KAYBETTİĞİM ÇOCUĞUM FACEBOOK'TA

Şehir Tiyatroları oyuncusuyken eğitimine Amerika’da devam etmek isteyen Dolunay Soysert, idealleri için burada çocuk bakıcılığından garsonluğa kadar pek çok iş yapmış. ABD’de baktığı çocuğu ise yıllar sonra Facebook adlı internet sitesinde bulmuş.

Magazin

KAYBETTİĞİM ÇOCUĞUM FACEBOOK'TA Amerika, rüyalarınızı gerçekleştirmiş miydi?

Hayatta ne yapacağıma karar verdiğim yıllardı. Tamamıyla pembe düşlerle Amerika'ya gidip, "Hayır ya bu bir düşmüş, artık uyanma vakti geldi" dediğim, o masalı bitirdiğim ve hedeflerimi belirlediğim 4.5 yıldı.

Sizi orada neler zorladı?

Amerika'da burada alışık olmadığım bir yaşam sistemine girdim. Türkiye'de, bir- iki film yapmış, dizilerde oynamış, 4 senesini Şehir Tiyatroları'nda geçirmiş profesyonel bir oyuncuydum. Alkışın ne olduğunu bilerek gittim Amerika'ya... Kariyerimin çok başındaydım ama tanınıyordum. Amerika'da hayat çok acımasız, faturalar ay sonunda kapınıza geliyor ve işin altından kalkmalısınız. Ailemden destek alamazdım. İlk önce Nebraska'ya gittim ve çocuk bakıcılığı yaptım.

KIZIMIN ADI MONIK

"Oyunculuğumu destekleyeceğim" diyerek gittiğiniz ülkede bir çocuğunuz mu oldu yani!

O benim kızım gibi; Monik adı... Şimdi kocaman oldu, 6 yaşında... Benim elime verdiklerinde 4 aylıktı, 11 aya kadar ben baktım Monik'e... Amerika'da 2 sene ilişkimizi koruduk o aileyle... Sonra onlar başka bir şehre geçtiler. Ve çocuk yapmaya devam ettiler. Monik ilk bebekleriydi. Şu anda 6 çocukları var. 2 yaşına kadar takip ettim Monik'i. Sonra dedim ya ortadan kayboldular. Facebook'ta geçenlerde beni bulmuşlar. Bu sitenin bana kazandırdığı en güzel şey Monik oldu yani. Kaybetmiş olduğum çocuğumu Facebook'ta buldum. Şu anda sürekli yazışıyoruz.

Çocuk bakıcılığından sonra ne yaptınız, geçiminizi nasıl sağladınız?

New York Üniversitesi'nin sınavlarını kazandım. Ama param yoktu. 36' ıncı Cadde'de bir butikte çalışıp, masraflarımı çıkartmaya başladım. Sonra her oyuncu adayı gibi garsonluğa başladım. Amerika ya da Avrupa'da yaptığınız işlerden dolayı aşağılanmazsınız. Türkiye'de öyle değil. Türkiye'de müthiş bir etiketleme kompleksi var. İmaj delisi olmuşuz.

TiYATRO ASKINA YENiK DÜSTÜ

Adana doğumlu; Çerkez kökenli Dolunay Soysert... Çerkezler'in kanında akan aileye saygı ve itaat ayrıcalığı, liseden sonra, onda oyunculuk aşkına yenik düşüyor. Babası kızını, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü'nde okuyor sanırken o, içindeki alevi konservatuarda söndürmeye çalışıyor. Gerçeği, bir sene sonra okul temsilinde açıklıyor, tam desteği alıyor. Ardından okulu bitiriyor, Şehir Tiyatroları'na giriyor. Dört yıl, Şehir Tiyatrosu'nda çalışıyor. Ve asıl macera ondan sonra başlıyor. Ver elini Amerika... Buraya kadar her şey bilindik, asıl sonrasında yaşadıkları çok enteresan... İşte Dolunay Soysert ve samimi itirafları...

'SULTAN MAKAMI'YLA iSTANBUL'A DEMiR ATTIM

'Kariyerime devam etmek için Los Angeles'a gitmem gerekiyordu. Ancak önce demo çekimi için para kazanmak amacıyla Türkiye'ye döndüm. Geliş o geliş. Çünkü 'Sultan Makamı' dizisinden teklif alıp, İstanbul'a demir attım.

Bu macera ne öğretti size?

Amerika bana çok şey kazandırdı, daha toleranslı oldum insanlara karşı... Belki uçlarda, çok dik kafalı bir çocuk değildim ama yine de kendimi insanların yerine daha çok koymaya başladım. O, kendime çok kızdığım bireyciliğim yok oldu. Öfkelenmeden önce meseleleri tartıp ona göre tepki vermeye başladım.

BURADA MUTLUYUM

Burada olmaktan mutlu musunuz?

Geri döndüm. Mutlu muyum buraya geldiğim için? Evet, hem de çok. Bugün diyorum ki, iyi ki bu kararı almışım. Çünkü gerçekten kendi toprağımda yapacağım çok iş var. İşimi, sanatımı bir Türk olarak göstermek istiyorum. Onlardan biri olup yok olmak istemiyorum. Herkes kendi toprağının adamını tutar, bu bir gerçektir.

Kadınca kavgaları nasıl minimalize ediyorsunuz?

Amerika'da öğrendiğim bir şey vardı, kadınlarla zıtlaşırsanız kafa kafaya gelirsiniz, ama sevecen olursanız tırnaklarını içeri çekeceklerdir bir süre sonra...

Zor kadınlarla çalıştım. Bende birinci bölümlerde o tırnakları gördüm ama sonra hiç biri kalmadı. Karşınızdakini bir başrol oyuncusu olarak değil de, bir insan olarak görüp yaklaşırsanız, hiçbir problem kalmıyor. "Sen benim oyuncu rakibimsin, seninle mücadele edeceğim" diye bakarsanız gerçekten savaşıyorsunuz.

Fakat ben savaşmıyorum. Sakin olup, "Seni sen olduğun için, beni ben olduğum için seviyorlar" dediğimde her şey siliniyor. Bazen sağır olmak gerekiyor. Her gün "Aaaa bak çiçekler böcekler ne güzel!" demiyorsunuz ama duymuyorsunuz; bu inanın en güzeli...

OYUNCULAR KANSERE DOĞRU HIZLA KOSUYOR

Sultan Makamı', 'Omuz Omuza', 'Bir İstanbul Masalı', 'Bebeğim', 'Benim Annem Bir Melek' içinde var olduğunuz dizilerdi. Setlerde geçen onca seneyi, aylara, haftalara, saatlere bölseniz size daha çok neleri hatırlatırlar?

Biz oyuncular setlerimizde huzursuz olduğumuz zaman bitiyoruz. Çünkü bütün hayatımız orada geçiyor. Hepimiz yani bütün oyuncular, kansere doğru hızla koşan insanlar olduk. Setler çok yorucu, sabahlara kadar çalışıyorsunuz. Anneniz ya da babanızla muhatap olmadığınız kadar o insanlarla muhatapsınız. Hiçbiriyle ortak bir geçmişiniz yok. Her projede yeni bir yolculuğa başlıyorsunuz. Ve tanımadığınız bir insanı, uyurken, ayaklarını üstünüze koymuşken veya çok karnı acıktığı için asabiyken görmüş oluyorsunuz.

Setteki 50 kişi evet, biz bundan böyle "Evlendik" diyorsunuz ve yolculuğa çıkıyorsunuz. Ve huzursuz olduğunuzda dağılıyorsunuz. Ya hasta oluyorsunuz ya da bedeninizde bir şeyler çıkıyor. Çok stresten çok yorgunluktan, beslenme düzensizliğinden, uykusuzluktan evet, biz oyuncular kansere koşar olduk. Yaptığımız iş hiç kolay değil!

Kabul edilen bir gerçek bu, oyunculuk, egosu şişik insanların yaptığı bir iş... Kendini beğenmişlik bu meslekte daha yırtıcı ve gürültülü bir şekilde ön plana çıkıyor ve diğer meslektaşlarının canını çokça yakabiliyor değil mi?

Şüphesiz bunlar oluyor, hayatın her alanında olduğu gibi... Vitrin kendinizsiniz. "Yaşlanıyorsunuz, yağlanıyorsunuz. Üstelik artık iş çıkmaz sizden" diyorlar. Yüzünüze karşı söylüyorlar bunu. Ve bu sizi müthiş bir yıkıma uğratıyor. Dolayısıyla vitrininiz bedeniniz olunca oyuncunun megolomanlığı da zengin oluyor.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: