OYUNCULUĞA NASIL BAŞLADI

Genç oyuncu İsmail Hacıoğlu, oyunculuğa nasıl başladığını anlattı.

Magazin

OYUNCULUĞA NASIL BAŞLADI İsmail Hacıoğlu, 'İlkokul beşinci sınıfa giderken öğretmenimiz yetmiş kişilik sınıfta müsamere için altı kişi seçti. Ben de onlardan biriydim. Sahneye çıktığım zaman 'Burası garip bir yer' dedim. Bunu ailem ile paylaştığım zaman 'Bir hevestir geçer' diye düşündüler ama ben üç yıl boyunca Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ne devam edince bunun geçici bir heves olmadığını anladılar.'

Başarılı oyunculuğunun yanı sıra bir dönem Ceyda Düvenci'yle olan birlikteliğiyle gündeme gelen

İsmail Hacıoğlu, ünlü isimlerin özel hayatlarını göz önünde yaşamalarını eleştirdi: 'Kiminle birlikte olduğum kimseyi ilgilendirmemeli. Mesela ben düğünümün görüntülerini basına vermem.'

Oyunculuk hayatınıza baktığımız zaman çok da uzun bir geçmişiniz yok...

- Bu işe başlayalı 10 yıl oldu. Oyunculuğun öncesinde dublaj yapıyordum, yani aslında tam 12 yıldır bu sektörün içindeyim. Şu anda da bazı reklam filmlerinde dublaj yapmaya devam ediyorum.

Şu sıralar 'Dokuz Ay Son Gün' adlı tiyatro oyununda yer alıyorsunuz, uzun zamandır devam eden bir proje bu... Oyundan biraz bahseder misiniz?

- Bir rahmin içindeki dört spermin öyküsünün anlatıldığı bir komedi oyunu. Annemiz, bir intihar eylemcisi, canlı bomba... Çok keyifli bir oyun.

Her oyuncunun hayatında bir proje vardır ki oyunculuğunun dönüm noktası denir. 'Bir İstanbul Masalı' da sizin için böyle bir proje miydi?

- Hayır, 'Bir İstanbul Masalı' değil, benim için dönüm noktası 'Karşılaşma' filmidir. Bu projede Lale Mansur, Çetin Tekindor, Uğur Polat gibi çok önemli isimlerle çalıştım. Bu benim için rüya gibiydi. 'Bir İstanbul Masalı' ise televizyonda tutan ilk işim oldu.

Digitürk için bir televizyon filmi projeniz de var. Biraz bahseder misiniz?

- 'Hoşçakal Güzin' adlı güzel bir film. Digitürk'ün Türkmax kanalı için çektik. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini daha önceden de senarist olarak tanıdığımız Cem Gölgeç üstlendi. Çok keyifli bir iş çıkardığımıza inanıyorum. Kadroda da çok güzel isimler var. Annesi babası vefat etmiş, abisi ile birlikte yaşayan, Serkan adlı, içine kapanık birini canlandırıyorum.

Güzel projeler içinde yer aldınız ama bir şekilde özel hayatınızla gündeme geldiniz...

- Benim özel hayatımla gündemde olmak gibi bir derdim yoktu esasında. Bir ilişki yaşadım ama bunun gündemde olması benim tercihim değildi. Benim özel hayatımla ilgili bir şeyleri bilmek insanlara ne katıyor, anlamıyorum.

Özel hayatınızla ilgili basında çıkan haberler işinizle ilgili haberlerden daha fazlaydı. Bu anlamda haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz?

- Bunlarla ilgilenmemeye çalışıyorum. Ben işlerimle anılmak istiyorum. Kiminle birlikte olduğum kimseyi ilgilendirmemeli. Mesela ben düğünümün görüntülerini basına vermem.

Bu arada Afife Jale'ye aday oldunuz...

- Şu anda ödül alan kişi belli olmadığı için bir şey söylemek yanlış olur. Ama ödül almasam da orada o usta isimlerin yanında olmak benim için büyük bir şans.

- Oyunculuk hevesiniz nasıl başladı?

İlkokul 5'inci sınıfa giderken öğretmenimiz 70 kişilik sınıfta müsamere için altı kişi seçti, ben de onlardan biriydim. Sahneye çıktığım zaman 'Burası garip bir yer' dedim. Bunu ailemle paylaştığım zaman 'Bir hevestir, geçer' diye düşündüler ama ben üç yıl boyunca Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ne devam edince bunun geçici bir heves olmadığını anladılar. Bu dönemde birçok kişiyle tanıştım, çok iyi tiyatrolarda çalıştım. Ardından Çağan Irmak ile 'Bana Şans Dile'yi çektik.

Kelebek
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: