'SADECE ESKİ EŞİM HESAP SORABİLİLR'

‘Ferhunde Hanımlar’ ve ‘Şaşıfelek Çıkmazı’ gibi iz bırakan TV dizilerinde aldığı rollerle tanıdık tiyatrocu Tamer Karadağlı’yı.

Magazin

'SADECE ESKİ EŞİM HESAP SORABİLİLR' Sonra efsane dizi 'Çocuklar Duymasın' geldi ve ününe ün kattı. Kendisinin de kabul ettiği kasıntı havası, eleştirilere karşı sert çıkışları, evliliği, boşanması derken Karadağlı bugün, "Ben fazla ünlü oldum galiba! Bu samimi bir itiraf aslında. Çünkü bir aktörün hayatı bu kadar gözler önünde olmamalı" diyerek özeleştiri yapıyor.

Kapadokya, 'Asmalı Konak'tan sonra ikinci kez bir 'ağa dizisi'ne set oldu. Ancak Star TV'de yayınlanan 'Son Ağa', başrol oyuncusu Tamer Karadağlı'nın dediği gibi bu kez bir durum komedisi. Sert olmaya çalışan ve kendini komik duruma düşüren, hayatını hep başkalarının isteklerine göre yönlendirmiş Salim Ağa'nın ilk kez aşık olması üzerine kurulu hikaye, pek çok ünlü ismi de buluşturdu. Salim Ağa ile, diziden ünlü olmanın yan etkilerine, eski eşi Arzu Balkan'dan haklarında dedikodu çıkan Seda Sayan'a uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

-Nasıl gidiyor son ağalık?

Çok keyifli gidiyor. Sıcak bir hikaye. İstediğin kadar yakışıklı, ünlü, yetenekli ol, hikaye iyi değilse bir şeyler aksamaya başlar. İstanbul dışında çekim yapmayı hiç düşünmüyordum ama hikayenin güzelliği, dokusu beni ikna etti.

-Gün birincisisiniz...

Hayırlısı. Gün birincisi olduk diye havalara girmemek lazım. Daha önce çektiğimiz diziler de gün birincisi oldu. Bazıları olmadı. Bu işler belli olmaz. Biz işimizi yapalım. Takdiri seyirciye bırakmakta yarar var.

-Seneye de devam eder mi?

Bu işlerin garantisi yok. Aynı ilgi devam ederse tabii ki devam edecektir. Uzun soluklu düşünüldü.

-Hikayede ne çekti seni?

Salim Ağa karakteri o kadar naif, saf bir adam ki, bu çok hoşuma gitti. Sert halleri de var; kendisi komik durumlara düşüyor. Bir yerde aslında durum komedisi! Durumlar komik olduğu için komik duruma düşüyor. Benim komiklik yapmama gerek kalmıyor yani. Zaten öyle bir komedi anlayışım yok. Geçenlerde bir eleştiri yapılmış benim için; 'Komedi dizisi ama bunu bile ciddi oynuyor!' diye. O kadar hoşuma gitti ki bu eleştiri. Doğru bir yerden yakalamış, yapmak istediğim bu çünkü. Komedi oynamak zordur. Komik olayım derken gülünç duruma düşersiniz. Peter Sellers'i bu anlamda çok beğenirim. Çok ciddi oynar ama çok komiktir. Umarım bu dokuyu hiç kaybetmeyiz.

-'Çocuklar Duymasın' sitcom'du ama karakter olarak benzerlikler var; Haluk da görünüşte sert ama aslında yumuşak, duygusal bir adamdı.

Küçük benzerlikler olabilir. Buradaki en büyük fark, Salim Ağa'nın hayatında ilk kez âşık olması. Abisinin karısıyla evlenmek zorunda kalmış. Ama eli eline değmemiş yengesinin. Çocuklar büyüyünce boşanıyor ve hayat başka şeyler sunuyor. O yaşında ilk defa âşık oluyor. Hem de rakip ailenin kızına. Bir yerde de Romeo-Jülyet hikayesi.

-Oyuncular da çok iyi.

Durul Bazan çok doğru oynuyor. Emel Müftüoğlu müthiş; Betty Midler gibi. Çok iyi bir elektriği var, sahneyi alıp gidiyor. Zerrin Sümer için söylenecek söz yok zaten. Şener Kökkaya keza öyle. Feride Çetin yeni olmasına rağmen çok başarılı. Çok akıllı, çok entelektüel. Sinema bilgisi derin. Set aralarında sinema konuşuyoruz.

-Senin performansın da beğeniliyor.

İyi oyuncu, kötü oyuncu yoktur zaten, iyi veya kötü performans vardır. Çok iyi aktörler var etrafımızda, onları iyi veya kötü aktörler diye sınıflandıramayız, performanslarını değerlendirebiliriz. Benim performansım da beğeniliyorsa ne mutlu bana.

-Asmalı Konak'ın Seymen Ağa'sı vardı şimdi de 'Son Ağa'. İki ağa kıyaslanır mı?

Sanmıyorum. İkisi farklı. İlk bölümün sonunda Özcan Deniz tebrik mesajı yolladı. Çok hoşuma gitti, çok mutlu oldum. 'Asmalı Konak' efsaneler liginde yerini alan bir dizi. Nasıl ki 'Çocuklar Duymasın'la yarışmak doğru değilse 'Asmalı Konak'la da yarışılmaz. Evet, yıllarca çekim yaptıkları yerdeyiz. Hâlâ çok büyük bir sevgi ile anılıyorlar.

-Seda Sayan'la oynadığınız 'Fedai' niye tutmadı?

Bu işlerin formülü yok. Seyirci beğenirse alıp götürebiliyor, beğenmezse de izlemiyor. Bizim çok umutlandığımız bir işti, şevkle çalıştık ama olmadı. Başarıyı nasıl hepimiz paylaşıyorsak, başarısızlık da hepimize ait.

-Sizin yerinizde başkası olsa tutar mıydı?

Olabilir. Ama kimsenin özellikle de Seda'nın günah keçisi olarak görülmesini istemem. Son derece profesyonel çünkü. Sete hep zamanında geldi, saatlerce kaldı, hiç şikayet etmedi, elinden ne geliyorsa yapmaya gayret etti. Bir başarısızlık varsa hepimizin.

-Aranızda aşk söylentileri de oldu.

Dediğin gibi dedikoduydu ama. Seda'yı tanıdığım için çok mutlu oldum. Benim çok sıkıntılı ve yıprandığım bir dönenimdi. Açıkçası çok destek oldu bana. Çok hoş bir dost eli uzattı. Tabii iki tane bilinen isim aynı projede olup, yan yana gelince otomatik olarak bir şeyler çıkıyor haklarında.

-Yıprandığın dönem geçti mi?

Geçiyor tabii. Hayatta her şey yaşanabilir, önemli olan ne yaşadığımız değil, olaylar karşısında sergilediğimiz tutumdur. Hatadır, değildir, kime göre hatadır, tartışılır.

-Hatalar da insana mahsus...

Kesinlikle. Hatalarım benim bugüne gelmeme, pek çok şeyi yeniden düşünmeme sebep olmuştur. Belki aynı hataları tekrarlamam ama başka hatalar yapabilirim! Dolayısıyla yaşadığım hiçbir şeyi hata olarak değerlendirmek istemiyorum. Ama kameraların önünde olan bir insansanız, ne yazık ki, baş ağrılarına katlanmanız gerekiyor. Bazen kantarın topuzu kaçsa, üzülsek de yapacak bir şey yok. Önemli olan sizin kendi mantığınızı doğru kullanıp paniğe kapılmamanız, olayları doğru yönetebilmeniz. Çünkü panik anında insanlar yanlış yapabilir. Olduğunuzun dışında bir kişilik sergileyebilirsiniz. Öyle biri olmadığını anlatma çabasına girersin.

-İlk başlarda biraz böyleydin. Olumsuz yazılar seni rahatsız ediyor ve öyle biri olmadığını anlatmaya çalışıyordun. Olgunlaştın mı diyelim?

Haklısın. 10 sene önce 'Çocuklar Duymasın' başladığında 'Kim ne yazmış?' merak ederdim ya da negatif bir eleştiri varsa hemen tepki gösterirdim. Zamanla bunun doğru bir yol olmadığını gördüm. Benim görevim her çıkan yazıya cevap vermek değil, oyunculuk ve de işimi en iyi şekilde icra etmek. Zamanla her atılan topa vurmamayı öğrendim. Açıkçası çok da önemsemiyorum söylenenleri. Galiba en doğrusu da bu. Herkesi mutlu etmek mümkün değil.

-Nasıl bir önlem aldın?

Evimde televizyon yok, seyretmiyorum. Gazete sayfalarında kendimle ilgili hiçbir haberi okumamaya çalışıyorum. Medya takibi geliyor ama dosya olarak, açılmadan rafa kalkıyor. Sadece eleştirileri değil övgüleri de çok fazla ciddiye almamak gerekiyor. Kendinizi dev aynasında görmenize neden olabilir! Ciddiye almamız gereken tek şey işimiz. Ayrıca işimizin dışında medyayı meşgul etmek de doğru gelmiyor bana.

-Ünlü olmanın bedeli...

Ben fazla ünlü oldum galiba! Gerçekten. Benim aslımda bu kadar ünlü olmama gerekiyordu. Bu samimi bir itiraf aslında. Çünkü bir aktörün hayatı bu kadar gözler önünde olmamalı. Ben değil, oynadığım roller konuşulmalı. Benim derdim başarılı işler yapmak olmalı. Ünlü olmak meslek değil. Ayrıca Türkiye'de ünlü olmak çok kolay. Niye ünlü olmadığını bilmediğimiz insanlarla dolu etrafımız.

-Sen nerede yanlış yaptın?

Bazı aktörlere gıpta ile bakıyorum. Çok başarılı işler yapıyorlar ve hiç göz önünde değiller. Yaptıkları işler çok hoş ama dikkat çekmiyorlar. Böyle olması gerekiyor. Ben onun dengesini iyi kuramadım galiba. Bundan sonra daha dikkatli olacağım. Hiçbir şeyin garantisi yok. Hepimizin hayatında krizler oluşuyor. Önemli olan o krizler karşısında sergilediğiniz tutumdur. Krizleri bazen basın yaratıyor ve kenara çekilip nasıl yöneteceğimizi izliyor. Bu yüzden paniğe kapılmamak lazım.

-En büyük pişmanlığın ne?

Şudur ve budur diyemem. O hatalar olmasa bugün ben olmazdım. Her yaşanmışlığın bir değeri vardır ve yaşadığım hiçbir şeyi inkar edemem. Asla yapmasaydım demem, demiyorum. Onlar benim hayatımın bir sayfasıdır çekmecemde saklayacağım. Ayrıca birilerine zarar mı verdim? Benim zararım kendime ve karıma olmuştur. Bana karım dışında hiç kimse, hiçbir şeyin hesabını soramaz. Tek söz sahibi olan eski eşim Arzu'dur. Hayat çok kısa. Yaşadığım hiçbir şeye zaman kaybı diye bakmadım. Yaşanması gerekiyordu, yaşandı. Her aşk mutlu sonla bitmeyebilir, pürüzler olabilir, aşk deniyorsa bunun adına zaten, acı süreci yaşanmalıdır. Bunun için önüme bakıyorum ve pozitif olmaya çalışıyorum. Geçmişle hesaplaşmıyorum.

-Yeni bir aşk yok mu? Flörtöz biri değil misin?

O kadar çok söylendi ki flörtöz olduğum, ben de 'öyleyim' dedim. Bana göre değilim! Şu anda hayatımda biri yok. Arayışım da yok. Böyle şeyler arayarak değil, kendiliğinden oluyor. Yeterince zaman harcadım özel hayatıma. Kızım var! Söylerlerdi de anlamazdım. Hakikaten kızım bir yana, dünya bir yana. 'Ne yaptın bu dünyada?' diye sorarlarsa vereceğim tek cevap; 'Zeyno'yu yaptım' olacaktır. Eminim Arzu da aynı şeyi söylüyordur. Çok mutluyum ki, kızımın Arzu gibi bir annesi var. . İyi ki Zeyno oldu. Sevmiş olduğum bir kadından.

-Kimin fikriydi çocuk sahibi olmak?

Planlı programlı değildi. Çocuklar kendi gelecekleri zamanı kendileri belirliyor zaten.

-Herkesin merak ettiği soru şu, yeniden birlikte olma olasılığınız var mı ?

Hiçbir şey için asla 'asla' dememek gerekiyor. Çok doru değil sonrası için bir şey söylemek. Kiminle beraber olacağımızı bilmeyiz. Hiçbir olay karşısında da şaşırmamamız gerekiyor.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: