ÖNCE GBT'SİNİ SORACAĞIM!

Hapisten çıktıktan sonra sıkıntılı günlerini atlatmaya çalışan Tuğba Özay, 'Bazı şeyler bir anda oluşabiliyor. Doğru veya yanlış. Ama bundan sonra aşık olacağım insana GBT'sini soracağım' dedi.

Magazin

ÖNCE GBT'SİNİ SORACAĞIM! Yeni bir televizyon programı, bir sinema filmi ve yaşamından kesitleri anlatacağı bir kitapla Tuğba Özay, cezaevi günlerinin acısını çıkarmaya hazırlanıyor. Tempo dergisine konuşan Özay, eski ilişkilerinden yeni projelerine ve politik görüşüne kadar her şeyi içtenlikle anlattı.

Başınızdan geçen bunca olaydan sonra, sabah kalkıp aynaya baktığınızda nasıl bir yüz görüyorsunuz? Bıkkın, umutsuz bir kadın mı, yoksa umut dolu bir yüz mü?

- Eskisi kadar aynaya bakmıyorum galiba. Ama baktığımda, pek çok başarıya imza atmış, acılarla yoğrulmuş, dimdik bir kadın görüyorum.

Cezaevinde kaldığınız altı ay süresince 2 milyon YTL zararınız olduğunu açıklamışsınız.

- Bu, benim açıklamam değil. Ama tabii ki çok ciddi bir zararım oldu. Benim alanım sadece podyum değil. Televizyon programları, diziler, ismimi markalaştırmak adına gireceğim bazı sektörler vardı. Söylendiği kadar değil ama bu erteleme ciddi bir zarar verdi.

Mahkumların yarışacağı bir televizyon programı projeniz varmış. Gerçekleşiyor mu?

- Çıktığımdan beri yapım şirketi ile flört halindeyiz.

Bir de hayatınızı anlatacağınız kitap projeniz varmış.

- Evet. Doğan Yayıncılık ile anlaştık. Mayıs ayında çıkarmayı planlıyoruz. Hayatımdan kesitler, cezaevinde tuttuğum notlar, oradaki insanların acıları var. Herkes o kitapta kendinden bir şeyler bulacak.

Kitap yazmak bu kadar kolay mı?

- Ben eğitimci bir ailenin kızıyım. Annem, babam yazar. Edebiyat mezunuyum. Kalemim çok güçlü. Kitabı okuyunca, bu soruyu sorduğunuza pişman olacaksınız.

İnşallah... Bir de mayıs ayında başlayacağınız tarihi bir film varmış.

- Evet. Ama bunun benim içeri girmemle hiçbir ilgisi yok. Çok önceden yapılmış bir anlaşmaydı. Yönetmenimiz Atilla Akarsu... Yakın geçmişte yaşanan karanlık olaylara ışık tutacak bir film.

CHP'ye üyeliğiniz var. Siyasi görüşünüz bu partiyle uyuşuyor mu?

- Benim beynimden geçenlerle CHP'nin benimsemiş olduğu düşünceler tamamen örtüşüyor. Ama insanlar üzerinde, yüreğimden geçenler ile bu düşünceler örtüşmüyormuş izlenimi yaratıldı.

Vallahi tam olarak anlamadım.

- Ben Atatürkçü bir insanım. Laik, çağdaş, bu vatanın bölünmezliğini savunan, Kürt, Laz, Alevi, Sünni hepimizin kardeşçe yaşaması gerektiğine inanan birisiyim, ama...

Aması ne?

- Kısaca, basına yansıtılmaya çalışılan Tuğba Özay portresiyle, yüreğimdeki Tuğba Özay örtüşmüyor.

KENDİ İLİŞKİLERİNE BAKSINLAR

Yaşamınızdaki isimler konusuna pek fazla girmemi istemediniz. Ama bundan önce de böyle olaylı bir ilişkiniz yansıdı basına. Yine sorgulandınız. Hep böyle 'belalı ilişkiler' sizi mi buluyor?

- Nesi belalı? Biriyle birlikte olmuşum, yaşanmış bitmiş. Aradan kaç yıl geçmiş. Bir kadın olarak yaşanabilecek en acı şeyleri yaşadığımı düşünüyorum. Sevdim, severken acı çektim, ayrılırken acı çektim, ayrılmayı beceremedim acı çektim.

Siz, her iki ilişkiyi de kapsayarak söylüyorsunuz bunları değil mi?

- Evet... Ben son derece düzgün yaşayan bir insanım. Önce herkes kendi ilişkilerine bir göz atsın, sonra konuşsun. Bu, hepimizin başına gelebilecek bir aşk hikayesinin kötü sonuçları. Bir ilişkiye başlarken nasıl sonuçlanacağını bilemezsiniz. Bu kadar abartılacak bir şey değil.

Ama cezaevine girdiniz. Bu da mı abartılacak bir şey değil?

- Onun altında bambaşka şeyler var. Zamanı gelince açıklarım.

KORKUTUCU GÜÇ GÜÇ DEĞİL

Birlikte olacağınız erkekte ne ararsınız? Güç mü? Para mı?

- Hayır. Doğruluk, dürüstlük, yiğitlik...

Cezaevinde yabancılar koğuşunda kaldınız. 'Koğuş sorumlusu olarak ülkemi en iyi şekilde temsil ettim' demişsiniz. Ülkeyi temsil etmenin başka yolları yok mu?

- Bu bir espriydi. Dünyanın birçok ülkesinden arkadaş vardı. Tek Türk bendim. Bir gün savcı bey koğuşa geldi. O lafı orada söyledim. Hayata o kadar da katı bakmamak lazım.

Cezaevine girdiğiniz zaman, insanların hakkınızda olumsuz düşüneceğinden endişe duydunuz mu?

- Evet, duydum. Hem de çok...

Avluda, üç adımlık bir hücrede masa bulmuşsunuz kendinize. Duvara Atatürk'ten alınmış bazı sözler yazmışsınız, bir de Türk bayrağı asmışsınız. Sonra da hapishanede iki çocuğa anne olmak istediğinizi söylemişsiniz. Annelik ve Türklük kavramlarını kullanarak toplumun vicdanında aklanmak mı istiyordunuz?

- Asla... Kime neyin hesabını vereceğim? Yanımda olan olur, olmayan da zaten hiç olmamıştır. Ben neysem oyum.

Gerçekten cezaevindeki o iki çocuğu evlat edinecek misiniz?

- Hayır. Ben zaten böyle bir şey söylemedim. Koğuşta iki bebek vardı. Anneleri tahliye olana kadar onları yanıma almayı istedim. Ama yasaya göre çok zor.

Bundan sonra aşık olduğum adama önce GBT soracağım

Birlikte olduğunuz insanın sizi en çok kızdıracak sorusu nedir?

- 'Geçmişteki ilişkinde, ona da 'seni sevdim' dedin mi?' Böyle salakça bir şey olabilir mi? Karşımdaki insanın gerçekten zeki ve akıllı olması lazım. Ama aşkın nereden geleceği belli olmuyor. Mesela sizinle biraz daha sohbet edebiliriz. Birbirimizde farklı şeyler keşfedebilir ve bir anda elektriklenme yaşayabiliriz.

Nerede o günler...

- Teşekkür ederim. Söylemek istediğim şu: Bunun bir zamanlaması yok. Bazı şeyler bir anda oluşabiliyor. Doğru veya yanlış. Ama bundan sonra aşık olacağım insana GBT'sini soracağım.

YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: