ŞEHRAZAT DEĞİLİM BEN

Binbir Gece dizisiyle yıldızı parlayan Bergüzar Korel, insanların kendisini Şehrazat olarak görmesinden epey dertli. "O bir roldü, oynadım bitti," diyor, kocası ve çocuğuyla köyde yaşamak istiyor

Magazin

ŞEHRAZAT DEĞİLİM BEN Mahmutpaşa'daki bir handa çekilen Aşk Geliyorum Demez'in setine sızan Irak'lı bir çift, "Şehrazat Hanım, bir fotoğraf çektirebilir miyiz?" deyince Bergüzar Korel'in biraz suratı asılıyor. Hayranlarının ricasını kırmıyor, fotoğrafı çektiriyor ama içten içe de 'Yeter' demekten kendini alamıyor. Yanlış anlaşılmasın, aşırı ilgiden sıkılmış değil, onun derdi insanların kendisini Şehrazat olarak görmesi. Diziyi izleyenlerin kendisini Şehrazat olarak algılamalarına o kadar kızmıyor ama özellikle yönetmenlerin onu üç yıl üzerinde taşıdığı bu karakterle özdeşleştirmesi açıkçası içini yaralamış. Bir de özel hayatının sürekli didiklenmesinden, göz önünde olmaktan sıkılmış. Yani anlayacağınız Bergüzar Korel, pek dertli. Ama tüm hayatına kasvet çökmüş değil. Çektiği film, yeni evlendiği kocası Halit Ergenç'le ilişkisi, doğacak çocuğunu düşününce üzerindeki karabulutlar bir bir dağılıyor.

- Kurtlar Vadisi Irak'tan sonra başka bir filmde neden rol almadınız?
- Bunun herhalde birçok sebebi var. Üç yıl boyunca neden sinema yapmıyorum diye çok düşündüm. Açıkçası Binbir Gece'deki Şehrazat karakterinin benim için avantajları çok oldu. Öncelikle bu dizi sayesinde tanındım. Çok şey öğrendim, iyi oyuncularla çalıştım, tecrübem arttı. İnsanlar beni görünce bu kadar şaşırdılarsa, Şehrazat'a bu kadar inandılarsa 'Ben demek ki iyi bir şey yapmışım,' diyorum. Ama aynı zamanda benden de çok şey alıp götürdü.

- Ne gibi?
- Hayatım çok fazla didik didik edildi. İnsanlar beni Şehrazat zannetmeye başladı. Mesela evlilik haberim bile 'Şehrazat muradına erdi,' diye verildi. Eskiden yolda beni gördüklerinde 'Ya sen ne kadar gençsin, hiç Şehrazat'a benzemiyorsun, çok güler yüzlüsün ve gençsin,' derlerdi. Ama sonra insanlar beni Şehrazat'la özdeşleştirdi. Ben Şehrazat değilim. Tamam, sokaktaki insanın beni Şehrazat olarak algılamasını anlarım, ama festivallerde ödül alan yönetmenlerin de benim saçımı ortadan ikiye ayırıp, sadece donuk bakarak, elimi kolumu oynatmadan oyunculuk yapabileceğimi, başka bir rol canlandıramayacağımı düşünmeleri açıkçası bana çok sığ geldi.

- Sinema dünyası size tepkili mi?
- Bunu hissediyorum. Tamam, Şehrazat çok kalıp bir kadın. Bunun için rahat gülemiyordum, elimi kolumu kullanamıyordum, makyajsız olamıyordum, saçımı açamıyordum, fırfırlı gömlekler dışında başka gömlekler giyemiyordum. Ama bu benim Şehrazat dışında bir karakter canlandıramayacağım anlamına gelmez ki. Sonuçta Binbir Gece'de bana ne deniyorsa onu yapıyordum.

- Biraz kafam karıştı. Şehrazat sevilen bir karakter değil miydi?
- Bu kadar çok sevilen ve nefret edilen başka karakter var mı bilmiyorum. Üç yıl boyunca koca koca insanlar önce güzel şeyler söylediler sonra yerin dibine soktular. İnek gibi bakıyor, şunu yapıyor gibi laflar ettiler.

- Malum bizde başarılı olan insan taşlanıyor. Siz bunu mu yaşadınız?
- Galiba, ben kanallar arası savaşın ortasında tek başıma kaldım. Çünkü dizi çok iyi rayting alıyordu ve dizinin hikâyesi de Şehrazat'ın üzerine kuruluydu. Onu da ben canlandırıyordum. Çok ağır eleştirdiler. Oysa Binbir Gece'ye 24 yaşımda başladım. Hiçbir şey bilmiyordum. Köşe yazarları önce 'Dört yapraklı goncanın karışımı,' diyorlardı. İlk üç dört bölüm sonrasında birden taşlamaya başladılar. Açıkçası hayatımda çoğu şeyden zevk almamaya, gülmemeye, günlerimin karanlık geçmesine kadar gitti. Ben ne yaptım ki insanların bir kısmı bana bu kadar tepki duyuyor diye çok düşündüm. Özel hayatımdan bahsetmiyorum, oyunculuğum için geçerli bu.

- Anladığım kadarıyla Şehrazat'ı taşımak, onunla yaşamak zor olmuş sizin için. Ama bu durumun sinema kariyerine ne gibi olumsuz etkileri oldu?
- Galiba yönetmenlerimiz, 'bu kızdan hiçbir şey olmaz, sürekli aynı bakıyor, aynı saç modelini yapıyor, gülemiyor bile,' deyip rol vermeme kararı aldılar. Çünkü benim dişlerimden tutun bakışlarıma kadar her şeyimle alay edildi. Bir zaman sonra isyan ettim, 'Yeter,' diye. Çünkü üç yıl boyunca ben bir dizide oynadım. Benim kulvarımdaki yeni kuşak oyuncular üç yıl boyunca ayrı ayrı filmlerde ayrı ayrı rollerde oynadılar.

- Teklif geliyor muydu?
- Teklif geliyordu ama benim içime sinen bir teklif olmadı. Kurtlar Vadisi Irak'tan sonra ilk defa adam gibi teklifi Murat Şeker yaptı. Şeker, beni Kurtlar Vadisi Irak'ta izlemiş, çok beğenmiş. Hatta Arap zannetmiş. Sonra Binbir Gece'de izleyince Türk olduğumu öğrenmiş. Bana romantik komedi çekeceğini söyledi. Bu teklif de beni çok heyecanlandırdı. Ben de kabul ettim.

- Siz bu filmle biraz üzerinize yapışan Şehrazat algısını değiştirmeyi mi umuyorsunuz?
- Aslında bunu hep anlatmaya çalıştım. 'Ben Bergüzar'ım, Şehrazat değilim,' dedim. Arkadaşlarım Binbir Gece'yi izlerken çok şaşırıyorlardı. Çünkü güler yüzlü, oğlan çocuğu gibi dobra dobra konuşan çok rahat bir insanım. Ama rayting rekorları kıran bir dizinin en göz önünde olan oyuncusu olunca, size yapımcının koyduğu kurallar var. Yaşamak zorunda olduğunuz bir hayat var. Ben bu kurallara uydum üç sene boyunca. Çok konuşmak istemedim, ortalarda çok gözükmek istemedim. Ama nedense hep ortalarda oldum.

- Hani diziyle birlikte adeta bütün hayatınızı canlı yayın izler gibi izledik, anladığım bu 'yayın' sizin isteğiniz dışı gerçekleşti galiba?
- Diyorlar ya 'Sen de görünmeyen yerlere git,' diye. Öyle bir şey yok. İnsanlar evimin önüne geliyor, bekçime kartını veriyor, 'Bergüzar Hanım çıkınca beni ara,' diye. Sonra ben evden çıkınca takip başlıyor. Biz kazalar atlatıyoruz. Ya da sete giderken prodüksiyon arabasını takip ediyor. Bunları kimse bilmiyor. Bunları bu mesleğin cilvesi olarak görüyorum ama çok sıkıldım.

- Aşk Geliyorum Demez'de güler yüzlü, elinizi kolunuzu kullanacağınız bir rol oynuyorsunuz?
- Elimi kolumu kullanıyorum, saçlarımı başka türlü topluyorum. Çok masumca, çok başka bir karakteri oynuyorum. Bunun için de çok mutluyum. Sosyal statüsü yüksek, okumuş, kültürlü ve çevreci bir kız benim rolüm. Ama hayattaki sorunların da farkında. Çok pozitif bir ekiple çalıştım. Herkes güler yüzlü. Kimse benden muhteşem bir oyunculuk beklemesin. Romantik komedi çekiyoruz, eski Türk filmleri tadında bir iş.

BU FİLM BENİ RAHATLATTI
- Dizi bitti, bu kadar sıkıldığınıza göre biraz dinlenirsiniz diye düşünüyorum?
- Bu yıl dizi falan yapmayı düşünmüyorum. Zaman zaman oyunculuk yapmak da istemiyorum. Bir köye yerleşip kocamla, çocuğumla mutlu mesut yaşayıp fotoğraf çekmeyi falan düşünüyorum. Ama her şeye rağmen bu mesleği seviyorum, eğitimini aldım, ailem bu mesleği yapanlarla dolu, bunun için birkaç kişinin yazıp çizdiklerini umursamıyorum. Ayrıca bu film beni çok rahatlattı. Hep kendimi ifade etme zorunluluğu hissediyorum. Bu sete geldiğim zaman insanlar biraz tedirgindi. Hani Şehrazat'ım, sert ve donuğum ya. Sonra Bergüzar'la tanıştılar ve normale döndü işler.

MEDYADA SÜREKLİ KENDİMİ GÖRMEKTEN ÇOK SIKILDIM
- Bu kadar göz önünde olmak, sürekli medyada yer almak bir noktadan sonra zor olsa gerek?
- Çok zor ve gerçekten çok sıkıldım. Medyada sürekli kendimi görmekten, kendi kulvarımdaki birçok kadın oyuncuyla sürekli kıyaslanmaktan çok sıkıldım. Ben bu mesleği sevdiğim için yapıyorum ama sevgimi de tüketmeye çalışıyorlar.

- Peki, hiç iğneyi kendinize batırdınız mı?
- Ben de hata yapmışımdır, bunun üzerine de çok düşündüm. Muhakkak bir yerde yanlış yapmışımdır. Yumuşak başlı bir halim var, bunun suistimal edildiğini düşünüyorum. Artık eskisi gibi iyi ve yumuşak başlı değilim. Konuşmuyorum, bu söyleşiyi de sinema söyleşisi olduğu için yapıyorum. Açıkçası ben halktan biri olsaydım, Bergüzar Korel'i sürekli görmekten sıkılırdım. İnsanlar sıkılabilir, bu düşünülmüyor bizde.

- Artık dizi bitti, o size sıkıntı veren Şehrazat'ı içinizden attınız mı?
- Attım, çoktan attım. Açıkçası Erol Abi'ye (Avcı) minnettarım, böyle bir işi bana güvenip verdiği ve sırtlamama yardımcı olduğu için. Dizideki bütün arkadaşlara minnettarım, onlardan çok şey öğrendim. Ama şunu kimse anlamadı. Şehrazat bir roldü ben onu oynadım bitti. Artık şu anlaşılsın istiyorum, ben genç bir oyuncuyum, tiyatro okudum, farklı rolleri oynayabilirim. İyi oyuncuyum demiyorum, ama bu güce sahibim.

HALİT'E ÇOK ALIŞTIM!
- Filmin çekimleri sırasında evlendiniz. Kocanız Halit Ergenç de film çekiyor şu aralar.
- Evlendik, ama ben hiçbir şey anlamadım. Biz zaten tatil yapmıştık. Onun için balayına gitmedik. Öyle şaşalı bir evlilik istemedim. Evlendik sonra setlere döndük hemen. Ama Halit çok uzun saatler çalışıyor.

- Görüşebiliyor musunuz?
- Pek görüşemiyoruz. Onu göremeyince biraz üzülüyorum. Çünkü ona çok alıştım artık. Ama muhasebeci değiliz ya oyuncuyuz, böyle durumlar olacak hayatımızda. (Gülüyor)

- Halit Ergenç'in rol aldığı filmde biraz 'sakıncalı' sahneler izleyeceğiz. Nasıl olacak tepkiniz, kendinizi tarttınız mı?
- Oyunculuk böyle bir şey. Bu işin bir parçası. Benim de Binbir Gece'de bu tür sahnelerim vardı. Yumuşatarak çektik. Hani hikâye gerektiriyorsa yapacak bir şey yok.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: