'MÜZİĞİ ÖZGÜR KILMAK İSTİYORUM'

Şevval Sam, 'Önceliğim müzikten yana' dedi ve ekledi: Derdim; müziğin daha özgür olabilme ihtimali üzerine... Bağımsızlığım hayatımda o kadar baskın ki, inanmadığım bir işi yapmam, sevmediğim bir şarkıyı söylemem neredeyse imkansız!..

Magazin

'MÜZİĞİ ÖZGÜR KILMAK İSTİYORUM' Karadeniz türkülerinden oluşan ikinci solo albümü 'Karadeniz'i çıkaran Şevval Sam, ticari kaygılar yüzünden birçok insanın sevmediği işleri yaptığını belirterek, 'Müzik hayatımda oyunculuktan ağır basıyor' dedi. Annesi Leman Sam'la mukayese edilmekten şikayetçi olan sanatçı, 'Annemin çıtası çok yüksek. Onunla yarışsanız bile geçemezsiniz. Ben ona layık olmayı seçtim' şeklinde konuştu. Şevval Sam, hem yeni albümü, hem müziğe yaklaşımıyla ilgili bilinmeyenleri anlattı.

* Hayranlarınızın uzun zamandan beri beklediği 'Karadeniz' albümüne nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Herkesten beğeni ve tebrik alıyorum. Açıkçası bunu bekliyordum, çünkü Karadeniz albümü 'Gülbeyaz' dizisinden beri bekleniyordu. Hatta ilk albümüm 'Sek' piyasaya çıktığında kısa süreli bir hayal kırıklığı yaşandı. Ama o da bir süre sonra çok sevildi ve birçok kişinin arşivine girdi.

TARZIN BİR ÖNEMİ YOK

* Önce alaturka tarzında, sonra dünya müziği ve şimdi de Karadeniz türküleriyle karşımıza çıktınız. Bundan sonraki albümünüzde de farklı bir tarz deneyecek misiniz?

Benim için tarzın bir önemi yok. Müziğin bendeki karşılığı; hayatın farklı yönleri, farklı renkleri gibi. Söylediğim her cümlenin bir anlamı olması gerektiği gibi, her şarkının da bir karşılığı olmalı. Hep aynı konuda konuşamaz insan; fikri, bilgisi, tecrübesi, heyecanı olduğu kadar da söyleyecekleri vardır. Benim de söyleyecek daha çok şarkım var. Ne tarz olduğu önemli değil. Ne anlattığı, nasıl anlattığı önemli.

* Albümleriniz için promosyon çalışmalarına girmiyorsunuz. İşlerinizde ticari kaygı yaşamıyor musunuz?

Aslında bu ticari kaygım yok anlamına gelmiyor. Türkiye'de maalesef sistem sizi bir şeylere mecbur ediyor. Bağımlı yaşamak zorundasınız çünkü sizi koruyan bir sistem mevcut değil. Dolayısıyla her türlü ticari kaygıyı yaşıyorsunuz. Benim derdim; müziğin daha özgür olabilme ihtimali üzerine... Ticari kaygı, insanı inanmadığı işler yapmak zorunda bırakır. Bağımsızlığım hayatımda o kadar baskın ki inanmadığım bir işi yapmam, sevmediğim bir şarkıyı söylemem neredeyse imkansız. Arkasında durabildiğim tek şey şarkılarımı severek söylemem. Galiba insanlara ulaşan da bu. İçtenlikle yapılmış her şey mutlaka karşılık bulur.

* Yıllar önce bir reklam filminde yer aldıktan sonra 'Süper Baba' dizisinden teklif almıştınız. Peki o dönemler oyuncu olmayı istiyor muydunuz?

Bazen kadere mani olamıyorsunuz. O zamanlar ben bir grafik öğrencisiydim ve o işi yapacağımı düşünüyordum. 'Süper Baba', çok eğlenceli bir dönemdi. Sonrası ise benim psikolojiye olan ilgim üzerinden devam etti. Oynadığım her karakter bir bakıma benim için terapiydi.

MÜZİĞİ TERCİH EDERİM

* Oyunculuğunuzla şarkıcılığınızı kıyaslayanlar oluyor mu?

Kıyaslayan olmadı ama hep 'Hangisi daha ağır basıyor?' diye soruldu.

* Peki hangisi daha ağır basıyor?

Projeye göre değişebilir çünkü oyunculuğun bende farklı bir karşılığı var. Özellikle komedi olursa oyunculukta çok eğleniyorum. Ama eğer kıyaslamak gerekirse galiba önceliği müziğe veririm. Şarkı söylemek çok başka çok daha bireysel bir şey. Oyunculukta iyi bir senaryo, yönetmen, kast ve mekana ihtiyacınız var. Oysa bir dost meclisinde enstrüman bile olmadan iki şarkı söyleseniz, sesiniz güzelse herkesi mest edersiniz. Birini mest etmenin keyfi de hiçbir şeyde yok gerçekten. Oyunculuk adına ise sinema için diyemeyeceğim ama televizyon dizileri hiçbir şey vaat etmiyor. Apar topar yapılan işlerden, kafalarına göre yapılan stratejilerle, zaman sorunu yüzünden, keyfi çıkarılamayarak, yorgun argın, sabaha kadar çalışılan ve birkaç bölüm sonra kaldırılan işlerden ne beklersiniz ki? Sanat mı?

* Grafik tasarımı bölümü mezunu olarak, müzik ya da oyunculuk çalışmalarınız için bu eğitiminizi kullanıyor musunuz?

Grafik tasarımda ilk bakışta oyunculuk ve müziğe dair hiçbir şey olmamasına rağmen, üniversitede okuduklarım ister istemez bana estetik bir disiplin kazandırdı. Neticede içinde bulunduğum ortam ve meslekten çok da farklı bir şey okumadım. Mesela bankacılık ya da bilgisayar programı okusaydım farklı olurdu ama sanatın diğer dallarına da bulaşma hali daha bana dair bir şeydi...
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: