RAGIP SAVAŞ'IN GEÇİRDİĞİ İLGİNÇ SENDROM!

Magazin

RAGIP SAVAŞ'IN GEÇİRDİĞİ İLGİNÇ SENDROM! İki ay içinde iki ayrı filmle seyirci karşısına çıkan oyuncu Ragıp Savaş, hiçbir zaman yönetmenlik yapmayı düşünmediğini söylüyor: Kendimi o kadar yetenekli bulmuyorum. Oyunculuk o kadar dipsiz bir kuyu ki; bir taş attım, hâlâ ses gelmesini bekliyorum

Bir anneanne ile torununun hikayesini anlatan, Handan İpekçi'nin yönettiği 'Çınar Ağacı' filminde ve Özcan Deniz'in ilk kez yönetmenlik denemesi 'Ya Sonra'da rol alan Ragıp Savaş, hemen hemen aynı dönemde vizyona giren iki filmde birden yer almaktan rahatsız değil. Savaş'la yeni filmlerini konuştuk...

Bu yıl 'Ya Sonra' ve 'Çınar Ağacı' filmlerinde rol aldınız. Her iki filme "Evet" deme nedeniniz neydi?
İki film de, gelen teklifler arasında çok iyi iki projeydi. Jönlük kavramını kıracak rollerdi. Uzun boylu, yakışıklı adamlara jön yaftası yapıştırıyorlar, ben bunu çok sevmiyorum. Bunu yıkmaya çalışıyorum. Jön fiziğine sahip olmak her zaman avantajlı tabii ama oyuncunun standartlarının olması bana göre değil. Değişebilmek ve seyirciyi şaşırtmak benim hedefim.

TERS KÖŞE YAPTIM
İki filmde de birbirinden çok farklı rolleri canlandırıyorsunuz zaten, değil mi?
Evet. 'Ya Sonra'da 'Ali' adında çapkın, hercai birini; 'Çınar Ağacı'nda ise tam tersi, aile babası, içine kapanık, duygusal, kılıbık, hatta annesinin 'sümsük' dediği bir karakteri canlandırıyorum. Her ikisi de çok iyi prodüksiyonu olan işlerdi. Şimdiye kadar sinemada beni çok zorlayan bir proje olmadı. Umarım bundan sonra zor rollerle karşınıza çıkarım.

Aynı anda iki filmle seyirci karşısına çıkmak risk değil mi?
Bunu çok düşündüm. İki senaryo birbirine yakın olsaydı kabul etmezdim. Ama iki tane lezzetli rol olunca, "Hayır" diyemedim. İki ayrı film, iki farklı rol seyirciyi ters köşe yapar diye tercih ettim. Doğru seçim yaptığımı düşünüyorum.

OYUNCULUK DİPSİZ KUYU
Bir gün yönetmenlik yapmayı düşünür müsünüz?
Yönetmenliğe cesaret edemiyorum. Kendimi; hem yazıp, hem oynayıp, hem de yönetecek kadar yetenekli bulmuyorum. Yazıp yönetmek ve oynamak, işin doğasına aykırı. Oyunculuk o kadar dipsiz bir kuyu ki; bir taş attım, hâlâ ses gelmedi. Ben bunu beklerken yönetmenliğe soyunamam.

'Çınar Ağacı'nı sizin için farklı kılan neydi?
Hepimizin hayatına dokunan, gerçek bir film olması. Hepimizin yaşadığı duygular, çok derin sorgulamalar var filmde. Herkesi bir yerinden yakalıyor film.

Film, duygu sömürüsü yapmakla eleştirildi. Ne diyeceksiniz?
Onu diyenler bir daha izlesinler filmi. Filmde hiçbir ajitasyon yok. Yapılamaz mıydı? En alası yapılırdı ama bu seyirciye saygısızlıktır, seyirciyi aptal yerine koymaktır. Bırak seyirci onu yorumlasın. Bu film de onu çok iyi başardı.

Film, duygu sömürüsü yapmakla eleştirildi. Ne diyeceksiniz?
Onu diyenler bir daha izlesinler filmi. Filmde hiçbir ajitasyon yok. Yapılamaz mıydı? En alası yapılırdı ama bu seyirciye saygısızlıktır, seyirciyi aptal yerine koymaktır. Bırak seyirci onu yorumlasın.

Oyuncu olarak defa bu filmde ağladınız galiba...
Evet. Gerçekten ağladım, katılmaya giden bir ağlamaydı hatta.
#Sayfa#
KIZIM NİL DOĞUNCA DEPRESYONA GİRDİM
Yaşlanmaktan korkuyor musunuz?
Korkuyorum. Ölümden de korkuyorum. Kızım Nil doğduğunda ben psikolojik bir rahatsızlık geçirdim ve sekiz ay evden çıkamadım. Ölüm korkusu geldi. Ben evde yokken onlara bir şey olur mu diye zorlanmaya başladım. Doktor, 'aşırı duyarlılık' tanısı koydu. İleri yaşta baba olanların yüzde 40'ı böyle bir sorunla karşılaşıyormuş. Nil büyüdükçe bu sıkıntım da geçiyor. Benimki ölüp gitme değil, ailemden ayrı kalma korkusu.

'Çınar Ağacı'nda yaşananlar başınıza gelse, kızınız ileride sizi istemezse ne yaparsınız?
Saygı ve sevgi görmüyorsam, ona yük olduğumu düşünerek huzurevine giderim. Kızımın mutluluğu için bu fedakarlığı yaparım. Yani kendimi iyi hissetmezsem kızıma bu kıyağı yaparım.

ANNEANNEM BİZE TAŞINDI CUMHURİYETİ YIKILDI
Sizin anne veya anneannenizle ilişkiniz nasıldı?
Ben de filmdekine benzer şeyler yaşadım. Anneannem üst katımızda kirada oturuyordu, ev sahibi eve taşınmak isteyince o da bize taşındı. Ama ne zaman ki anneannemin evi boşaltıldı, cumhuriyeti de yıkıldı. Çünkü bize geldikten sonra mutsuz oldu ve çok geçmeden de rahmetli oldu. Yaşı ne olursa olsun herkesin bir cumhuriyeti var, ona dokunmayacaksın. Bu çok acı bir ders oldu.

Siz annenizi ya da babanızı huzurevine bırakabilir misiniz?
Asla. O kararı kendisi alırsa saygı duyarım. Ama ben Ragıp Savaş olarak; hangi şartlarda olursam olayım, param olmasa, eşim, çocuklarım istemese bile her şeyi göze alır, anne-babamı ömrümün sonuna kadar yanımda yaşatırım.

RAGIP SAVAŞ FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

Bir anneanne ile torununun hikayesini anlatan, Handan İpekçi'nin yönettiği 'Çınar Ağacı' filminde ve Özcan Deniz'in ilk kez yönetmenlik denemesi 'Ya Sonra'da rol alan Ragıp Savaş, hemen hemen aynı dönemde vizyona giren iki filmde birden yer almaktan rahatsız değil. Savaş'la yeni filmlerini konuştuk...

Bu yıl 'Ya Sonra' ve 'Çınar Ağacı' filmlerinde rol aldınız. Her iki filme "Evet" deme nedeniniz neydi?
İki film de, gelen teklifler arasında çok iyi iki projeydi. Jönlük kavramını kıracak rollerdi. Uzun boylu, yakışıklı adamlara jön yaftası yapıştırıyorlar, ben bunu çok sevmiyorum. Bunu yıkmaya çalışıyorum. Jön fiziğine sahip olmak her zaman avantajlı tabii ama oyuncunun standartlarının olması bana göre değil. Değişebilmek ve seyirciyi şaşırtmak benim hedefim.

TERS KÖŞE YAPTIM
İki filmde de birbirinden çok farklı rolleri canlandırıyorsunuz zaten, değil mi?
Evet. 'Ya Sonra'da 'Ali' adında çapkın, hercai birini; 'Çınar Ağacı'nda ise tam tersi, aile babası, içine kapanık, duygusal, kılıbık, hatta annesinin 'sümsük' dediği bir karakteri canlandırıyorum. Her ikisi de çok iyi prodüksiyonu olan işlerdi. Şimdiye kadar sinemada beni çok zorlayan bir proje olmadı. Umarım bundan sonra zor rollerle karşınıza çıkarım.

Aynı anda iki filmle seyirci karşısına çıkmak risk değil mi?
Bunu çok düşündüm. İki senaryo birbirine yakın olsaydı kabul etmezdim. Ama iki tane lezzetli rol olunca, "Hayır" diyemedim. İki ayrı film, iki farklı rol seyirciyi ters köşe yapar diye tercih ettim. Doğru seçim yaptığımı düşünüyorum.

OYUNCULUK DİPSİZ KUYU
Bir gün yönetmenlik yapmayı düşünür müsünüz?
Yönetmenliğe cesaret edemiyorum. Kendimi; hem yazıp, hem oynayıp, hem de yönetecek kadar yetenekli bulmuyorum. Yazıp yönetmek ve oynamak, işin doğasına aykırı. Oyunculuk o kadar dipsiz bir kuyu ki; bir taş attım, hâlâ ses gelmedi. Ben bunu beklerken yönetmenliğe soyunamam.

'Çınar Ağacı'nı sizin için farklı kılan neydi?
Hepimizin hayatına dokunan, gerçek bir film olması. Hepimizin yaşadığı duygular, çok derin sorgulamalar var filmde. Herkesi bir yerinden yakalıyor film.

Film, duygu sömürüsü yapmakla eleştirildi. Ne diyeceksiniz?
Onu diyenler bir daha izlesinler filmi. Filmde hiçbir ajitasyon yok. Yapılamaz mıydı? En alası yapılırdı ama bu seyirciye saygısızlıktır, seyirciyi aptal yerine koymaktır. Bırak seyirci onu yorumlasın. Bu film de onu çok iyi başardı.

Film, duygu sömürüsü yapmakla eleştirildi. Ne diyeceksiniz?
Onu diyenler bir daha izlesinler filmi. Filmde hiçbir ajitasyon yok. Yapılamaz mıydı? En alası yapılırdı ama bu seyirciye saygısızlıktır, seyirciyi aptal yerine koymaktır. Bırak seyirci onu yorumlasın.

Oyuncu olarak defa bu filmde ağladınız galiba...
Evet. Gerçekten ağladım, katılmaya giden bir ağlamaydı hatta.

Sabah
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: