MERT FIRAT: ERKEK OLMAK PROBLEMLİ ŞEY!

Türk sinemasının yıldızı giderek parlayan isimlerinden Mert Fırat, Tempo dergisinin hazırladığı özel bir prodüksiyon için objektif karşısına geçti.

Magazin

MERT FIRAT: ERKEK OLMAK PROBLEMLİ ŞEY! Başarılı oyuncu, fotoğraf çekiminin ardından gerçekleştirilen röportajda ise solculuktan aşka, ensestten erkek olmaya kadar pek çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.


Sizi en çabuk harekete geçiren duygu ne?

- Haksızlık.

Aileden mi geliyor, yoksa kendiniz mi öğrendiniz “sol”da durmayı?

- Ailem apolitikti. Annemin restoranı vardı, babam da TRT Ankara'da ses sanatçısıydı. şimdi ikisi de bıraktı. Küçüklüğümden beri haksızlığa tahammül edemezdim. Bu duyguyla ne yapmam gerektiğini kendi kendime öğrendim. “Kırmızı Koltuk”la, “32. Gün”le, Gırgır'la, Fırt'la büyüttüm kendimi. Turgut Özal'ın tonton bir amca olmadığını onlardan öğrendim. Hicvedebilmenin önemini anladım.

Kaç yaşında?

- Orta sona doğru sağın, solun ne demek olduğunu anladım. Lisede kavgalar çıkmaya başlamıştı bile. Evrensel okuyordum, bir de Siyah Beyaz diye bir gazeteyi takip ediyordum. Oradan halkevini öğrendim. Halkevli oldum.

Ne yapıyordunuz orada?

- İnsanların düşündüğü gibi değildi. Konuşuyor, tartışıyor ve müzik yapıyorduk.

Ne öğrendiniz?

- İronik ama, ayrımların çok önemli olmadığını öğrendik. Sağcı, solcu, orta yolcu, liberal ol, fark etmez. Haksızlık karşısında nasıl duruyorsun? şiddete nasıl karşılık veriyorsun? Ötekileştirmeye karşı önce kendini dizginleyebiliyor musun? Bunlar yurttaş olmaktan önce geliyor, çünkü bunlar insan olabilmekle alakalı. Haksızlık hep vardır ve hep mücadele gerektirir. Tam da bu noktadan çıktı “Başka Dilde Aşk”...

EN SON ÜÇ YIL ÖNCE AşIK OLDUM

Siz en son ne zaman aşık oldunuz?

- (Uzun süre düşünüyor) Hiç âşık olmamış olabilir miyim acaba? Çok olmuş... Sanırım üç sene önce. Artık daha da zor, çünkü çok çalışıyorum. Oyunculuk benim için iş değil; saygı duyduğum büyük bir eğlence.

Daha fazla zaman olsa, daha mı fazla iş yapmak isterdiniz?

- Aslında artık biraz durmak, İspanyolca öğrenmek, kilo vermek, spor yapmak ve Amerika'ya gitmek istiyorum. Oynayacağım yeni rolün de bana meydan okuması lazım.

Yeni filminiz “Atlıkarınca”, Altın Portakal'da en iyi senaryoyu aldı. O nasıl bir film?

- Aile içi cinsel istismar üzerine, politik bir film. Ensest, evrensel bir konu ve büyük bir trajedi. Başını da Fransa çekiyor; ensest vakasının en çok yaşandığı yer orası. Temel meselesi ensest olan bir film Türkiye'de yoktu. Oysa bunu konuşmak çok önemli; özellikle de burada olduğu gib, cezalar failin yanındaysa ve sistem çocuğun ruhsal bütünlüğünü değil, ailenin bütünlüğünü sağlamaya çalışıyorsa. “Biz Müslüman ülkeyiz. Bizde öyle şeyler olmaz” dediğin zaman, sorun giderek büyür. Tabular, toprak zeminin üzerine atılan zifte benzer; bir süre yol gibi görünür, sonra çöker, sonuç çamurdur.

Doğru işlenmesi zor bir konu muydu?

- Çok zordu. ılksen'le (Başarır) bir hata yapmamak için çok dikkatli davrandık. Filmde oynayan kız çocuğu (Zeynep Oral) arzu nesnesi olarak kullanılmıyor. Genelde ensestle ilgili projelerde bir noktada seyirciye, “Ya aslında güzel kız” dedirtilir. Biz böyle olmadan da meselenin anlatılabileceğine inandık. Cinsel istismar sahneleri yok.

Fatmagül için de durum aynı değil mi? şişme bebeği bile çıktı.

- İstenilse başka türlü çekilebilirdi. Biz anlamayacak mıydık? Tecavüze uğrayan kadını arzu nesnesi olarak gösterirsen, sonucu bu olur. Bir şeyi eleştireyim derken, eleştirdiğinin kendisi olmamak lazım, bu ince bir çizgi.

BEN KADINLARLA ARKADAŞLIK YAPARIM

İnanıyorum. Erkek olmak, kadın olmaktan zor olabiliyor mu bazen?

- Erkek olmak baştan problemli bir şey. Sürekli içgüdülerinle ve hormonlarınla mücadele ediyorsun. Ama tabuların sert olduğu her yerde, kadın olmak daha zor. Bazı erkekler, erkek arkadaş sever; ben kadın severim. Onları çabuk anlarım. Kadınlara gerçek bir hayranlık duyuyorum. Mucize gibi bir şey.

Neden?

- Çünkü kadın seçer ve yaratır. şimdiye kadar kaç tane erkek arkadaşın olduysa, ancak birinin çocuğunun babası olmasını istemişsindir. Belki zekâsına, belki vücuduna bakarsın, ama sonunda birine dersin ki “Tamam işte, bu adamdan çocuk yapacağım”... Sonrası mucize. Dokuz ay karnında taşıyor, altı ay emziriyor ve yarattığı canlı ayaklarının üzerinde doğrulunca, dünyaya bırakıyor. Erkeklerin gökdelenler, kuleler, uçaklar yapması bunun yanında ne ki? Erkekler, hep daha fazlasını, daha büyüğünü, daha yükseğini yapmaya çalışıyor. Erki ve fallusu bir türlü yetmiyor, çünkü doğuramıyor.

30 YIL SONRA DA EVDE YALNIZ OLACAĞIM


30 yıl sonraki hayatınıza bir göz atalım

- Oyun Atölyesi'nin dördüncü şubesi açılmış; ben de orada sahnedeyim. ılksen Başarır'la 12'nci filmimizin hazırlıklarını yapıyoruz. Evde ise... Yalnızım.

“Çok şişman ya da engelli bir kadınla da beraber olabilirim” demişsiniz. Doğru mu?

- Doğru. Aşkın sağı solu belli olmaz. Zaten çok şişman bir kız arkadaşım da oldu. ınanmıyor musun?
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: