PORTOFİNO

Adı üstünde "Aşk Şehri". Aşka aşık olanların doğru adresi; Portofino... Adına şarkılar yazılmış şiirlere konu olmuş ve en güzel aşklara tanıklık etmiş şahit olmuş...

Magazin

PORTOFİNO Zengin ve ünlülerin akınına uğrayan Portofino resim kadar durağan ve güzel olmasıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Uğruna şarkılar yazılan ve “Aşk şehri” olarak bilinen Portfino'ya Türkiye'nin ünlü ve gizli aşıkları da akın ediyor.




İtalya'nın Akdeniz Kıyı Şeridi'nde bulunan Portofino balıkçı köyleri çakıllı kumsalları ve Santa Margherita adı verilen otellerin toplandığı kasabanın hemen yanında bulunuyor. Santa Margharita ve Camogli'den Portofino'ya feribotlarla ulaşılabiliyor. Portofino'ya aşık olmadan önce Santa Margharita'ya aşık olmanız an meselesi. Bu cennet gibi yerde her evin üzerine elle çizilmiş fotoğraflar sizi çok etkileyecek. Liman kenarına kurulmuş pastel renklerdeki evler ile yarım ay şeklindeki sahil şeridi ile kesinlikle görülmesi gereken yerler arasında. Dükkanları restoranları ve birbirinden lüks otelleri ile Portofino'nun kristali andıran denizi buraya gelen turistleri tatil dönüşlerinde bir daha gelmeye ikna ediyor.


Mutlaka görmelisiniz!
Castello Brown Kalesi: Castello Brown köyün hemen yukarısında bir tepede bulunuyor. Botanic Garden'ın hemen yanındaki yoldan kaleye ulaşabişirsiniz. Sabah 10'dan akşam 7'ye kadar açık olan kale kışın ise 5'e kadar ziyarete açık. Kalenin çok hoş bir bahçesi bulunuyor. Ayrıca bu bahçeden Portofino'ya kuşbakışı bakabilir muhteşem deniz manzarasına karşı fotoğraf çekebilirsiniz. Kale 17.yy'da Cenevizliler tarafından savunma amaçlı yapılmış.




San Giorgio Kilisesi ve Feneri: Dünya Savaşı'ndan sonra inşa edilmiş olan bu kiliseyi mutlaka görmelisiniz. Portofino limanına tepeden hakim olan bu kilise döneminde denizcilerin uğrak yerlerinden biri olmuş.







Bir zamanlar 'Portofino'da aşkımı buldum' nakaratıyla belleklere kazınan Akdeniz köyü günümüzde ayrıcalıklı turistlerin tatil tercihi. Kelime olarak 'son liman' anlamına gelse de Portofino Italyan kıyıları denince ilk akla gelen isim.



Doğal konumu sayesinde korunaklı bir liman olan Portofino San Fruttuoso keşişlerince kurulmuş ve keşişler disiplinli çalışmalarıyla bölgeyi kalkındırmışlar. 12. yüzyılda köy Cenevizliler'in eline geçer ve deniz fenerinin de yapılmasıyla denizcilerin uğrak yeri olur. Bugün 'Brown kalesi' adı verilen Portofino limanını koruyan yarım adanın üzerine bu kaleyi 17. yüzyılda Cenevizliler savunma amacıyla konuşlandırmışlar. Kale daha sonra Brown isimli bir Ingiliz tarafından kullanıldığından bugün de bu isimle anılıyor. Yirminci yüzyılın başında Portofino Ingiliz turistlerce keşfediliyor. Portofino limanına tepeden hakim olan San Giorgio kilisesi köyü koruyan azizin ismini taşıyor ve nisan ayının ilk Pazar gününde aziz San Giorgio 'feste patronale' ile anılmakta.





Bugün Portofino'ya deniz yoluyla yaklaşırken önce açıktaki dev yatlar karşılıyor ziyaretçileri. Daha sonra sahildeki rengarenk binalar ve binaların gerisinde yer alan yemyeşil orman seçiliyor. Portofino limanına girer girmez balıkçı kayıkları göze çarpıyor: bu köy ne kadar turistik ve meşhur olsa da balıkçılar hep buranın sakinleri olarak kalacaklar. Sahilde zeytinyağı deniz ve çam ormanı kokuları burunları birbirine karışıyor. Sahildeki binaların bazıları freskolarla süslü çoğu sıcak tonlarla boyanmış. Koya hakim San Giorgio kilisesinin hemen yanındaki bembeyaz mezarlıkta Portofino'yu bugünkü durumuna getiren kişiler yatıyor. Mezarlığın her köşesi çeşit çeşit çiçeklerle süslü ve bakımlı. Bir zamanlar protestanlar mezarlığın içinde değil hemen dışında gömülürmüş Katoliklerin köydeki baskınlığı buradan anlaşılıyor.

Dini bir geçmişe sahip olsa da 1950'li yıllardan beri Portofino 'tatlı hayat' yaşayan seçkin bir kitle tarafından tercih edilmekte. Bunda köyü çevreleyen doğal dokunun yanında köy atmosferininde korunmasının katkısı çok büyük. Minik limanı saran rengarenk bakımlı binaları bu binaların altındaki minik dükkanları mesken tutmuş dünyaca ünlü şık butikleri lüks kafeterya ve restoranlarının köy meydanınını dolduran rengarenk sandalyeleriyle Portofino açıkta demirlemiş dev yatlara rağmen sessiz ve sakin. Doğanın bahşettiği güzelliğin ve insanın bu evrensel güzelliği titizce korumak için verdiği çabanın bir sonucu bu muhteşem yer.


Bu küçük sahil köyü dünyaca üne sahip olmasına rağmen tanıtımına katkısı olabilecek her konuda ilerleme kaydediyor. Portofino sanat konusunda da iddialı olmalı zira burada hiç de azımsanamayacak sayıda sanat galerisi mevcut ve her köşede sessizce çalışan ressamlar dikkat çekiyor.
Turizm son hızıyla geliştikçe köyü saran tepelere beton yığını oteller yapmak yerine yeşil korunmuş. Bu sayede binaların hemen gerisinde başlayan ormanda uzun yürüyüşler yapmak korunmakta olan deniz parkında dalmak veya bir balıkçı motoru kiralayıp fırından alınan ekmeklerle piknik yaparak çevredeki koyları gezmek de mümkün. Deniz yoluyla kolayca ulaşılan San Fruttuoso manastırına karadan gitmek iki saaatlik zorlu bir yürüyüş gerektiriyor. Küçük bir koyda yer alan manastırın etrafında sadece birkaç kafeterya ve restoran var.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: