ettirileceğine inanmıyorum. Müzik demek; butik çalışmak, az sanatçıyla çalışmak, her sanatçıyla tek tek ilgilenmek demek. Bunun için de bir şirket senede en fazla 10 - 12 albüm çıkarabilir. Daha fazla çıkaramaz. Çıkarırsa başarısız olur. Ben öyle inanıyorum; en fazla 12 albüm çıkarıyorum ben yılda. O yüzden de hiçbir zaman batan şirketler durumu olmayacak, öyle inanıyorum.

- Sanatçılar, egoları yüksek insanlar ve birbirleri ile iletişim kurmayı fazla istemeyen insanlar aynı zamanda. Kıskançlıklar veya size yansıyan gerilimler oluyor mu?
D. E: Çok samimi söyleyeyim ben şuna inanıyorum; Avrupa Müzik ailesi diyemezsiniz... Çünkü her sanatçının kendi konumu vardır. Ve bu şirkette sanatçılar fazla yan yana gelmezler, öyle ortamlar olmuyor zaten. Müzik yapıyorsun ve herkes bir star... O starları bir araya getirmek hoş bir şey değil. Ama şirket dışında bir araya geldiklerinde hoşuma gidiyor. Bazen görüşüyorlar, tanışıyorlar o güzel oluyor.

- Çok acil durumlar ya da sarkan, çakışan toplantılar olmaz mı hiç?
D. E: Her sanatçımla ayrı ayrı ve uzun uzun görüşüyorum, öncesinde ve sonrasında başka görüşme yapmıyorum. O gün o sanatçı ile görüşüyorsam bütün günümü sadece ona ayırıyorum. İki sanatçı ile yan yana göremezsiniz beni.

- Kurnaz bir yaklaşım... Teker teker gelin diyorsunuz? (Gülüyoruz...)
D. E: İkisi yan yanayken ne yapabilirsiniz ki? Hiçbir şey!

Eskilerle yeniler arasındaki fark
- Eski müzik şirketlerinden farkınız ne?
D. E: Yapımcılık daha çağdaş hale geldi artık. Ben kendimi 'prodüktör' olarak görüyorum. Prodüktör; bir sanatçıyı bulur, onunla anlaşır, onun şarkılarını bulur, stüdyoda doğru aranjör ve doğru kişilerle çalışır, sonra da doğru zamanda albümünü çıkartır. Bunu yapan firma sayısı şu anda çok az.

- Eski yapımcılar nasıl çalışıyordu?
D. E: Eskiden sanatçı gidip albümünü yapıyor, bitiriyor, getiriyordu. Müzik şirketi de o albümü basıp piyasaya çıkarıyordu. Ne sattıysa da kar diyordu. O zaman satışlar iyi olduğu için pek göze batmıyordu, çok önemli değildi. Ama artık piyasa daha zor ve hata yapmaman lazım. Eski sistemi devam ettiren şirketlerin hiçbirisi kalmadı. Artık bu yeni 'prodüktör' mantığıyla giden şirketler ayakta kalıyor.
C. E: Camiada hala üreten, bizimle beraber olan yapımcı arkadaşlarımız, saygı duyduğumuz duayenlerimiz var tabii.

Başarımızın sırrı radyoculuk
- Avrupa Müzik'ten önce neler yaptınız?
C. E: 1994 yılında medya ile başladık bu işe. MMC TV diye bir müzik kanalımız vardı, radyolarımız vardı. Türkiye'de en çok radyosu olan gruplardan biri bizdik. Yapımcılığa geçince radyo sayısını azalttık ama hala Radyo Mega diye bir radyomuz var. Yıllardan beri bizimdir ama bizim demeyiz, ilk defa burada söylüyorum. Çünkü orası özgür olması gereken bir medya. Hiçbir zaman radyoda ne çalıyorlar diye bakmam, gelen konuğu görmem.

- Torpil geçiyor mu çocuklar hani patronun sanatçısı filan gibi?
C. E: Bana değil ama sanatçılara geçiyorlardır. Sanatçılarla iç içe oldukları için yapıyorlardır yoksa özel bir talimat yok 'şunu yapın, bunu çalın' diye. O sanatçılar da onları kırmıyor, mesela Teoman Radyo Mega'da DJ'lik yaptı, Göksel, Hande Yener, Ebru Yaşar hiç çekinmeden o radyoda gelip program yaptılar hala da yapıyorlar.

- Radyoculuğun yapımcılık hayatınıza katkısı ne oldu?
C. E: Başarımızın sırrı bu diyebilirim, biliyor musun... Halk ne istiyor biliyoruz çünkü.

Hiç hata yapmadık
- Geçenlerde Hürriyet'te, Türkiye'nin 50 Power Broker'ı arasında gösterildiniz. Yani Türkiye'ye yön veren isimler arasında müzik sektörünün temsilcisi olarak sizler gösterildiniz. Ne hissettiniz?
D. E: Yaptığımız işe değer veren kişilerin olması çok hoşumuza gitti. Doğru kararlar vermişler, çok iyi bir yazı yazmışlar. Çok çabalıyoruz, müziğin hak ettiği yeri bulmadığı bir ülkede bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Böyle bir yerde ödüllerin verilmesi, hatırlanmak çok güzel bir şey gerçekten.

- Müzik sektörü gibi zor ve kaygan bir alanda olmasaydınız yine birlikte iş yapar mıydınız?
C. E: Deniz ile biz birbirimizi tamamlarız. Ben şirketin genel müdürüysem o da genel koordinatörü. Kardeş olmamız her şeyden önce avantajımız. Hiç kavga etmedik diyebiliriz, hiç tartışmadık, tartışacak bir şey bırakmayız zaten. Kardeşimin bana hayır diyebileceği şeyleri ona yaptırmaya çalışmam, o da bana yaptırmaya çalışmaz.

- Hayat boyu böyle miydi iletişiminiz?
C. E: Çok küçükken, küçüktü zaten her şeyimi dinliyordu, yapıyordu (gülüyorlar). Dört yaş var aramızda ama büyüyünce iki akıl karar verdik her şeye. Hiç hata yapmadık diyebilirim biliyor musun, ticari hayatımızda.
D. E: Birlikte büyüdük, birlikte devam ediyoruz ve hiç kimse ayıramaz. Maddiyat bizim için çok önemli değil, bir milyarı bile paylaşırız hiç böbürlenmeyiz.

Sponsor enayi mi?
- Sanatçıların ortak derdi; albüm yapamıyoruz, klip çekemiyoruz, sponsor yok... Eskiye göre daha mı zor bu işler?
D. E: Sanatçıların çoğunda şöyle bir şey var ki Allah'tan benim sanatçılarımda yok, önce sponsoru bulayım sonra tanıtımı yapayım. Öyle şey olmaz. Hiçbir sponsor görmediği şeye para vermez. Sen önce bir şey üretirsin herkes onu çok sever, sonra birisi der ki, 'Bu markayı senin markan yapayım, beraber yürüyelim ister misin?' Sponsor dediğin yatırımcıdır, sen de ona göre fiyat verirsin ve daha çok kazanırsın ama bunlar öyle yapmıyorlar. Ortada hiçbir şey yok birisi gelsin beni bulsun. Sponsor enayi mi? Buluyorlar inşaat şirketi, emlakçı vs... Onlara sponsor demiyoruz, sponsor dediğin ciddi markalardır.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: